Biyomedikal Mülkiyet Rejimi: Bir Öznellik İmalâthanesi

-
26

Günümüzde devletin aslî görevi, kendi varlığını gerekçelendirmek ve haklı çıkarmaktır; bu yüzden toplumun kendi başına ayakta kalma kapasitesini dumura uğratmak zorundadır. Kendiliğinden yapılmış bütün düzenlemeleri temelinden yıkar, maddelerin ve karşıt maddelerin geleneksel mekanizmalarını bozar, bir-aradalıklarını engeller, kırar, onun yerine kendi yapay mekanizmalarını koyar: Toplumla keskin bir mücadele sürdüren devletin stratejisi budur. Tıpkı, geçimini, doğal savunma kuvvetlerinin yıkımından ve bunların yapay olanlarla ikâme edilmesinden sağlayan ve varlığını buna borçlu olan tıp kurumu gibi.

Jean Baudrillard, 1985.[1]

Ahvâl

Biyopolitikanın, daha doğrusu, Thomas Lemke’nin[2] “makro biyopolitika” olarak tasnif ettiği düşünsel hattın “birey” [disiplin] ve “nüfus” [denetim] kutupları saklıdır ve geçerlidir. Öte yandan gündelik pratikler, biyoteknolojik yenilikler, genomik/moleküler ve dijital teknikler ile, tüp bebekler, kök hücreler ve organ nakilleriyle giden ve belki de fazlasıyla gecikilen bir yeni antropoloji var: Bir organik tözden ziyade okunabilir ve yeniden yazılabilir moleküler bir yazılım olarak canlı beden… “Organik bütün olarak yaşam” yerine Paul Rabinow’un sözünü ettiği “enformasyon olarak yaşam” var, “biyotoplumsallık” gerçeği var. Özetle “makro” olanın yanında ve bundan böyle, Nikolas Rose’un yakıştırmasıyla bir “aşağıdan biyopolitika” sivrilmekte. Dahası, David Le Breton’un dönüştürülebilen bir medya olarak ele aldığı “müsvedde beden”in tıbbî ve tıbbî-olmayan çağdaş dönüştürme tekniklerini sıraladığı eserinin [Bedene Veda, 1999/2013] yardımıyla derlenirse: Dövmeler, piercing/branding/stretchingler, estetik cerrahi, kozmetolojik müdahâleler, cinsiyet geçişi, protezler ve implantlar, body-building ve anabolizanlar/suplemanlar, hormonal modifikasyonlar, “kimyasal protezler” olarak psikotrop ilaçlar ve plastik benlikler, siber-kültür ve sanal cinsellikler, genetik manipülasyon, genom sekanslama, genetik tadilat, biyolojik ıslah ve tıbbî imalât, mutant gıdalar ve canlılar, biyo-bankalar eliyle biyolojik kapasitenin yükseltilmesi, biyo-baskı teknikleri ve üç boyutlu yazıcılar, siborglar, yapay zekâ ve robotik, enformasyon/bilişim…[3] Nihayet, epistemik değişim ve yenilik furyâsının yanında bir de biyoteknoloji firmalarının Ar-Ge, üretim, tedarik ve pazarlama etkinliklerinde somutlaşan bir “biyokapital” [K. S. Rajan] gerçekliği yükselmiştir.[4]

 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---