Biyoiktidar: Michel Foucault’nun ve Giorgio Agamben’in Tarihyazımsal Kullanımları

-
33

XX. yüzyılın zorbalıklarını anlamak bunların iktidarla ilişkisini sorgulamak anlamına gelir. Oysa sosyal bilimler, otuz yıla yakın bir süredir, iktidarı artık, Gewalt’ın Marksist anlamında ya da Weber’in Machtpolitik’i anlamında basit bir tahakküm aygıtı olarak değil, daha ziyade, Foucault’nun özgül bir anlam kazandırarak “biyoiktidar” olarak adlandırdığı ve bir “iktidar mikro-fiziğine” ilişkin bir denetim ve yönetim pratikleri bütünü olarak görme eğilimindedir. Bu nedenle, bu kavramın tarihyazımsal kullanımlarını incelemek, tarihçilerin Foucault’nun yapıtıyla sürdürdükleri karmaşık ve zor ilişki üzerinde düşünmeyi gerektirir. Paul Veyne’e göre, özgünlüğü, arşivlerin ve tarihsel araştırmanın geleneksel kaynaklarının kullanılmasında yatan bir “ampirik antropoloji”nin kurucusu olan Foucault[1], tarihçilerin çalışması üstünde önemli –ve verimli– bir etki yapmıştır. Yapıtı, özellikle Anglosakson Dünya’da, gerek kültürel incelemelerin ve cinsiyet incelemelerinin doğumu açısından, gerek, Kelimeler ve Şeyler’in yazarının doğrudan başlatıcısı olmasa da, (aralarında tarih biliminin de bulunduğu) bilgileri “söylemsel pratikler” olarak tasarlayıp öncüllerini koymuş olduğu linguistic turn [dilbilimsel dönemeç] ile ilişkili tarihyazımsal eğilimlerin tamamı açısından belirleyici olmuştur.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---