Alternatif Medyanın Eleştirel Bir Teorisine Doğru

Alternatif Medyanın Eleştirel Bir Teorisine Doğru

Want create site? With Free visual composer you can do it easy.

Bu makale alternatif medyanın nasıl tanımlanması gerektiği sorusunu ele almaktadır. “Her şey, bir noktada bir başka şeyin alternatifi olduğu” (Downing, 2001, s. ix) için, alternatif medya teriminin teorik bir kavramsallaştırmasına ihtiyaç vardır. Alternatif teriminin sadece ana akım medyaya karşı alternatif bir duruş sergilemekle mi ilgili olduğu ya da terimin, bu tür bir medyanın egemenliğin tüm formlarına meydan okumayı ve kapitalizme karşı toplumsal alternatifleri beslemeyi mi ima ettiği belirleyici bir sorudur. Alternatif medya terimi ile özellikle politik olarak ilerlemeci, amacı kapitalizmle ve şirket (medyası) gücüyle mücadele olan solcu medya mı kastediliyor yoksa terim muhafazakâr, sağcı ve baskıcı medyayı da kapsıyor mu (Downing, 2001, s. 88)?

Göstereceğimiz gibi birçok alternatif medya âlimi, alternatif medyanın örgütsel ilkeler bakımından ana akım medyadan farklılaştığına işaret etmektedir. Onlara göre alternatif medyayı katılımcı, kolektif örgütlenme, yatay yapılar ve ticari olmayan finansman karakterize etmektedir.

Kolektif ve taban hareketi örgütlenme ilkelerini destekleyen Indymedia, iyi bilinen çevrimiçi alternatif bir medya aracıdır. Indymedia “kolektif olarak çalıştırılan”, “merkezsiz ve özerk bir iletişim ağı” olup “demokratik açık yayıncılık sistemi”ni kullanmaktadır (Indymedia, 2009). Fakat katılımcı üretim ilkeleri sadece ilerlemeci sosyal hareketler ve solcu politik aktivistler tarafından kullanılmaz. Muhafazakârlar da aşağıdan-yukarıya medya üretimine gittikçe artan düzeyde ilgi duymaktadırlar. Muhafazakâr katılımcı bir medya aracı örneği, “muhafazakâr politik katılımı harekete geçirmek üzere sohbet radyosu, internet, internet günlüğü (blog) ve internet üzerinden görsel ve işitsel medya paylaşımını içeren […] taban hareketi medyasını” bir araya getiren çevrimiçi www.townhall.com topluluğudur. Bush-Cheney ‘04’ün e-kampanya yöneticisi olarak görev yapan Chuck DeFeo web platformunun amacını şöyle tanımlıyor: “İşte işimiz: insanların politik tartışmalarda görüşlerini dile getirebilmeleri için bir platform ve fırsatlar yaratmak” (DeFeo, 2007). Her iki medya aracının da kendileri için yaptıkları tanımlamalar, katılımı odak almaları bakımından (pratikte katılım seviyeleri farklılık gösterse de) birbirine çok benzerdir.

Bu bize hem Indymedia hem de Townhall’un medya üretiminde yurttaş katılımını teşvik etme niyetini dile getirme isteğinde olduklarını gösterir. Bununla birlikte siyasi hedefleri bakımından farklılık gösterirler: Indymedia “insanlığı özgür kılmak” ve “şirket medyasının çarpıklıklarını” bütünüyle görmek için “gerçeğin radikal, tam ve ihtiraslı ifadelerini” yaratmak istiyorken (Indymedia, 2009), Townhall muhafazakâr değerleri sürdürmek ve “şu muhafazakâr sesleri yükseltmek” istiyor (Townhall, 2009). Bu durumda her ikisini de alternatif medya olarak düşünmemiz akla uygun mudur? Ya da alternatif terimi, medya üretiminin dayandığı hareketleri, grupları, çıkarları ve dünya görüşlerini ayırt etmeye mi yardımcı olmalı? Bu soruya cevap vermek, alternatif medya teorisine dayandırılmak zorunda olan ayrıntılı bir alternatif medya tanımını gerekli kılar.

En çok başvurulan yaklaşım, alternatif medyayı katılımcı medya olarak kavrayan yaklaşımdır. İlk olarak bu modelin örneklerini tartışacağız, daha sonra bir eleştirisini formüle edeceğiz. Bu tartışmaya dayanarak kendi alternatif medya anlayışımızı eleştirel medya olarak ortaya koyuyoruz.

Katılımcı Medya Olarak Alternatif Medya

Katılımcı medya yaklaşımları, demokratik medyanın olanaklarının, medya üretimine erişimin açık kılınması yoluyla gerçekleştirilebileceklerine vurgu yaparlar. Medya sisteminin katılımcı bir örgütlenmesine dair fikirler, medyanın diyalog ve iletişimsel mübadeleyi mümkün kıldığı ve içinde bütün alıcıların aynı zamanda üretici oldukları bir medya sistemi tasavvur eden Bertolt Brecht’in, Walter Benjamin’in ve Hans Magnus Enzensberger’in çalışmalarında hâlihazırda bulunabilir. Bugün alternatif medya ile ilgili olan birçok yaklaşım demokratik medya sisteminin bu vizyonuna sahiptir. Öyle ki örneğin Nick Couldry, alternatif medyanın en önemli görevinin, yüksek derecede yoğunlaşmış medya sistemine ve sonuçta ortaya çıkan kapitalist kitle araçlarının sembolik gücüne “yerleşik işbölümünün (hikâyelerin üreticilerine karşı hikâyelerin tüketicileri)” üstesinden gelmek suretiyle meydan okumak olduğuna işaret eder (Couldry, 2003, s. 45). Couldry’ye göre alternatif medyanın özgürleştirici ve ilerletici potansiyeli, medya üretiminin kamunun geniş bir kesiminin erişimine açılmasında yatmaktadır. Bu, kapitalist kitle iletişim araçlarının inşa ettiği gerçekliğin karşısına toplumsal gerçekliğin diğer versiyonlarının koyulmasıyla kitle iletişim araçlarının adlandırma gücüne meydan okunmasına imkân verecektir. Alternatif medya üreterek medya gücü elde eden medya aktörleri üzerindeki güçlü vurgu, bu yaklaşımın öznel yönüne işaret eder.

Topluluk medyası yaklaşımları, kolektif aktörlere ve bireylerin güçlendirilmesine odaklanır. Topluluk medyası, belirli bir coğrafi topluluğa ya da bir çıkar topluluğuna hizmet eden medya olarak anlaşılır ve profesyonel olmayanların medya üretimi, organizasyonu ve yönetimiyle aktif olarak uğraşmalarına izin verir (Coyer, 2007; Jankowski, 2003, s. 8; KEA, 2007, s. 1; Lewis, 1976, s. 61; Peissl and Tremetzberger, 2008, s. 3). Örneğin Dünya Topluluk Radyosu Yayıncıları Birliği’ne (AMARC[2]) göre, topluluk radyosu “kâr peşinde koşmak yerine toplumsal kazanç ve topluluk yararı için çalışmalı; hizmet etmeyi amaçladığı topluluğun mülkiyetinde ve ona karşı hesap verebilir olmalı ve program yapımında ve yönetimde topluluğun katılımını sağlamalıdır” (AMARC, 2007, s. 63). Bunun gibi katılımcı medya yaklaşımları, medya üretim süreçlerinde olduğu kadar yönetim süreçlerinde de katılımı alternatif medyanın merkezi tanımlayıcı özelliklerinden biri olarak kabul ederler. Bu bağlamda Nico Carpentier üretim süreci içindeki katılımı içeriğe-bağlı katılım olarak adlandırırken, karar verme sürecine dâhil olmayı yapısal katılım olarak adlandırır (Carpentier, 2007a, s. 88).

Dagron için katılımcı üretim süreçleri alternatif medya projelerinin çekirdeğini oluşturur: “Bana göre alternatif iletişim özünde katılımcı iletişimdir ve alternatif ruh, katılımcı bileşen en aza indirilmediği ve dışarda bırakılmadığı sürece sürdürülür” (Dagron, 2004, s. 48). Clemencia Rodriguez, yurttaş medyası terimini kullanarak, alternatif medyanın, kendisinin üretimine katılanlara aktif yurttaşlar olma yolunda yardım edebileceğini göstermek istiyor (Rodriguez, 2003, s. 190). Katılımcı medya yaklaşımının önemli bir diğer temsilcisi de Chris Atton’dur. Atton, alternatif medyanın mevcut kapitalizmin ötesinde bir toplum fikrini öngörmesi gerektiğini iddia eder. Bu bağlamda, ona göre esasen medya içeriği düzeyinde hayata geçirilemeyecek, fakat alternatif, anti-kapitalist ve katılımcı örgütlenme pratikleri ile hayata geçirilebilecek “prefigüratif siyaset”ten bahseder (Atton, 2002, s. 21).

Bizim izlenimimiz, medya üretiminde ve örgütlenmede profesyonel olmayan katılımın önemini vurgulayan katılımcı medya yaklaşımlarının[3], alternatif medya çalışmaları alanına hâkim olduğu yönündedir. Buna binaen bir sonraki bölümde katılımın alternatif medyayı tanımlamak için uygun bir kavram olup olmadığını tartışacağız.

Katılımcı Medya Yaklaşımının Bir Eleştirisi

Katılımcı medyanın temsilcileri, katılımcı üretim süreçlerinin birtakım özgürleştirici toplumsal sonuçlarına işaret ederler. Servaes’e göre katılımcı iletişim, “sosyal değişim, kültürel gelişme ve demokratikleşmenin bir taşıyıcı öznesidir” (Servaes, 1999, s. 269). Carpentier, katılımcılığı teşvik etmekle alternatif medyanın, yurttaş tutumunun güçlenmesine katkıda bulunduğuna ve “yurttaşların gündelik hayatla ilgili birçok (mikro-) alanda etkin olması ve iletişim haklarını hayata geçirmeleri imkânını yarattığına” işaret eder (Carpentier, 2007a, s. 88). Katılımcı medya sembolik gücün yoğunlaşmasına karşı çıkabilir (Couldry, 2003), sıradan insanları, onları söz sahibi kılarak güçlendirebilir (Carpentier, 2007b; Dagron, 2004; Girard, 1992, s.13; Jankowski, 2003, s. 8; Rodriguez, 2003) ve iradeleri doğrultusunda bir hayat sürmeleri için onlara destek olabilir (Rodriguez, 2003).

Katılımcılığın, katılımcı üretim süreçlerine dâhil olanlar üzerinde olumlu etkileri olabileceğine katılıyoruz. Bununla birlikte alternatif medyanın sadece katılımcı üretim süreçlerini uygulayarak şirket medyasının gücüne ve egemen söyleme etkili bir şekilde karşı koyabileceğinden şüpheliyiz. Üretici-tüketici[4] katılımı alternatif medyayı tanımlayan merkezi kriter olarak kullanmak, sonraki üç altbölümde tartışacağımız üzere, üç açıdan sorunludur.

Katılımcı Medyanın İlk Sınırlılığı: Kamusal Alanının Parçalanması

Kamusal alanın parçalanması tehlikesine yol açan küçük ölçekli katılımcı medya genellikle marjinal kalır. Profesyonel örgütlenme süreçlerini reddeden katılımcı, ticari olmayan medya, kamusal görünürlük kazanmayı ve geniş bir karşı-kamu oluşturmayı zorlaştıran kaynak yokluğundan sıklıkla muzdariptir. Ancak kamusal görünürlük, kapitalizmin baskıcı karakterine ilişkin farkındalığın arttırılması ve radikal sosyal dönüşümlerin desteklenmesi için zorunludur. 1980’lerde Comedia araştırma grubu alternatif medyayı katılımcı medya olarak tanımlayan yaklaşımları eleştirmiştir. Comedia’ya göre, birçok alternatif medya projesinin kamusal marjinalliği, profesyonel örgütlenme yapılarının eksikliğinden kaynaklanır (Comedia, 1984, s. 95). Kolektif örgütlenme yapılarının dezavantajı, zaman ve kaynakların yüksek seviyede harcanması olur. Bu nedenle alternatif medya “alternatif bir getto” içinde kalmayı sürdürür. Bundan kaçınmak için alternatif medya, “pazarlama ve reklam gibi kapitalist becerilerin kendilerinin politik hedeflerini ilerletmek amacıyla kullanılabileceğini” kabul etmelidir (Comedia, 1984, s. 101).

Bu bağlamda Knoche (2003) alternatif medyanın (bağımsız radyolar gibi) devletten, piyasadan ve sermayeden bağımsız olmayı hedeflediğini, ancak baskılayıcı yapılar ve özgürleştirici hedefler arasındaki antagonizma ile karşı karşıya olduğunu ileri sürer. Kapitalist bir toplumda bu yapıların dışında hareket etmek mümkün değildir. Kaynak, ilgili izleyici ve katılımcıların eksikliği ve kendi kendini sömüren güvencesiz emeğe dayanma, çoğunlukla ticarileşme baskıları ve geniş izleyici kitlesine ulaşmak amacıyla radikal içeriklerin marjinalleştirilmesi ya da terk edilmesi, yanı sıra kâr amacı gütmeyen önemsiz tazı yarışları olarak kalma daimi tehdidi ile sonuçlanır (Knoche, 2003, s. 10).

Bir tehlike, birçok alternatif medya projesinin marjinalliğinin Habermas’ın (1991) kamusal alanın parçalanması olarak adlandırdığı bir tehlikeyle sonuçlanmasıdır. Küçük karşıkamular[5] birbirlerine bağlanmalı ve birleşik bir karşı-kamusal alan oluşturmalıdırlar. Bu durumda toplumda daha görünür hale gelebilirler ve egemen söyleme etkili bir biçimde karşı koymaları daha muhtemeldir. Alternatif medya alanı için bu, daha geniş politik projelere angaje olmayan kendine yeter alternatif medya projelerinin bireyci vazgeçiş alanlarına dönüşecekleri anlamına gelir. Hâlbuki politik vizyonlar ve pratikler geliştirip daha geniş bir politik karşı-kamusal alan oluşturmak için birlikte hareket eden alternatif medya ağları, daha büyük ölçekli politik değişim süreçlerini destekleyecek potansiyele sahiptirler. Bu yüzden bütün sömürülen, ezilen ve dışlanmış grup ve bireylerin erişimine açık, geniş bir karşı-kamusal alanı, politik değişim süreçleri için önemli bir zemin olarak düşünebiliriz. Buradan çıkan sonuç, küçük ölçekli bireyselleşmiş alternatif medyanın tek başına, büyük, dönüştürücü toplumsal mücadele ya da hareketlerin etkili birer parçası olamayacaklarıdır. Çoğu durumda, üreticilerini memnun eden ve avutan yaşam tarzı siyasetinin bir ifadesi olarak kalacak, hatta kolektif politik mücadeleleri önleyen ideolojiler haline geleceklerdir çünkü bu üreticilerin politik aktivizm için zamanı yoktur ve kendi bireysel ürünlerini yeterli birer beyan olarak görürler. Fakat kitlelere ulaşmayan bir beyan hiçbir biçimde yeterli bir beyan değildir, yalnızca duyulmadan kalan, dolayısıyla da etkisiz bireysel bir feryattır.

Rodriguez (2003) ve Dagron (2004) gibi bazı katılımcı alternatif medya yaklaşımı temsilcileri, geniş bir izleyici kitlesine ulaşmanın alternatif medya projeleri için bir amaç olmadığına vurgu yaparlar: “Alternatif medyanın, coğrafi açıdan ya da kullanıcılar açısından yayın alanının sınırlı olması haricinde iyi olduğunu iddia eden herhangi birisi, alternatif medyanın gerçekten ne olduğunu anlamamıştır” (Dagron, 2005, s. 49f). Sosyal hareketler ya da protest gruplar gibi mevcut sosyal ağlar arasında iletişim sağlamayı ya da yerel topluluk oluşturmayı hedefleyen bir alternatif medya türü için bu belki doğru olabilir. Bu gibi durumlarda, alternatif medyanın, katılımcı bir tutum içinde örgütlenmesi ve her alıcının karşılıklı fikir alışverişine ve diyaloğa izin vermek üzere mesajların aynı zamanda üreticisi haline gelebilmesi önemlidir. Bununla birlikte, egemenlik ve baskı yapılarını eleştirme ve kapitalist kitle iletişim araçlarının ihmal etme eğilimde olduğu konularla ilgili habercilik yapma yoluyla bir karşı-kamusal alan tesis etmeyi hedefleyen başka bir alternatif medya çeşidi de düşünülebilir. Bu tür bir alternatif medya, sosyal mücadeleleri tahrik etmekte ve farkındalığı arttırmakta başarılı olmayı istiyorsa kamuoyunun dikkatini celp etmek zorundadır. Bu tür bir alternatif medyanın örgütsel yapılara ve mali kaynaklara ihtiyacı vardır.

Katılımcı medya olarak alternatif medya tanımları çoğunlukla ticari-olmayan finansmanı da içerir (örneğin bkz. Atton, 2002; Peissl and Tremetzberger). Fakat kapitalizmde, para olmadan, alternatif medya üretimi, medya üreticilerinin kendi kendilerini sömürmelerine, düşük maliyetli üretim tekniklerine ve alternatif dağıtım kanallarının kullanımına dayanır. Bu, sürekli üretim ve geniş bir izleyici kitlesine ulaşmada sorunlar yaratır. Kamusal görünürlük kazanma, medya ürünleri üretimi ve dağıtımında kullanılacak finansal kaynaklar gerektirir. Kapitalizmde, reklam aralıkları satmak gibi ticari finansman mekanizmaları kullanmadan bu kaynakları elde etmek çok zordur. Bu gibi kapitalist finansman teknikleri kullanmak, kapitalizmin eleştirisi niteliğinde olan özgürleştirici alternatif medyanın politik hedefleriyle çelişir. Bununla birlikte, alternatif medya, kapitalist sistemin dışında konumlandırılmış değil ve bu yüzden ticari finansman teknikleri kullanılmadan elde edilmeleri zor olabilecek ürünlerin üretim ve dağıtımı için gerekli finansman kaynaklarına bağımlıdır.

Bu finansal sorunlar bağlamında internetle birlikte ucuz, katılımcı bir medya üretimi için (bkz. Atton, 2004; Bennett, 2003, s. 34; Couldry, 2003, s. 45; Hyde, 2002; Wright, 2004, s. 90), kapı nöbetçilerini atlatmak için (cf. Bennett, 2004, s. 141; Meikle, 2002, s. 61; Rosenkrands, 2004, s. 75) ve potansiyel olarak küresel bir izleyici kitlesine ulaşmak için (bkz. Meikle, 2002, s. 60f; Vegh, 2003, s. 74) yeni imkânların ortaya çıktığı sık sık ileri sürülmektedir. İnternetin, kolay ve ucuz medya üretimini olanaklı kılan geniş bir araçlar yelpazesi sağladığı kesinlikle doğrudur. Fakat internetle beraber, aynı zamanda, alternatif medya üretimi için önem arz eden bir başka sorun, daha da açık hale gelir: üretilen ve dağıtılan her medya içeriği kamusal görünürlük kazanmaz ve tüketilmez (bkz. Curran, 2003, s. 227; Rucht, 2004, s. 53; Wright, 2004, s. 84). Üreticiler ve tüketiciler arasındaki ayrımı ortadan kaldıran iletişim araçlarının, mübadeleyi mümkün kılan ve içinde herkesin sesinin duyulduğu daha demokratik bir medya sistemine kendiliğinden yol açacağı umuduna bel bağlanmamalıdır. Diğer yandan internetteki politik ve finansal güç, kamu görünürlüğünü elde etmek için elzemdir. Müesses kapitalist medya kuruluşları gibi kendi web sitelerinin reklamını yapabilen projeler, birçok alternatif medya projesinde olduğu gibi kaynağı olmayan projelere göre daha avantajlıdırlar. Bu bize, özgürleştirici bir medya sistemi gerçekliğini inşa etmek için medya üreticileri ve medya tüketicileri arasındaki ayrımı ortadan kaldırmanın yeterli olmadığını gösterir. Kamusal görünürlüğün derecesi hâlâ güç ilişkileri tarafından belirlenmektedir. Bu bağlamda Pajnik ve Downing’e göre, “çağdaş dünyada sesini duyurmanın söylenenden daha önemli olması olağandışı değildir. Sonuç, eşitler arası fikirlerin karşılıklı alışverişi yerine birbirine nihai olarak tekdüzeliğe ve standartlaşmaya varan eşzamanlı bir monologlar kakofonisidir” (Pajnik and Downing, 2008, s. 7). Medya üretimini erişime açmak suretiyle sıradan insana söz hakkı vermek sahiden demokratik bir medya sisteminin ortaya çıkması için yeterli değildir. İnsanların sadece konuşabildiği ancak seslerini duyuramadıkları bir ortamda katılım çok sınırlı kalır. Bu cihetle özgürleştirici medya potansiyelleri üzerine tartışmalar, kapitalizmin merkezi bir özelliği olarak yapısal eşitsizlikleri de dikkate almak zorundadır.

     Katılımcı Medyanın İkinci Sınırlılığı: Katılım, Kâr Biriktirmenin Bir Aracı Olarak ya da Baskıcı Politik Hedefleri Gerçekleştirmeye Çalışmak İçin Kullanılabilir

Katılımcı üretim süreçlerinin mutlaka özgürleştirici olması gerekmez, baskıcı amaçları gerçekleştirmeye çalışmak için de kullanılabilir. Katılımcı medya yaklaşımının kimi temsilcileri, alternatif medyanın özgürleştirici etkilerinin, üretim sürecinin kendisinden kaynaklandığını ileri sürerler (örneğin bkz. Dowmunt and Coyer, 2007; Rodriguez, 2003): “Alternatif medyanın politik karakteri, çoğunlukla içerikten bağımsız bir biçimde, salt üretim eylemi içine yerleştirilmiş olmakla, ortadadır” (Dowmunt and Coyer, 2007, s. 2). Biz katılımcı medyanın bu şekilde özgürleştirici kabul edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bir yandan katılımcı üretim süreçleri muhafazakâr üretim ya da hatta aşırı sağ içerikler için bile kullanılabilirler. Viguerie ve Franke (2004) America’s right turn: how Conservatives used new and alternative media to take power[6] adlı kitaplarında, Birleşik Devletlerde muhafazakârlığın yükselişinde “alternatif medya”nın önemine vurgu yapmaktadırlar. Hillard ve Keith (1999) çeşitli örnek olay incelemelerine referansla radikal sağın, tüm medya tiplerini kendi politik hedeflerini meşrulaştırmada ve iletişimde nasıl kullandıklarını göstermişlerdir. Bart Cammaerts da “internetin (yanı sıra öteki medya araçlarının) ilerlemeci olmayan tepkisel hareketler, diyelim ki radikal ve dogmatik Katolik hareket, köktendinci Müslüman hareket ya da aşırı sağ –post faşist- hareket tarafından yaygın kullanımına” dikkat çeker (Cammaerts, 2007b, s. 137).

Giriş bölümünde, muhafazakâr katılımcı medya aracına örnek olarak Townhall.com’dan zaten bahsetmiştik. Muhafazakâr katılımcı gazeteciliğin başka bir örneği de FreeRepublic.com’dur: “Free Republic, bağımsız, taban muhafazakârlığı için webteki başlıca çevrimiçi toplanma yeridir.” “Free Republic geleneksel muhafazakâr taban hareketinden aktivistlerin ilgilerine adanmış bir sitedir” (Free Republic, 2009). Fakat sadece muhafazakârlar değil aşırı sağ gruplar da internetteki katılımcı araçları kullanmaktadırlar. Almanya Ulusal Demokratik Partisinin çevrimiçi forumu buna bir örnektir (National Democratic Party of Germany, 2009). Katılımcı üretim süreçlerinin önemine vurgu yapan Chris Atton bizzat “katılımın kendi başına” olumlanmasına karşı uyarıda bulunuyor (Atton, 2008, s. 217). Özellikle katılımcı üretim süreçlerine odaklanan alternatif medya tanımları, medyanın özgürleştirici ve baskıcı kullanımlarını ayırt edemezler.

Diğer yandan katılımcı üretim süreçleri çoğunlukla sermayenin harcı olarak kabul edilirler. Özellikle de internette durum budur. Şu anda Web 2.0 olarak adlandırılan sosyal iletişim ağı platformları ve sosyal yazılım, birçok kişi tarafından iddia edildiği gibi yeni bir katılımcı demokrasi çağına sebebiyet vermiş değil. Smythe (1981) medya reklam modellerinde izleyicinin meta olarak satıldığını iddia etmektedir: “İzleyici gücü, üretildiği, satıldığı, satın alındığı ve tüketildiği için bir fiyata sahiptir ve bir metadır. (…) Siz izleyici kitlesinin mensupları karşılığı ödenmemiş mesainizi uzatır ve bunun karşılığında program malzemelerine ve açık reklamlara ulaşırsınız” (Smythe, 1981 [2006], s. 233 ve 238). Çevrimiçi reklamlar yoluyla kâr getiren kullanıcı tarafından oluşturulmuş içeriklerin, ücretsiz erişim sağlayan sosyal iletişim ağı platformlarının ve ücretsiz erişim sağlayan diğer platformların yükselişiyle Web, sermaye tarafından TV ya da radyo gibi geleneksel kitle iletişim araçlarında kullanılan birikim stratejilerine yakınlaşmış görünüyor. Veri googlelayan, You Tube’a video yükleyen ya da You Tube’dan video izleyen, Flickr’a kişisel görüntülerini yükleyen ya da Flickr’da kişisel görüntüler tarayan ya da MySpace ya da Facebook gibi sosyal iletişim platformlarında içerik alışverişinde bulunduğu arkadaşlar derleyen, buralardan çevrimiçi iletişim kuran kullanıcılar, reklamcılara satılan bir meta izleyici meydana getirirler. Geleneksel kitle iletişim araçlarındaki meta izleyici ve internetteki meta izleyici arasındaki fark, ikinci durumda kullanıcıların aynı zamanda içerik üreticileri olmalarıdır; kullanıcıların sürekli yaratıcı aktivite, iletişim, topluluk oluşturma ve içerik üretimi ile meşgul olmaları halinde kullanıcı tarafından oluşturulan içerik mevzubahistir. Çok sayıda kişi arasında iletişimi olanaklı kılan internetin merkezi olmayan yapısı sayesinde kullanıcılar internette, TV ya da radyo içeriğinin alımlanmasına göre daha aktiflerdir. Alımlayıcıların sürekli aktivitesi ve üretici-kullanıcı[7] statüleri nedeniyle, internet için, meta izleyicinin bir meta üretici-kullanıcı olduğunu ileri sürebiliriz (Fuchs, 2008, 2009, 2010 –ayrıca bkz. Terranova, 2000). Meta kullanıcı-üretici kategorisi medyanın katılımcı sistemler yönünde demokratikleşmesinin delili değildir, aksine katılımcı demokrasiyi reddeden ve onun tam olarak zıddı olan insan yaratıcılığının tamamen metalaşmasının delilidir. Çevrimiçi kaldıkları zamanın çoğunda kullanıcılar Google, News Corp. (MySpace’in sahibi) ya da Yahoo! (Flickr’ın sahibi) gibi büyük şirketler için kâr üretirler.

Sonuç, katılımcı üretim süreçlerinin, kapitalist medya gücüyle mücadele etmek yerine ona payanda olmasıdır. Bu nedenle “katılımcı kültür” fikri kolaylıkla kapitalist ekonomiyi olumlayan bir ideolojiye dönüşebilir. Hal böyleyken dahi katılımcılık üzerine konuşmak kabul edilmeyebilir. Bu durumda katılımdan bahsetmenin gerekip gerekmediği hususu bile tartışılırdır. Herbert Marcuse’ye uyarak, katılımcı kültür fikrinin bugün baskıcı hoşgörü işlevi gördüğünü söyleyebiliriz: “Ancak, diğer düşünceler muhafazakâr çoğunluğun (entelijansiya tarafından kuşatıldığı kadarıyla dışarısının) devasa ölçeğinde ifade edilebilirler, derhal halk diline göre ‘değerlendirilirler’ (yani kendiliğinden öyle anlaşılırlar) (…) Antitez, teze göre yeniden tanımlanır” (Marcuse, 1965, s. 96). Alternatif medya ve telefonla bağlanılabilen gösteriler, bloglar, wikiler gibi “katılımcı medya” yurttaşların fikirlerini ifade etmelerine imkân sağlar ancak bu fikirler kendiliğinden etkili olmazlar çünkü sermaye yoğunlaşması büyük şirketlere kamuya ulaşmada muazzam avantajlar sağlar. “Alternatif medya” kapitalizmde oynadığı rolle ilişkili olarak, bu nedenle de kapitalizm bağlamında tartışılmalı.

     Katılımcı Medyanın Üçüncü Sınırlılığı: Dışlayıcılık

Alternatif medyayı tanımlamada belirleyici kriter olarak katılımcı medya süreçlerinin kullanılması, eleştirel içerik sağlasa da profesyonel örgütlenme yapılarını kullanan muhalif birçok medyayı dışlamaktadır. Bu türdeki medyaya örnek verirsek: The New Internationalist, Z Magazine, Rethinking Marxism, Historical Materialism, New Left Review, Le Monde Diplomatique ya da Monthly Review. Alternatif medyayı katılımcı medya olarak tanımlamak, eleştirel içerik ihtiyacını karşılayıp karşı-kamusal alanların oluşturulmasına katkıda bulunsalar da bu tür muhalif yayınları dışlar.

Katılımcı üretimin alternatif medyayı tanımlamak için elverişli bir kriter olmadığı iddiası, ne katılımcı medyanın alternatif medya olarak düşünülmemesi gerektiği ne de kapitalizmde bu her zaman istenilen ölçüde mümkün olmasa da alternatif medyanın örgütsel yapı içinde katılımcı bileşenlere görev vermek için gayret göstermediği anlamına gelir. Katılımcı süreçler böyle özgürleştirici olmayıp baskıcı hedeflerin gerçekleştirilmesi için kullanılabilir oldukları sürece alternatif medyayı tanımlamak için farklı bir kritere ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz.

Eleştirel Medya Olarak Alternatif Medya

Bizim eleştirel medya olarak alternatif medya anlayışımız, medya sisteminin diyalektik bir kavrayışına, medya aktörleri (üreticiler ve alımlayıcılar) ve medya yapıları (ekonomik ürün formu, medya içeriği, medya teknolojileri, medya kuruluşları, vs.) arasındaki diyalektik ilişki varsayımına dayanır. Bu, medya yapılarının medya aktörlerinin eylemlerini mümkün kıldığı ve sınırladığı anlamına gelir, yine medya aktörleri de eylemleri vasıtasıyla medya yapılarını şekillendirirler. Medya aktörleri ve medya yapıları arasındaki karmaşık, karşılıklı diyalektik ilişkiler, belirli bir tarihsel dönem ya da somut bir durum dâhilinde medya sisteminin toplumsal etkilerini oluştururlar. Medya sistemlerinin bu diyalektik anlayışına binaen kapitalist kitle iletişim araçları ile alternatif medyanın ideal tipi karşılaştırılabilir. Alternatif medyanın söz konusu ideal tipi, kapitalist kitle iletişim araçlarından hem aktör düzeyinde hem de yapısal düzeyde farklılaşır (bkz. Şekil 1).

(a) Yapısal düzeyde, ideal-tip alternatif medya, medya ürünlerinin ekonomik biçimi bakımından kapitalist kitle iletişim araçlarından farklılaşır: İdeal-tip alternatif medya, metalar yerine ticari olmayan medya ürünleri sağlar. Söz konusu medyalar aynı zamanda medya içeriği ve biçimi bakımından da farklılaşırlar: İdeal-tip alternatif medya, standartlaştırılmış biçimdeki ideolojik içerik yerine eleştirel içerik ve/veya karmaşık biçimi sağlar.

(b) Aktör düzeyinde ise, ideal-tip alternatif medya üreticiler ve tüketiciler arasındaki ayrımı ortan kaldırır, alternatif medya ürünlerinin tüm tüketicileri aynı zamanda üretim sürecine aktif bir biçimde dâhil olabilirler. Üretici-tüketici[8], mevcut medya içeriğini eleştirel olarak yorumlaması ve yeni eleştirel medya içeriği üretebiliyor olması bakımından eleştirel olmak zorundadır.

Şekil 1’de gösterilen kapitalist ve ideal-tip alternatif medya modeli diyalektiktir, çünkü medya üreticilerinin öznel bilgisi üretim süreci aracılığıyla medya ürünleri içinde nesnelleşmiş hale gelir. Üreticilerin öznel bilgisi nesnel bir yapıya dönüşür. Yine medya ürünleri alımlama süreci aracılığıyla öznelleştirilirler: Nesnel medya ürünleri öznel bilgiye dönüşür. Alımlama daha fazla üretimi de olanaklı kılar. Bu durum bize, aktörün ve yapısal düzeyin tamamen ayrışmış bütünlükler oluşturmadığını fakat birbirlerinden pay aldıklarını gösterir.

Şekil 1. Bir Kapitalist Kitle İletişim Araçları Modeli ve Bir İdeal Alternatif Medya Modeli

tablo_fuchs

Şekil 1’deki karşılaştırma kapitalist kitle iletişim araçları ve alternatif medya arasındaki katı ikiliği içerir. Fakat bugün alternatif medya üretimi kapitalist toplum şartları altında gerçekleştiğinden, ancak tamamen dönüştürülmüş toplumsal koşullar altında son raddeye dek tahayyül edilebilir olan ideal model, istenilen ölçüde gerçekleştirilemez. Üçüncü bölümde özellikle prefigüratif politikalar ve kolektif örgütlenme pratiklerini uygulamaya odaklanmış, bu yüzden de kendi medya ürünleri için bir izleyici kitlesine ulaşma konusunda çoğu kez başarısız olan alternatif medya modellerini eleştirdik. Bu, kapitalizmde ticari olmayan, katılımcı ve kolektif örgütlenmelerin çoğunlukla, sadece kamusal görünürlük ve politik etkinlik pahasına sürdürülebildikleri anlamına gelir. Kapitalizmde kamusal görünürlük kazanma, medya ürünlerinin üretimi ve dağıtımı için finansal kaynaklar gerektirir. İdeal bir alternatif medya modelini gerçekleştirme farklı toplumsal koşulları daha baştan varsayar. Bu ise insanların sadece tüketmek için değil aynı zamanda medya içeriği üretmek için de yeterli zamana ve beceriye sahip olmaları gerektiği ve medya üretimi için gerekli olan teknolojinin masrafsızca elde edilebilir olması gerektiği anlamına gelir. Kapitalizm içinde ideal bir modeli her bakımdan hayata geçirmeye çalışan alternatif medya, bu yüzden geniş bir izleyici kitlesine ulaşmakta kuvvetle muhtemel başarısız olacaktır. Ancak alternatif medya, kapitalist kitle iletişim araçları tarafından üretilen ideolojilere eleştirel bilgiyle etkili bir şekilde karşı koymak istiyorsa geniş bir izleyici kitlesine ulaşmak zorundadır. Kapitalizmde ideal alternatif medya modeli politik açıdan güçbelâ etkili olabilir. Toplumsal dönüşümü ve özgürleşmeyi destekleyen alternatif medya stratejilerinin geliştirilmesi için kapitalist kitle iletişim araçları ile alternatif medya arasındaki katı ikiliğe tümüyle sadık kalınmayabilir. Bu nedenle alternatif bir medya aracından bahsetmek için minimum gereklilikler tanımlanmak zorundadır. Bu, alternatif medyanın politik hedeflerini gerçekleştirmek için belirli seviyelerde kapitalist medya tekniklerini de kullanabileceği anlamına gelir. Alternatif medya kapitalist yapılardan faydalanabilir, aynı zamanda bu yapıları eleştirebilir de. Herbert Marcuse, “müesses kurumlar içinde çalışırken, bu kurumlara karşı çalışmaktan” bu bağlamda bahseder (Marcuse, 1972, s. 55).

Eleştirel içeriğin alternatif medyayı tanımlamak için asgari gereklilik olarak kabul edilmesi gerektiğini iddia ediyoruz: Kapitalizm toplumsal eşitsizliklere neden olan toplumsal bir sistemdir. Kapitalist bir toplumda katılım ancak çok sınırlı bir düzeye kadar mümkündür: Üretim araçlarının özel mülkiyeti, demokratik ekonomi düşüncesiyle bağdaşmayan merkezi denetim anlamına gelir. Macpherson (1973) ve Pateman (1970) gibi katılımcı demokrasi teorisi temsilcileri için katılımcı demokrasi, sadece söylemle ilgili değil, aynı zamanda ve en önemlisi de demokratik mülkiyet ve karar almanın tabandan olmasıyla ilgilidir. Bu yazarlar, demokrasinin ancak politik alanla sınırlandırılmayıp ekonomi gibi sistemlerin katılımcı mülkiyet ve karar almaya dayanmalarını sağlar biçimde tüm topluma yayılması halinde hakiki olabileceğini iddia ederler. Bu, katılımcı bir toplumun gerçekleştirilmesinin bugün bulunamayacak toplumsal koşulları gerektirdiği anlamına gelir. Katılımcı bir topluma yönelik toplumsal dönüşümlere katkıda bulunmak için eleştiri zorunludur. Eleştiri modern toplumun eşitsiz, baskılayıcı ve katılımcı olmayan karakterini göstermenin bir aracıdır. Eleştiri, radikal hümanizm, her türlü egemenliğe karşı muhalefet ve katılımcı demokrasi için mücadele olarak anlaşılmaktadır. Alternatif medyanın eleştirel içerik sağlamakla toplumsal dönüşümleri ilerletmeye yardımcı olabileceğini ve hakikaten katılımcı bir toplumun gerçekleştirilmesine katkıda bulunabileceğini iddia ediyoruz çünkü eleştirel içerik ilerlemeci politik çıkarları ifade eder ve toplumsal gelişmenin bastırılmış olanaklarının hayata geçirilmesine dikkat çekmeyi dener. Eleştirel medya, fenomenleri, toplumsal sorunlarla, toplumun olmak isteyip de olamadığı şeyle, egemen ve baskılayıcı toplumsal faaliyet modunu sorgulayıp onunla çelişen ve daha iyi bir topluma doğru değişimin pozitif güçleri halini alma potansiyeline sahip eğilimlerle ilişkilendirdiği ölçüde negatiftir. Eleştirel medya, her halükârda ezilen gruplar ve sömürülen sınıfların bakış açısını benimser ve baskı ve sömürü yapılarının belirli sınıfları diğerleri pahasına kayırdığı ve bu nedenle toplumsal mücadelelerle kökten dönüştürülmesi gerektiği yargısına varır. Eleştirel medya toplumu, ortaklaşmacı ve katılımcı potansiyelleri gerçekleştirme yönünde dönüştürecek toplumsal mücadeleleri ilerletmeyi hedeflemektedir. Horkheimer (2002) eleştirel teorinin asıl hedefinin, “hiçbir sömürü ve baskı içermeyen bir durumu” gerektiren (s. 241) “tüm bireylerin mutluluğu” (s. 248) olduğunu iddia eder. Katılım söylemden ve birisinin sesini yükseltmesinden ibaret değildir, daha çok maddi ve evrenseldir. Çoğunlukla alternatif medya ve topluluk medyası çalışmalarında ve uygulamalarında karşılaşılan felsefi açıdan idealist katılım kavramları, katı bir biçimde söyleme odaklanarak demokrasinin ekonomik mahiyetini dışarıda bırakan indirgemeci katılım kavramlarına dayanır. Katılımcı demokrasinin kurulması için toplumun bir bütün olarak eleştirisine ihtiyaç vardır. Alternatif medya, katılımcı demokrasi mücadelelerine dikkate değer katkılar yapma potansiyeline sahiptir ki bunun için eleştirel medya olarak hareket etmesi gerekir. İşte bu yüzden eleştirel medya olarak alternatif medya düşüncesini, kendi alternatif medya yaklaşımımızın temeline yerleştiriyoruz. Kalpsiz bir alternatif medya ruhu hiçbir zaman insanlığın acılarını hafifletmek için çalışmayacaktır.

Bize göre, alternatif medyadan bahsetmenin asgari gereği, yapısal düzeyde eleştirel medya içeriği ve/veya karmaşık biçimin sağlanması ve aktör düzeyinde medya üreticilerinin eleştirel içerik üretmeleridir. Ekonomik ürün biçimi düzeyinde ve üretim süreçleri düzeyinde alternatif medyanın ille de alternatif olmasına gerek yoktur. Bunun anlamı şudur ticari ve katılımcı olmayan medya da eleştirel medya içeriği ürettiği ve yaydığı sürece alternatif olarak kabul edilebilir (bkz. Şekil 2).

 

Şekil 2. Alternatif Medyanın Özellikleri

Kapitalist Kitle İletişim Araçları İdeal Alternatif Medya
Medya Yapıları

 

Medya Ürünlerinin Ekonomik biçimi Meta Olarak Medya Ürünü Ticari Olmayan Medya Ürünü
Medya ürünlerinin İçerik ve Biçimi İdeolojik İçerik ve Standartlaştırılmış Biçim ELEŞTİREL İÇERİK VE/VEYA KARMAŞIK BİÇİM
MedyaAktörleri

 

Tüketiciler Çok Sayıda Tüketici Eleştirel Tüketici Eleştirel Üretici-Tüketiciler
Üreticiler Az Sayıda Üretici ELEŞTİREL ÜRETİCİLER
Bu boyut zorunlu olarak bir alternatif medya aracı niteliği değildir.
Bu ayrım bir potansiyele işaret eder, ancak alternatif medya aracının zorunlu bir niteliği değildir.
BU AYRIM ALTERNATİF MEDYA ARACININ ZORUNLU BİR NİTELİĞİDİR.

Şekil 2 yapısal düzeyde medya ürünlerinin ekonomik biçiminin, medyanın alternatif karakteri için belirleyici olarak kabul edilmemesi gerektiğini gösteriyor. Alternatif bir medya aracından bahsetmenin asgari gereği eleştirel içerik ve/ve ya karmaşık biçimdir. Bazı eleştirel politik iktisatçılar medyanın hem ticari hem de eleştirel olmasının güçbelâ mümkün olacağını iddia ederler (örneğin bkz. Garnham, 2006; Knoche, 2003; Smythe, 1981, 2006). Onlara göre ticari finansman egemen sınıfa bağımlılıklar yarattığından zorunlu olarak ideolojik içeriğe yöneltir. İdeolojik içerik, kültürel metaların mübadele değeri karakterinin alımlamayı ve neticede ortaya çıkan düşünceleri standartlaştırmasının kuvvetle muhtemel olduğuna ve insanların bilinçlerinin egemen çıkarlar için potansiyel direnişi engellemek üzere araçsallaştırıldığına dikkat çeken birçok eleştirel kuramcı tarafından bu bağlamda kavranır. Ticari örgütlenmenin ideolojik içeriği zorunlu olarak belirlediği iddiası, ekonomik temelin kültürü tamamen belirlediği basit belirlenimci altyapı-üstyapı neden-sonuç modeline dayanır. Diyalektik bir altyapı-üstyapı modeline göre iki düzey birbirlerine bağımlıdırlar, birbirlerini karşılıklı olarak üretirler ve görece özerktirler (Fuchs, 2008, s. 62–71). Bu nedenle altyapı olarak ticari finansman ile alternatif medyanın üst yapısı olarak eleştirel içerik, ille de kökten bir çatışma içine girmezler. Bununla birlikte, finansörlerinin politik çıkarları hizasına yazılır hale gelmek, ticari finansman mekanizmaları kullanan alternatif medyayı muhakkak ki sürekli olarak tehlikeye sokar. Tehlike, alternatif medyanın hem örgütsel düzeyde hem de içerik düzeyinde bağımsızlığını kaybedebilecek olmasıdır: Örgütsel düzeyde bu, medya üretimine ve örgütlenmesine erişimde sınırlamalarla sonuçlanabilir, içerik düzeyinde ise eleştirel içeriğin azaltılması ve biçimlerin standartlaştırılması şeklinde bir sonuç ortaya çıkabilir (Dunaway, 1998). Dolayısıyla alternatif medyanın ekonomik altyapısını temsil eden çıkarlardan en azından içerik düzeyinde bağımsızlığını koruması, zor fakat çok önemli ve imkânsız olmayan bir görevdir. Bunu yapmakta başarısız olursa ve politik hedeflerini kaybederse, alternatif niteliği de yok olur. “Müesses kurumlar içinde çalışırken onlara karşı çalışmak” (Marcuse, 1972, s. 55) anlayışı, her zaman müesses kurumların çıkarları hizasına yazılmak tehlikesini beraberinde getirir. Fakat aynı zamanda, alternatif medyanın toplumsal etkisini arttırmak ve marjinallikten çıkmak için genellikle tek şanstır. Muhakkak ki arzu edilen, alternatif medyanın eleştirel olması, kamunun geniş bir kesimine ulaşması ve aynı zamanda ticari olmamasıdır. Karl Marx, ticari mekanizmalardan bağımsızlaşmanın özgür basın için çok önemli olduğunu düşünmüştür: “basının başlıca özgürlüğü ticarete konu olmamasıdır” (Marx, 1842, s. 71). Fakat mevcut toplumsal şartlar altında, finansal kaynakları harekete geçirmek marjinalliği alt etmenin tek yoludur. Marcuse’nin işaret ettiği gibi karşı-kurumlar “uzun zamandır [sol] hareketin bir hedefidir, fakat zayıflıklarının ve düşük kalitelerinin büyük oranda sorumlusu kaynak yetersizliğidir. Rekabetçi hale getirilmeliler. Bu durum radikal ‘bağımsız’ bir medyanın gelişmesi için özellikle önemlidir […] Rekabetçi olabilirler, şöyle ki müesses eğitime sadece bir boşluğu doldurdukları yerde ya da nitelikçe farklı oldukları yerde değil üstün oldukları durumda da karşı koyma eğiliminde olabilirler. Etkili karşı-kurumların faaliyet göstermesi için büyük kaynakların toplanması birlikte hareket etmeyi gerektirir” (Marcuse, 1972, s. 55f).

Şekil 2, aktör düzeyinde de medyanın, alternatif olabilmek için medya üreticileri ve medya tüketici arasındaki ayrımı ortadan kaldırmak zorunda olmadığını gösteriyor. Aktör düzeyinde, medya üreticilerinin eleştirel medya içeriği üretmeleri, alternatif bir medya aracından bahsetmenin asgari gereğini oluşturur. Dahası alternatif medya, medya içeriğinin eleştirel olarak yorumlanıp yorumlanmadığını belirleyemeyeceğinden alternatif alımlama alternatif medya tanımına dâhil edilmemektedir. Eleştirel içerik eleştirel olmayan bir tarzda da yorumlanabilir. Özellikle ideolojilerin sürekli bir biçimde yayılmasının eleştirel bilinci kösteklediği kapitalist bir toplumda, eleştirel içeriğin her zaman eleştirel bir biçimde yorumlanacağına hükmedilemez.

John Downing, alternatif medyadan “hegemonik siyasete, önceliklere ve perspektiflere karşı alternatif bir bakış açısı sunan” radikal medya olarak bahseder (Downing, 2001, s. v). Downing’e göre de radikal medya mutlaka katılımcı medya olmak zorunda değildir. Downing, hegemonyayla mücadele etmede bazen profesyonel örgütlenmelerin önem arz ettiğine dikkat çekiyor: “Bazı örgütlü liderlik biçimleri, sermayenin ideolojik hegemonyasıyla mücadelelerin koordinasyonu ve güvenilir alternatif programlar ve bakış açılarının ortaya koyulması için elzemdir (Downing, 2001, s. 15). Tim O’Sullivan da katılımcı etkileşim yerine daha çok politik projelere dönük bir alternatif medya tanımı verir. O’Sullivan alternatif medyayı, “tamamının toplumda değişimi ya da en azından geleneksel değerlerin eleştirel bir yeniden değerlendirmesini savunuyor olmaları cihetiyle, müesses ve kurumsal siyaseti alenen reddeden ya da ona meydan okuyan medya iletişim formları” olarak tanımlar (O’Sullivan, 1994, s. 10).

Özetle, alternatif medya, eleştirel medya içeriği sağlamakla –ki bu içerik baskılayıcı toplumsal ilişkileri sorgular- özgürleştirici toplumsal dönüşüme katkıda bulunmayı deneyen medya olarak anlaşılabilir. Dönüştürücü politik mücadeleyi ilerletmek için ideal tip alternatif medyanın unsurlarını barındırdığı kadar kapitalist kitle iletişim araçlarının da belirli unsurlarını barındırabilecek politik olarak etkili bir alternatif medyadan yanayız.

Medya sadece, kendi öznel eleştirel bilinçlerini, dağıtılan ve tüketilebilen nesnel eleştirel medya içeriğine doğru nesnelleştiren eleştirel üreticiler olduğu sürece alternatif olarak kavranabilir. Alternatif medya eleştirel medyadır. Bizim alternatif medya kavramımızın temelinde yatan eleştiri düşüncesi, Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Giriş’te yer alan Marksist düşüncedir:

Teori ad hominem[9] ispatlanır ispatlanmaz kitleleri peşinden sürükleyebilir ve radikalleşir radikalleşmez ad hominem ispatlanmış olur. Radikal olmak, sorunu kökünden kavramaktır. Fakat insan için kök bizzat insandır(…). Din eleştirisi, insan için en ulvi özün insan olduğu öğretisinde nihayet bulur –dolayısıyla da içinde insanın küçük düşürülmüş, köleleştirilmiş, yüzüstü bırakılmış, değersiz bir öz olduğu bütün ilişkilerden kurtulması gerektiği kategorik buyruğunda nihayet bulur, ki bu ilişkiler bir Fransız’ın köpekler üzerine vergi konması planlandığı zamanki feryadının dile getirdiğinden daha iyi tarif edilemez: Zavallı köpekler! Size de insanmışsınız gibi muamele etmek istiyorlar (Marx, 1844, s. 385).

Belirli boyutların alternatif olanı tesis ettiği farklı alternatif medya ve alternatif kültür düzeyleri mevcuttur. Tartışmış olduğumuz manada eleştirel içeriğin varlığı, eleştirel kitle iletişim araçlarının olmazsa olmaz tek şartıdır. İçerik düzeyinde radikal eleştirelliği gözeten, fakat ekonomik ürün biçimi ve üretim süreçleri düzeyinde ille de alternatif olması gerekmeyen bir eleştirel medya olarak alternatif medya modeli öneriyoruz. Bu tür bir alternatif medya için, eleştirel fikirlerini geniş bir izleyici kitlesine ulaştırmada başarılı olması merkezi önemdedir. Alternatif medyanın başarısı, kendi eleştirel medya içeriğinin kamusal görünürlüğünü sağlamadaki becerisine bağlıdır. Bu iddia toplumsal dönüşümlerin diyalektik bir kavrayışına dayanır: Herbert Marcuse, toplumun dönüştürülmesi için mevcut toplumsal ilişkilerin olumsuzluğunun eleştirel politik eylemler tarafından etkin bir şekilde olumsuzlanmak zorunda olduğuna işaret eder (Marcuse, 1962, s. 276). Eleştirel politik eylemler sadece insanlar mevcut kapitalist ilişkilerin baskıcı karakterinin farkına vardıkları ve onları reddettikleri müddetçe gerçekleşebilirler. Küçük-ölçekli alternatif medya, kapitalizmin baskıcı karakterinin zaten farkında olan politik aktivistler arasında iletişim ve koordinasyonu sağlamada verimli araçlar olabilirler, ancak bunlar hâkim düşüncelere etkili biçimde karşı koyamaz ve büyük ölçekli politik değişimlere neden olamazlar.

Diyalektik bir alternatif medya stratejisi için Kanada’da faaliyet gösteren Adbusters dergisi örnek verilebilir. Bağışlar ve satışlarla finanse edilmekte ve yaklaşık 120.000 ücretsiz kopya dağıtmaktadır. Adbusters, kapitalizmi eleştiriyor, sosyal hareketleri destekliyor ve politik aktivizm için çağrıda bulunuyor. Dergi eleştirel habercilik yoluyla, “mevcut iktidar yapılarını devirmeye ve 21. Yüzyılda hayat tarzımızda yaşanacak büyük değişime biçim vermeye” katkıda bulunmak istiyor (Adbusters, 2009). İki aylık Mother Jones dergisi 240.000 civarında ücretsiz kopya dağıtıyor ve bağışlar, satışlar ve reklam aracılığıyla finanse ediliyor. Eleştirel habercilik ve araştırmacı gazetecilikle, toplumsal değişime destek vermeyi amaçlıyor (Mother Jones, 2009). Bu örneklerin ortak noktası, anaakım dağıtım kanallarını kullanmaları ve cazip tasarımlara sahip olmalarıdır. Bu durum onları geniş bir izleyici kitlesi için daha erişilebilir hale getiriyor. Rodney Benson, tamamen satışlar ve reklamlarla finanse edilen Californa’da yayımlanan dört alternatif haftalık haber dergisinin (LA Weekly, New Times LA, San Francisco Bay Guardian, SF Weekly) içerik analizini yapmıştır. Çalışma, özellikle San Francisco Bay Guardian’ın kapitalizme karşı eleştirel olduğunu ve politik aktivizm haberleri yaptığını göstermiştir. Benson, çalışmasını şöyle sonuçlandırır: “Bu çalışma ticari tutumun, özellikle reklamcılığın ister istemez basının eleştirel, muhalif duruşuna zarar verdiği yönündeki yaygın araştırma varsayımının doğruluğunu sorgulamıştır. Reklamcılığa Birleşik Devletlerin günlük gazetelerinden daha büyük oranda dayansalar da pek çok şehrin haftalık haber mecmuası, anaakım medya tarafından görmezden gelinen haber ve görüşleri yayınlamakla kalmayıp tutkulu demokratik tartışmaları ve bazı durumlarda etkin politik müdahilliği teşvik ediyor” (Benson, 2003, s. 124).

Sonuç

Alternatif ve katılımcı medya hakkındaki söylemin, kapitalizm analizi bağlamına yerleştirilmesi gerektiğini ileri sürdük. Kapitalizm, alternatif medya projelerinin sınırlarını ve potansiyellerini belirleyen yapısal eşitsizliklere neden olmaktadır. Güç ilişkileri ve kaynakların eşitsiz dağılımı aktörlerin ve fikirlerin kamusal görünürlüğünü katmanlı hale getirir. Bu nedenle insanları medya üretimine dâhil ederek onlara söz hakkı tanımak, seslerinin duyulacağı anlamına gelmez. Katılımcı üretim süreçleri baskılayıcı amaçların gerçekleştirilmesi ve kâr biriktirmeyi ilerletmek için de kullanılabilir.

Bu yüzden katılımcı medya olarak alternatif medya anlayışı yetersizdir. Bunun yerine eleştirel medya olarak alternatif medya anlayışını ileri sürdük. Bir ideal tip alternatif medya modeli oluşturduk. Kolektif örgütlenme ve ticari olmayan finansmana odaklanan alternatif medya, kaynakların tahsisinde ve kamusal görünürlüğe ulaşmada çoğunlukla zorluklara neden olur. Dolayısıyla bu tür medya, çok defa küçük ölçekli ve birçok insan için görünmez olarak kalır. Bunlar yerel topluluk oluşturmaya ve mevcut sosyal hareketler ve aktivist gruplar arasında iletişim sağlamaya uygundurlar.

Alternatif medya “sırf ‘dönmeye vaaz verme’ değil, aynı zamanda kelimenin bilinen manasında sadece Cumartesi gecesi için bir film bakınan sıradan yurttaşın dünyaya bakışını genişletme” potansiyeline de sahiptir (Benson, 2003, s. 124). Alternatif medya “dönmeye vaaz etmek”ten fazlasını yapmak istiyorsa, kamusal görünürlüğünü arttırmak ve mümkün olduğu kadar çok alımlayıcıyı cezbetmek zorundadır. Bu, çoğu kez, sadece katılımcı örgütlenme ve ticari-olmayan finansman dogmalarına sıkı sıkıya bağlı kalmamakla mümkün olur. Bu yüzden ticari finansman ve profesyonel örgütlenmeyi benimseyen medyanın, eleştirel içerik ürettikleri sürece, alternatif medya dışında tutulmamaları gerektiğini iddia ettik. Eleştirel medya içeriği, alternatif medyayı tanımlamak için asgari gereklilik olarak kullanılmalıdır. Eleştirel içerik, var olmanın bastırılmış olanaklarını, gerçekliğin antagonizmalarını, değişimin potansiyellerini görünür kılar, egemenliği sorgular, ezilen ve baskı altındaki grup ve kişilerin bakış açılarını ifade eder, ortaklaşmacı bir toplumun gerçekleştirilmesinin savunusunu yapar.

Basın üzerine yazılarında Marx tarafından ifade edildiği üzere, ezilenin yanında olmak alternatif medyanın bir veçhesidir: Basın “kamunun bekçi köpeği, iktidardakilerin yorulmak bilmez muhbiri, hürriyetini hasetle koruyan halkın ruhunun her zaman her yerde hazır bulunan gözü ve ağzı” olmalıdır (Marx, 1849, s. 231). “Basının görevi ezilenin hemen yanında bulunup onun adına öne atılmaktır”, “şimdi basının ilk görevi mevcut politik durumun tüm dayanaklarını sarsmaktır” (Marx, 1849, s. 234). Eleştirel medya olarak alternatif medya pratiği egemen fikirleri sorgulamaya ve bastırılmış toplumsal alternatiflerin gerçekleştirilmesine katkıda bulunmaya imkân verir. Söz konusu toplumsal alternatifler, taban hareketi katılımının etkileşimle sınırlanmayıp bütün toplumsal alanı biçimlendirdiği baskısız, hakikaten demokratik bir toplum tasavvuruna dayanırlar.

 

Bu makalenin orijinali şurada yayınlanmıştır: Telematics and Informatics 27 (2010) s. 141–150.

 

Çeviri: Demet SAYINTA

DİPNOTLAR

[1] Grassroots, çn.

[2] The World Association of Community Radio Broadcasters, çn.

[3] Örnekler: Atton (2002, 2004), Beywl and Brombach (1982), Carpentier (2007a,b), Couldry (2003), Coyer (2007) Curran (2002) Dowmunt ve Coyer (2007), Dagron (2004), Hüttner (2006), Jankowski (2003), Lewis (1976), Peissl ve Tremetzberger (2008), Rodriguez (2003) ve Weichler (1987).

[4] Prosumptive, çn.

[5] Counterpublics, çn.

[6] Amerika’nın sağa dönüşü: Muhafazakârlar, iktidarı ele geçirmek için yeni ve alternatif medyayı nasıl kullandılar, çn.

[7] Produser, çn.

[8] Prosumer, çn.

[9] İnsan türü için, insan için, çn.

 

KAYNAKLAR

Adbusters. About us <http://adbusters.org/network/about_us.php> (18.05.2009).

AMARC (World Association of Community Radio Broadcasters), 2007. Community Radio Social Impact Assessment. AMARC Global Evaluation.

Atton, Chris, 2002. Alternative Media. Sage, London.

Atton, Chris, 2004. An Alternative Internet. Edinburgh University Press, Edinburgh.

Atton, Chris, 2008. Alternative media and journalism practice. Boler, Magan (Der.), Digital Media and Democracy: Tactics in Hard Times. The MIT Press, Cambridge, MA içinde, s. 213–227.

Bennett, W. Lance, 2003. New media power: the Internet and global activism. Couldry Nick, Curran James (Der.), Contesting Media Power. Alternative Media in a Networked World. Rowman and Littlefield, London içinde, s. 17–38.

Bennett, W. Lance, 2004. Communicating global activism: strengths and vulnerabilities of networked politics. De Donk Wim van, Loader Brian D., Nixon Paul, Rucht, Dieter (Der.), Cyberprotest. New Media, Citizens and Social Movements. Routledge, New York içinde, s. 123–146.

Benson Rodney, 2003. Commercialism and critique: California’s alternative weeklies. Couldry Nick, Curran James (Der.), Contesting Media Power: Alternative Media in a Networked World. Rowman and Littlefield, Lanham içinde, s. 111–127.

Beywl Wolfgang, Brombach, Hartmut, 1982. Kritische Anmerkungen zur Theorie der Alternativpresse. Publizistik 27(4), 551–569.

Cammaerts Bart, 2007b. Blogs, online forums, public spaces and extreme right in North Belgium. Carpentier Nico et al. (Der.), Media Technologies and Democracy in an Enlarged Europe. The Intellectual Work of the 2007 European Media and Communication Doctoral Summer School. Tartu University Press, Tartu içinde, s. 137–151.

Carpentier Nico, 2007a. Participation and media. Cammarts Bart, Carpentier Nico (Der.), Reclaiming the Media. Communication Rights and Democratic Media Roles. ECREA Book Series içinde, s. 87–91.

Carpentier Nico, 2007b. Theoretical frameworks for participatory media. Carpentier Nico et al. (Der.), Media Technologies and Democracy in an Enlarged Europe. The Intellectual Work of the 2007 European Media and Communication Doctoral Summer School. Tartu University Press, Tartu içinde, s. 105–122.

Comedia, 1984. The Alternative Press: The Development of Underdevelopment. Media, Culture and Society, Cilt 6. s. 95–102.

Couldry Nick, 2003. Beyond the hall of mirrors? Some theoretical reflections on the global contestation of media power. Couldry Nick, Curran James (Der.), Contesting Media Power. Alternative Media in a Networked World. Rowman and Littlefield, London içinde, s. 39–54.

Coyer Kate, 2007. Access to broadcasting: radio. Dowmunt Tony, Coyer Kate, Fountain Alan (Der.), The Alternative Media Handbook. Routledge, Oxon içinde, s. 112–122.

Curran James, 2002. Media and Power. Routledge, New York.

Curran James, 2003. Global journalism: a case study of the Internet. Couldry Nick, Curran James (Der.), Contesting Media Power. Alternative Media in a Networked World. Rowman and Littlefield, London içinde, s. 227–241.

Dagron Alfonso Gumucio, 2004. The long and winding road of alternative media. Downing, John H. (Der.), The SAGE Handbook of Media Studies. SAGE, London içinde, s. 41–63.

DeFeo Chuck, 2007. Call in now! How Townhall.com merged online community with a talk radio audience. Paper presented at the We Media Conference 2007.

Online: <http://wemedia.com/2007/01/05/call-in-now-how-townhallcom-merged-online-community-with-a-talk-radio-audience/> (22.04.2009).

Dowmunt Tony, Coyer Kate, 2007. Introduction. Dowmunt Tony, Coyer Kate, Fountain Alan (Der.), The Alternative Media Handbook. Routledge, Oxon içinde, s. 1–12.

Downing John H., 2001. Radical Media: Rebellious Communication and Social Movements. Sage, London.

Dunaway, David, 1998. Comunity radio at the beginning of the 21st century: commercialism vs. community power. Javnost – The Public 5(2), 87–103.

Free Republic, 2009. About us <http://www.freerepublic.com/home.htm> (20.04.2009).

Fuchs Christian, 2008. Internet and Society: Social Theory in the Information Age. Routledge, New York.

Fuchs Christian, 2009. Information and communication technologies and society. A contribution to the critique of the political economy of the Internet. European Journal of Communication 24(1), 69–87.

Fuchs Christian, forthcoming. Class, knowledge, and new media. Media, Culture and Society, 32.

Garnham Nicholas, 2006. Contribution to a political economy of mass-communication. Durham Meenakshi Gigi, Kellner Douglas (Der.), Media and Cultural Studies. KeyWorks. Blackwell, Malden/Oxford/Carlton içinde, s. 201–229.

Girard Bruce, 1992. A Passion for Radio: Radio Waves and Community. Black Rose Books, Montreal.

Habermas Jürgen, 1991. The Structural Transformation of the Public Sphere. MIT Press, Cambridge, MA.

Hillard, Robert L., Keith, Michael C., 1999. Waves of Rancor: Tuning in the Radical Right. M.E. Sharpe, Armonk, NY.

Horkheimer, Max, 2002. Critical Theory. Continuum, New York.

Hüttner Bernd, 2006. Alternative Meden sind tot, es leben die alternativen Medien. Hüttner Bernd (Der.), Verzeichnis der Alternativmedien 2006/2007 içinde, AG SPAK, Neu-Ulm, s. 13–22.

Hyde Gene, 2002. Independent Media Centers: Cyber-subversion and the alternative press. First Monday 2002; 7:4 Online: <http://www.firstmonday.org/Issues/issue7_4/hyde/index.html> (2.01.2008) içinde.

Indymedia, 2009. About us <http://www.indymedia.org/en/static/about.shtml> (22.04.2009).

Jankowski Nicholas, 2003. Community media research: a quest for theoretically grounded models. Javnost – The Public 10(1), 5–14.

KEA, 2007. The State of Community Media in the European Union. Online: http://www.europarl.europa.eu/activities/expert/eStudies.do?language=EN (2.12.2008).

Knoche, Manfred, 2003. Freie Radios – frei von Staat, Markt und Kapital(ismus)? Medien Journal 27(4), s. 4–19.

Lewis Peter M., 1976. Bristol Channel and Community Television. IBA, London.

Macpherson, Crawford, 1973. Democratic Theory. Oxford University Press, Oxford.

Marcuse, Herbert, 1962. Vernunft und Revolution. Hegel und die Entstehung der Gesellschaftstheorie. Luchterhand, Neuwied am Rhein/Berlin-Spandau.

Marcuse, Herbert, 1965. Repressive tolerance. Wolff Robert Paul, Moore Barrington Jr., Marcuse Herbert (Der.), A Critique of Pure Tolerance. Beacon Press, Boston içinde, s. 95–137.

Marcuse, Herbert, 1972. Counterrevolution and Revolt. Beacon Press, Boston.

Marx, Karl, 1842. Debatten über Pressfreiheit und Publikation der Landständischen Verhandlungen. MEW, Cilt 1. Dietz, Berlin içinde, s. 28–77.

Marx, Karl, 1844. Einführung in die Kritik der Hegelschen Rechtsphilosophie. MEW, Cilt 1. Dietz, Berlin içinde, s. 378–391.

Marx, Karl, 1849. Der erste Preßprozeß der ‘‘Neuen Rheinischen Zeitung”: Verteidigungsrede von Karl Marx. MEW, Cilt 6. Dietz, Berlin içinde, s. 223–234.

Meikle Graham, 2002. Future Active. Media Activism and the Internet. Routledge/Pluto, New York.

Mother Jones, 2009. About us <http://www.motherjones.com/about> (18.05.2009).

National Democratic Party of Germany, 2009. Forum <http://forum.deutscher-netzdienst.de/Deutschlandforum/> (20.04.2009).

O’Sullivan Tim, 1994. Alternative media. O’Sullivan Tim, Hartley John, Saunders Danny, Montgomery Martin, Fiske John (Der.), Key Concepts in Communication and Cultural Studies. Routledge, New York içinde, s. 10.

Pajnik Mojca, Downing John, 2008. Introduction: the challenges of nano-media. Pajnik Mojca, Downing John (Der.), Alternative Media and the Politics of Resistance. Peace Institute, Ljubljana içinde, s. 7–16.

Pateman Carole, 1970. Participation and Democratic Theory. Cambridge University Press, Cambridge, MA.

Peissl Helmut, Tremetzberger Otto, 2008. Community Media in Europe: Legal and Economic Contexts of the Third Broadcast Sector in 5 Countries. EnglishSummary. Online: http://www.communitymedia.eu/images/publications_books/2008_rtr_community_media_in_europe_eng.pdf (15.02.2008).

Rodriguez, Clemencia, 2003. The bishop and his Star: citizens’ communication in southern Chile. Couldry Nick, Curran James (Der.), Contesting Media Power: Alternative Media in a Networked World. Rowman and Littlefield, Lanham içinde, s. 177–194.

Rosenkrands Jacob. Politicizing homo economics: analysis of anti-corporate websites. De Donk Wim van, Loader Brian D, Nixon Paul G., Rucht Dieter (Der.), Cyberprotest. New Media, Citizens and Social Movements. Routledge, New York içinde, s. 57–76.

Rucht Dieter, 2004. The quadruple ‘Á. Media strategies or protest movements since the 1960s. De Donk Wim van, Loader Brian D., Nixon Paul G., Rucht Dieter (Der.), Cyberprotest. New Media, Citizens and Social Movements. Routledge, New York içinde, s. 29–56.

Servaes Jan. Communication for Development: One World, Multiple Cultures. Hampton Press, Cresskill, NJ.

Smythe Dallas W., 2006. On the audience commodity and its work. Meenakshi Gigi Durham, Kellner Douglas (Der.), Media and Cultural Studies. Blackwell, Malden, MA içinde, s. 230–256.

Terranova, T., 2000. Free labor: producing culture for the digital economy. Social Text 18(2), 33–58.

Townhall, 2009. About us http://townhall.com/AboutUs.aspx (20.04.2009).

Vegh, Sandor, 2003. Classifying forms of online activism: the case of cyberprotest against the world bank. McCaughey Martha, Ayers Michael D. (Der.), Cyberactivism. Online Activism in Theory and Practice. Routledge, New York içinde, s. 71–96.

Viguerie Richard A., Franke David, 2004. America’s right turn: how conservatives used new and alternative media to take power. Bonus Books, Santa Monics, CA.

Weichler, Kurt, 1987. Die anderen Medien: Theorie und Praxis alternativer Kommunikation. Vistas, Berlin.

Wright Steve, 2004. Informing, communicating and ICTs in contemporary anti-capitalist Movements. De Donk Wim van, Loader Brian D, Nixon Paul G., Rucht Dieter (Der.), Cyberprotest. New Media, Citizens and Social Movements. Routledge, New York içinde, s. 77–93.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.