Antropo-Tekniğe Giriş: Genetik ve Büyük İnsanlık Üzerine Notlar

-
54

Hümanist bir insan, kendini yanlışlıkla vahşi kalabalığın ortasında bulursa, kendisinin de bir insan olduğunu ve bu nedenle canavarlığın kendisine de bulaşabileceğini fark edecektir. İnsanın kendi gelişimi için uysallaştırıcı araçları seçmesinin anlamı ise, kendi olası canavarlığından vazgeçerek, sürünün insanlıktan çıkan davranışlarıyla arasına bir mesafe koymasıdır.[1] Sloterdijk’ın çizdiği bu manzaraya biyolojik perspektiften uzaklaşarak baktığımızda, aslında insanın uysallaştırılmasının sadece eğitimle olamayacağı görüşüne yaklaşmamız ve yetiştirilen insan düşüncesinden çıkamayan hümanizmin bunu görmediğini anlamamız istenmektedir. Yazı kültürünün ayıklamacı etkileri olduğunu belirten Sloterdijk, bu kültürü barındıran toplumlarda oluşan derin çatlakların, okuryazar olan ve olmayan insanlar arasında aşılamazlığı âdeta bir tür ayrımının kesinliğine varan uçurum yarattığını savunmaktadır. Okuyup yazabilen ve okuyup yazamayan hayvanlar olarak tanımlanan tarihsel çağların insanları, bir adım sonra insanların bir bölümünün diğerlerini yetiştirdiği, diğer bölümünün de yetiştirilen hayvanlar olduğu iddiasının merkezine oturmaktadır. Bu yaklaşım ise Avrupa pastoral folklorunun bir parçası olmuştur.[2]

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---