AKP ve Sosyal Yardımlar: Ücretli Çalışmanın ve Aile Etiğinin Dayatılması

-
16

Türkiye’de sosyal yardım sisteminin klientalist özellikler sergileyen, sübjektif değerlendirmelere ve keyfi uygulamalara açık bir yapı sergilediğine dair genel bir uzlaşı vardır. Bu bakış açısı açısından, bürokratik-rasyonel bir işleyişin yokluğu sistemin esas sorunu olarak görülmektedir. Karar alıcıların sahip olduğu esneklikler ve takdir yetkisi nedeniyle yardımların “gelişi güzel/rastgele” dağıtıldığı, yardımlara erişimin yalnızca “yandaşlık”, “iktidar destekçiliği” ile ilgili olduğu algısı güçlüdür. Kuşkusuz yardım dağıtımında klientelist unsurlar geniş bir yer kaplamaktadır. Ancak bu unsurlara bakarak, yardım dağıtımına ilişkin genel bir kalıbın bulunmadığı düşünülmemelidir. Yoksul yardımlarının tarihi, devletin yoksullara yönelik yardım programlarının hem işçileşme sürecinin yönetilmesi (Neocleous, 2006) ile hem de piyasa ideolojisinin beslenip güçlendirilmesi (Piven ve Cloward, 1971) ile yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla devletin yoksullara yönelik yardımları, ücretli işçiliğin inşası, geleneksel cinsiyet rollerinin tahkim edilmesi, piyasa ilke ve değerlerinin dayatılması gibi pratikler üzerinden şekillenir. Bu çerçeveden bakıldığında Türkiye’de sosyal yardımların gelişi güzel dağıtıldığı tespiti isabetli değildir. Tersine, sosyal yardımların örgütleniş ve dağıtımına ilişkin son derece belirgin bir yardım dağıtım kalıbı vardır. Yardım kalıbı, sosyal yardım almaya layık görülen ve sıklıkla yoksul, muhtaç düşkün olarak nitelenen nüfus kategorilerinin tanımlanması (yaşlılar, özürlüler, kadınlar gibi), yardımlardan dışlanması gerektiği düşünülen nüfus gruplarının (genç erkekler, kriminal faaliyetlerle bağı olanlar) belirlenerek diğer yoksullardan ayrıştırılması ve yoksullara yapılacak yardımın tür/nitelik/süresinin belirlenmesine (düşük elverişlilik) ilişkindir. Bu kalıp, klientelist-paternalist uygulamalara olanak sağlayan öğeleri de bünyesinde barındırır. Ancak bu unsurlar, yardımların yardım kalıbı içerisinde ‘hak eden yoksul’ kategorisinde yer alanlar arasında somut olarak kimlere dağıtılacağına ilişkindir. Bu yönüyle ikinci dereceden, minnet ekonomisi ve onun siyasal sonuçları bağlamında önemlidir.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---