Bir Anlatı Olarak Tarih ya da Tarihi Roman

-
50

Roman sanatının gelişimi içerisinde “tarihi roman” diye adlandırılan özgül tür 19. yüzyılın başlarında, W.Scott’un Waverley’i (1814) ile doğmuştur. Bu kesinlik taşıyan ifadeler bizi Klasik Yunan ve Roma edebiyatlarından başlayarak Orta Çağ’da ve Rönesans’ta varolan anlatı örneklerini görmekten alıkoymamalı… Daha da gerilere gidersek roman sanatının birçok özelliğini destan ve mitoslarda bulabiliriz. Üstelik destan, mitos ve masallar, edebiyat kadar tarihin de kıta sahanlığı içerisindedir. Öyleyse Barthes’in “tarihsel anlatı formu özgün bir karakter taşıyacak ve kuşku götürmez ayrıksı bir özellik sergileyecek biçimde, destan, roman ya da oyunda rastladığımız haliyle, tahayyül ürünü anlatıdan gerçekten ayrılabilir mi?” (Munslow, 2000:94) sorusu kolayca yanıtlanamaz. Çünkü destan, mitos ve masallar dışında, modern tarih yazımına öncülük eden ilk tarihi metinlerde de edebiyat ve tarih içiçe geçmiş, tarih, toplumsal hayat, iklim ve coğrafya edebi bir anlatıyla bir arada tasavvur edilmiş, Homeros’un, Herodotes’in, Ksenephon’un ve Strabon’un metinleri yaşadığımız topraklara bambaşka bir anlam ve atmosfer kazandırmıştı.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---