“Hayret ve tereddüt ediyorum. Acaba ilaç ve sinameki kokan muayenehane ve eczanelerde oturan bu azametli ve şık görüntülü doktorların burnuna işyerlerindeki pis kokulu şeyleri mi soksam, yoksa onları bu çukurları görmeye mi davet etsem?” (Bernardino Ramazzini [De Morbis Artificum Diatriba, 1713])

“Bilinçlenen kişilerin [işçilerin] bir lokma ekmek uğruna boyun eğmelerini, renkten renge girmelerini anlayamıyorduk.” (Mahmut Makal [Bir İşçinin Günlüğünden, 1980])

“Sıradanlık”, düzen ve nizam çağrışımlarıyla, dahası buyurgan ve dışsal olana uzattığı köprülerle, ilk elde, insanı soğuk çağrışımlarıyla üşüten bir sözcük belki de. Fakat aynı zamanda, ne ki, bugün ezbere saydığımız o üçlü, yani Kopernik-Darwin-Freud silsilesi sayesinde ne anlama geldiğini duyumsamak zorunda bırakıldığımız da bir sözcük. Kaçınamadığımız bir çember, uzaklaştığımızı sandıkça topuklarımızı ezen irkiltici bir heyulâ.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---