Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) 20. yüzyıla damgasını vurmuş bir deneyimdir. Devletin 30 Aralık 1922’de kurulmasından önce Bolşevikler 1917’de Ekim Devrimi’yle iktidara gelmişlerdir. 100. yılında bu deneyim farklı açılardan yeniden ve yeniden sorgulanmaktadır. Bir asır önce deyimi yerindeyse bir avuç Bolşevik, 100 milyonun üzerinde nüfusa sahip bir devletin iktidarına soyunmuştur. Hiç kuşkusuz devrimi yapanların amacı bir devlet kurmaktan çok, Avrupa’daki proleter devrime kıvılcım (iskra) olmaktır. Fakat Avrupa proletaryası devrime sırtını dönmüş ve (birkaç kalkışma dışında) sermaye ile uzlaşmayı seçmiştir. Bunun nedenleri ve nasılı üzerine uzun açıklamalar yapılabilir. Sonuç değişmeyecektir.

Marksist kurama göre devrimin proletaryanın geliştiği bir devlette olması bekleniyordu. Nasıl burjuvazi iktidarı tanrıdan aldıysa üretimden gelen gücüyle sıra kaçınılmaz olarak proletaryadaydı. Kapitalizmin 19. yüzyıldaki seyri bu yöndeydi ve ilk deneme 1871’de Paris Komünü’yle gerçekleşmişti. Rusya Avrupa’da proleter devrimin beklenebileceği en son yerdi belki de: Nüfusun büyük çoğunluğu köylüydü[1], burjuva demokratik devrimini yaşamamıştı, proletaryanın iktidarı ele geçirecek ve onu elinde tutabilecek kadroları yoktu… Fakat devrime yataklık edecek bir ortam ortaya çıktı ve Bolşevikler iktidara geldi. Hiç kuşkusuz bunun nedenleri de uzun uzadıya tartışılabilir. Çarlığın yozlaşmış yönetimi, 1905 deneyimi, Birinci Dünya Savaşı’nda yaşanan ekonomik yıkım gibi pek çok neden öne sürülebilir. Ama hiç kuşkusuz en önemli etken Lenin ve onun Bolşevik Partisi’dir. Lenin Marksizmi Rusya’ya uyarlamış, proletarya adına Parti iktidarı ele geçirmiştir. Bunu yaparken Şubat Devrimi’nden sonra kurulan hükümetlerin basiretsizliğinden yararlanmış ve iktidara gelirken Avrupa proletaryasına güvenmiştir.

Devrimin nasıl gerçekleştiği ve nedenleri de bu çalışmanın sorunsalı değildir. Sonunda 1917’de Bolşevikler iktidara geldi ve yaptıkları ekonomik, toplumsal, siyasal dönüşümle tüm dünya halklarını etkileyen bir deneyim yaşadılar.[2] Ekim Devrimi dünya tarihi açısından en az Fransız Devrimi kadar önemlidir. Fransız Devrimi’nin insanlığa katkılarını nasıl günümüzde de yaşıyorsak, Ekim Devrimi’nin etkilerini de yaşıyoruz ve yaşamayı sürdüreceğiz. Tıpkı Fransız Devrimi gibi Ekim Devrimi de bambaşka bir yöne sürüklenmiştir. Bu durum onun insanlığa katkılarından bir şey kaybettirmez. 1917’de başlayan Devrim 1921’de sona ermiş[3], 1922’de SSCB’nin kurulmasının ardından değişik dönemlerden geçmiştir. Bu çalışmada iktidara neredeyse “kolayca” oturan Bolşevikler’in burada nasıl “zor”la kaldıkları ele alınmaya çalışılacaktır. Zor her iki anlamıyla kullanılmıştır. Bir yandan, Avrupa’daki proleterlerin de ayaklanmalarını öngörerek iktidara gelenlerin iktidarı ellerinde tutacak kadroları yoktu. Bunun için Devrim’in önderleri canla başla savaştılar. Öte yandan iktidarı yeniden ele geçirmeye çalışan monarşist yanlıları Beyaz Ordu adı altında Bolşeviklere karşı üç yıl boyunca savaştılar. Bunlara İngiltere, Fransa, ABD, Japonya destek verdi.[4] Bu açıdan bakıldığında Bolşevikler’in iktidarda kalması bir başarı öyküsüdür. Bunu yapabilmek için ise zaman zaman ittifaklar kurmuş, zaman zaman “zor”a başvurmuşlardır. İktidar “zor”suz olunmaz. Bolşevikler bu iktidar savaşımında hangi oluşumlarla nasıl işbirliğine gitti ve hangi aşamalarda nasıl stratejik/taktik manevralar yaptı? İşte bu çalışma buna yanıt vermeye çalışacaktır. Bolşevikler dışındaki parti, grup, oluşum, milletler bu dönemde nasıl ve ne pozisyon aldılar? Devrimde oynadıkları rol nedir?

Şubat’ta Çarlık devrildiğinde “…bir sürü siyasal akım vardı. Menşevikler (sosyal demokratlar), Bolşevikler (komünistler), devrimci sosyalistler (köylü partisi), salt erkinlikçiler, milliyetçiler, Panturancılar, Panislamcılar vb.” İktidar Bolşeviklerin eline geçince diğerleri “ya karşı devrimcilerin yanında ya da anarşist hareket içinde yer aldılar”.[5] Yine baştan belirtilmelidir ki, Ukrayna’da milliyetçiler, Orta Asya’da Panturancılar ve Panislamcılar bu çalışmanın dışında bırakılmıştır. Çünkü bunların içinde de Bolşevik, Menşevik, Kadet, sağ/sol SR unsurlar vardır.[6]

Kadetler ve SağSRler[7]

Bolşeviklerin “baş etmek zorunda kaldığı” gruplardan biri sağSR’lerdi. Rusya köylü bir toplumdu ve köylülük üzerinde daha çok etkili olan SR’lerdi. Toplumda büyük bir çoğunluğa sahip olmalarına karşı parti disiplinleri yoktu.[8] Lenin devrimden önce bütün toprakların kamulaştırılmasını ve üretimin kolektif biçimde yapılmasını öngörüyordu. Bu öneri geleneksel Rus köylü yapısına da uyuyordu. Fakat Devrim’in ardından çıkarılan Toprak Kararnamesi’nde kamulaştırmadan hiç söz edilmedi. Köylülere topraklara el koyma çağrısında bulunuldu ve nasıl işleyecekleri onlara bırakıldı. Yani, başlangıçta SR’lerin etkisi söz konusuydu. Bolşevikler 1918 baharından başlayarak yoksul köylüleri komiteler halinde örgütlemeye başladı. Böylece hem şehre üretimin akmasını sağladı, hem de köylüleri kendisi örgütleyerek Sovyetler’in içine çekti.[9]

SağSR’ler Ekim Devrimi’ne açıkça karşı çıktı: “Gerçekte bir burjuva cumhuriyeti isteyen radikal partizan aydınlar tarafından yönetilen bir köylü partisiydi”.[10] Kadetler de açıkça Bolşevik karşıtı idiler ve bunun için Beyazlar’la işbirliği yapmaya hazırlardı. Bolşevik iktidara muhalefete erken başladılar. 28 Kasım’da Geçici Hükümet’in eski bakanları Kadetler, Menşevikler ve sağSR’lerin desteğiyle bir kurucu Meclisi hemen toplamaya kalkınca Bolşevikler bunu “güçlükle” engelledi. “Karşı devrimci ayaklanmaya destek verdikleri için” Kadetler’i yasa dışı ilan etti.[11] Böylece ilk darbeyi yiyen Kadetler oldu.

Kurucu Meclis ancak 5/18 Ocak’ta toplanabildi. Bolşevikler Meclis’te azınlıktaydı ve onlara göre Kurucu Meclis “burjuva demokrasisi”ni temsil ediyordu. Oysa ki, Bolşevikler “bütün iktidar Sovyetlere” sloganıyla iktidara gelmişlerdi. “İkili iktidar” reddedilmeliydi. Meclis ertesi gün lağvedildi.[12] 10/23 Ocak 1918’de toplanan Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi’nde Martov’un muhalefetine karşın Sovyet iktidarı kuruldu[13]

Mart 1918’de sağSR’ler ile Kadetler Yenilenme İçin Birlik adında yeni bir koalisyon denedilerse de etkili olamadılar.[14] Mayıs ayında Moskova’da toplanan sağSR Parti Kongresi “Bolşevik Hükümeti devirme, genel oya dayalı bir hükümet kurma, Almanya’ya karşı savaşı sürdürme kararı” aldı ve bunu açıkça ilan etti, fakat bir sonuç çıkmadı.[15]

Ocak 1918’de Meclis feshedilince 6 SR milletvekili Samara’ya kaçtı. Orada Kurucu Meclis’i (Komuç) yeniden toplamaya çalıştılar. 14 SR, 1 Menşevik vekil diğerlerini toplantıya çağırdı. 100’e yakın milletvekili topladılar. 14 Haziran’da bütün sağSR’ler ve Menşevikler Sovyetlerden ihraç edildi.[16] Komuç, 30 bin kişilik Çek Alayı’nın desteğini alıp, zorunlu askerlik getirerek 60 bin kişilik bir ordu kurdu. Volga bölgesini; Samara ve Ufa’da yönetimi ele geçirdiler; 8 Ağustos’ta Kazan’a girdiler.[17] 28 Ekim’de Çekoslovakya bağımsızlığını ilan edince Çek Lejyonu çekildi. SR’ler Ufa ve Omsk’a kaçtı. Burada Özel Sibirya Geçici Hükümeti’ni kurdular: Sağ SR’ler, Kadetler, Monarşistler ve anti-semitler. Başlarına Amiral Kolçak geçti.[18] Menşeviklerin bir kısmının General Kolçak’a destek vermesi üzerlerindeki baskının artmasına yol açtı. Eylül’den başlayarak bu bölgeler Kızıl Ordu tarafından geri alındı.

“1918-1920 yıllarında işçi, asker ve köylü konseylerinin gelişimi üç eksene oturuyordu: Bolşevik olmayan partilerin giderek devre dışı bırakılması, fiilen Bolşevik Parti’ye bağımlı kılınması ve son olarak ülkenin merkezileştirilmesi ve bürokratikleştirilmesi.”[19] Böylece aslında çoğunluğa sahip Menşevikler ile sağ SR’ler Kurucu Meclis dağıtıldıktan sonra siyaset yapamaz oldular.

Menşevikler

Aynı Parti’nin kökeninden gelmelerine karşın, Menşevikler de başlangıçta Bolşevik iktidarına karşıydı. Önderlerinden Akselrod, Bolşevik iktidarın “zamansız” olduğunu ve kısa süreceğini düşünüyordu.[20] Menşeviklerin Bolşevik İktidarı’na karşı çıkmalarının en temel gerekçesi bunun İç Savaş’a neden olacağıydı. Böyle de oldu. Ocak 1918-Temmuz 1920 arasında askeri kayıplar dışında kıtlık ve hastalık nedeniyle 7 milyondan fazla insan öldü. Toplam sayının 10 milyon olduğu tahmin ediliyor.[21]

En güçlü sendikalar Menşevikler’in denetimindeydi. Bu engeli aşmak için Fabrika Komiteleri sendika organlarına dönüştürüldü ve bu yolla Bolşevikler denetimi sağladı.[22] Menşevikler Kurucu Meclis’in dağıtılmasına, Brest-Litovsk’un imzalanmasına ve (en azından bir bölümü) savaş komünizmine muhalefet ettiler.[23]

1918 Baharı’nda Menşevikler Martov ve Dan üzerinden ikiye ayrılmıştı.[24] Martov’la Akselrod’un yolları da ayrıldı. Martov Bolşevik iktidarı tarihsel gereklilik olarak görüyordu. Karşı devrim ve dış müdahale konularında Bolşevikler’e destek verdi.[25] Oysa ana akım Menşevikler ülkede burjuva demokrasisini getirmeyi savunuyordu. Sosyalizm bir sonraki aşama olacaktı.[26] Kasım 1918’de 6. Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi toplandığında Almanlar yenilmişlerdi. Bolşevikler muhalefet üzerindeki baskıyı azalttı. İç Savaş koşullarında Menşevikler de Bolşevikler’e destek vermeye başladılar ve Haziran’daki ihraç kararı kaldırıldı.[27]

Menşeviklerin Temmuz 1918’de başlayan “savaş komünizmi”ndeki pozisyonları “yarı Bolşevik” olarak tanımlanır[28]. Çünkü önlerinde iki seçenek vardı: Ya Beyazlar’la işbirliği yapacaklardı (ki bu işgalcilerle de işbirliği anlamına gelecekti) ya da Bolşevikler’le. İkinciyi seçtiler.[29] Aralık 1919’da toplanan 7. Sovyetler Kongresi’nde Trotski, Martov’a “bizim ordumuz” dediği için teşekkür ederken muhalefeti övüyordu: “…(m)uhalefet partilerinin de üyelerinden bir kısmını ordu için seferber hale getirmiş olmalarını takdirle karşılıyoruz.”[30] Genel olarak bakıldığında, bu dönemde Menşevikler sürekli baskı altında kaldılar. Karşı devrime karşı Bolşevikler’e destek verdiler. Bolşevikler’e muhalefet ederek onları “doğru yol”a çekeceklerini düşündüler. Akselrod Stockholm’da kalarak Batılı sosyalistler üzerinden Bolşevikler’e baskı yapmaya çalıştı.[31] Ama, örneğin Komintern’e katılmayı reddettiler.[32] Çeka’nın[33] baskılarına rağmen Menşevikler Moskova’daki parti bürolarını ve derneklerini 1920 yılı boyunca açık tuttu.[34] 1921’de Merkez Komite üyelerinin tümünün içinde bulunduğu yüzlercesi tutuklandı. Bazılarının yurtdışına çıkmasına izin verildi. Bir kısmı Bolşevikler’e katıldı.[35]

Menşevikler üzerine kafa yoran neredeyse bütün araştırmacılar Gürcistan örneğine ayrı bir yer verirler. Burada Menşevizm ayrı bir yer tutmuştur. 1918-1921 arasında iktidar olmuştur. Menşevizm’in Rusya’daki seyrini de etkilese de İtilaf devletleriyle işbirliği yapmaları onları Rusya Menşevikleri’nden koparmıştır. Gürcistan Menşevikleri “Beyaz” ya da “Kızıl” işgale karşı önce Alman birliklerine ev sahipliği yapmış, ardından İngiliz birliklerini kabul etmiştir. Devlet Başkanı Jordanya bunu şu sözlerle açıklamıştır: “Batı’nın emperyalistlerini Doğu’nun fanatiklerine yeğ tutarız”.[36] İç Savaş’ın ardından Bolşevikler 1921’de Menşevik yönetimi devirerek iktidarı ele geçirdi.

Ascher’in değerlendirmesine göre Menşevikler’in en büyük hatası proletaryanın burjuva demokratik devrimi için mücadele etmesini beklemesiydi. Oysa ki, onlar kendi devrimlerini yeğlediler ya da Bolşevikler bunu daha iyi örgütledi. Lenin Menşevikler’den farklı olarak köylülüğün devrimci potansiyelini gördü ve onu devrime kattı.[37] 1921’de önce Menşevikler’i tasfiye edip, sonra onların ekonomi politikasını (NEP) uygulamaya başladı.[38]

Anarşistler

Bolşeviklerin “uğraşmak” zorunda kaldıkları bir diğer grup Anarşistler’di. Anarşistler bir bütün halinde davranmadılar. Bazıları Bolşevikler’e destek verdi, bazıları şiddetle karşı çıktı:[39] “…Bolşevikler’e karşı, etkin direnişten, edilgen tarafsızlığa ve apaçık işbirliğine dek değişen, çeşitli konumlar aldılar”.[40]

Mart 1918’de Anarşistler, Anarşist Grupları Federasyonu kurmak için Moskova’da toplandı. “Anarşi Yuvası” adını verdikleri binalarının daha önce Tüccarlar Kulübü olması ironikti. Brest-Litovsk’a açıkça karşı çıktılar. “Kara Muhafızlar adında silahlı birlikler kurdular. Federasyon bu birliklerin eylemlerini denetlemekte güçlük çekti. Bunun üzerine 11 Nisan’ı 12 Nisan’a bağlayan gece (1918) 600 kişi tutuklandı. Bulunan silahlara el konuldu. Bu Çeka’nın ilk planlı hareketiydi. Fakat dergileri “Anarşi” 1925-26’ya değin yayınını sürdürdü.[41]

Bolşeviklerin Anarşistler’le “gelgitli” ilişkileri en çarpıcı örneği Nektor Mahno üzerinden anlatılabilir. Anarşistler asıl olarak güneyde, Ukrayna’da, 1918’de Harkov’da yoğunlaştılar ve Nabat (Uyarı) adında bir örgüt kurdular. Nestor Mahno bu birliklere önderlik ediyordu. Mahno ordusuyla Almanlar’a, Avusturyalılar’a, Ukrayna Milliyetçilerine ve Beyaz Ordu’ya karşı savaştı, ama Bolşevikler’e de karşıydı. Bolşeviklerle ilişkisi değişkendi. İlk dönemde Bolşevikler Mahno’ya karşıydı. Hatta Çeka suikast hazırlığı içindeydi. Haziran’da Trotski Mahno’yu karşı-devrimci/kulak ilan etmiş ve yasaklamıştı. Ama, Ağustos’ta (1918) Denikin Kiev’i alınca ve Mart 1919’da Moskova’ya ilerlerken işbirliği yaptılar. İşbirliği sürerken Mayıs’ta (1919) iki Çeka ajanı Mahno’ya suikast hazırlığındayken yakalandı ve idam edildi. Haziran’da Trotski Mahno’yu yasadışı ilan etti ve ona saldırdı. Fakat Denikin’in saldırısı karşısında yeniden ittifak ettiler. Lenin 1919 Ağustosu’nda anarşistleri Sovyet iktidarının en yürekten destekçileri arasında sayıyordu. Bu arada, Eylül 1919’da Anarşistler’in Komünist Parti’nin Moskova Komitesi binasına koydukları bomba 12 kişinin ölümüne, 55 kişinin yaralanmasına yol açtı.[42] 1919 sonunda Trotski’nin Polonya cephesine kaydırma emrini reddeden Mahno’ya karşı yeniden çatışmalar başladı. Fakat, Ekim 1920’de bu kez Wrangel saldırdığında Kızıl Ordu yeniden Mahno’yla işbirliği yaptı, hatta hapisteki tüm anarşistlere af ilan edildi ve özgürce propaganda yapma hakkı verildi. Wrangel yenilince 25 Kasım’da Trotski Mahno’nun komutanlarını idam ettirdi. Mahno 1921’de Ukrayna’yı terk ederek önce Romanya’ya sonra Paris’e gitti.[43]

Bolşevik düşmanı, Anarşizmin önderlerinden Kropotkin 1921 Şubatı’nda öldü (1917’de Rusya’ya dönmüştü). Bolşevikler’in izniyle yapılan cenaze törenine 250 bin kişi katıldı. Bu Anarşistlerin son büyük gövde gösterisiydi.[44] Sonrasında pek çoğu hapse atıldı ya da sürgüne gönderildi.[45]

SolSRler

Bolşevik iktidar ilk dönemde en büyük desteği solSR’lerden aldı. Fakat bu da sorunsuz bir ilişki değildi. Sorun Bolşevikler iktidara gelir gelmez başladı[46]. İlk Hükümet Bolşevikler’den oluşuyordu. Ama, Ulaştırma Sendikası SR’lerin denetimindeydi ve koalisyon istiyorlardı. Görüşmeler çıkmaza girince Bolşevik Parti Merkez Komitesi çekilme kararı aldı. Koalisyonu savunan Kamanev, Zinovyev, Rikov, Milyutin ve Nogin istifa ettiler (Zinovyev sonrasında geri döndü)[47]. Ardından, 12 Kasım 1917’de Kurucu Meclis seçimleri yapıldı. Seçilen 707 temsilcinin; 410’u SR, 175’i Bolşevik, 17’si Kadet, 16’sı Menşevik, kalanlar anti-Bolşevik ve bağımsızdı. Seçimlerde çoğunluğu sağlayamayan Bolşevikler hemen ardından Tüm Rusya İşçi, Asker ve Köylü Temsilcileri Kongresi’ni topladılar ve burada Spiridinova’nın başını çektiği solSR’lerle işbirliği yaptılar (15/28 Kasım 1917). Bunun üzerine Sovnarkom’da (Halk Komiserleri Konseyi) üç komiserlik solSR’lere verildi.[48]

Ocak’ta Kurucu Meclis kapatılırken solSR’lerin buna kayıtsız kalması Bolşevik iktidarın sürmesinde çok büyük rol oynadı. Ama, ilk önemli bunalım Brest-Litovsk’ta yaşandı. Brest-Litovsk hiç kuşkusuz çok ağır bir antlaşmaydı. Ama Lenin bunu “zamandan kazanmak için mekandan kaybediyorum” diye açıklıyordu.[49] Brest Litovsk imzalandıktan sonra sol SRler önderleri Spiridonova’nın karşı çıkmasına rağmen Sovnarkom’dan ayrıldı. Alman saldırısına karşı devrimci savaşı savunuyorlardı. Böylece fiili tek parti yönetimi başlamış oldu.[50]

Bolşeviklerle sol SR’ler arasında köylüler üzerinde etkinlik yarışı ve ölüm cezası konularında anlaşmazlık vardı. Köylüler arasında güçlü olmayan Bolşevikler SR’lerin politikalarını izledi. Toprağı kamulaştırdı ve onu işleyenler arasında eşit biçimde dağıttı.[51] Haziran’da bir Devrim Mahkemesi karşı devrimci bir amirale idam cezası verince solSR’ler devrimci mahkemelerdeki temsilcilerini çektiler. Çeka’daki temsilcileri Temmuz 1918’e değin varlıklarını sürdürdü. [52]

Asıl ayrılık ise 4 Temmuz 1918’de 5. Tüm Rusya Sovyetler Kongresi’nde yaşandı.[53] Bir araya gelen 1132 delegeden 745’i Bolşevik, 352 solSR, geri kalanı küçük gruplardı. Anlaşmazlık konuları diğer parti üyelerinin ihracı, ölüm cezası, köylülük ve barış anlaşmasıydı. 6 Temmuz’da Çeka’da görev yapan iki solSR Alman Büyükelçisi Mirbach’ı öldürdü. SolSR’ler Bolşevikler’i Almanlarla savaşı sürdürmeye zorluyordu. Ayaklanma çıktı. Sol SR lideri Spirinidova suikastın bilgisi dahilinde olduğunu söyledi. Kongredeki solSR’lerin çoğu tutuklandı, Çeka üyesi 13 solSR idam edildi. 9 Temmuz’da Sovyetler’den atıldılar. 15 Temmuz’da Merkez Komite’nin iradesini tanıyanların dönebilecekleri açıklansa da çoğu dönmedi.[54] Anayasa Hazırlık Komisyonu Nisan 1918’de toplandığında sol SR’ler Hükümet’ten çekilmesine karşın Sovyetler’de varlığını sürdürüyordu. 10 Temmuz’da Anayasa kabul edildiğinde ise Sovyetler’den de atılmışlardı. Artık tek parti iktidarı vardı. Bir yandan da iç savaş başlamıştı.[55] Çeka’nın terörüne karşı SR’ler suikastlara başladı. Temmuz 1918’de Volodarski, Ağustos’ta Uritski öldürüldü; Eylül’de Lenin Moskova’da ağır yaralandı. Bu “beyaz terör”e 1918 sonbaharında “kızıl terör”le yanıt verildi.[56]

Aslına bakılırsa, “1918 yılının Temmuz ayında Rusya’da kitleler bir solSR hükümetine gayet hazırdı ve onların narodnik-sendikalist programı, halkın desteğini de alan demokratik bir Sovyet düzeni sağlayabilirdi. Petrograd ve diğer yerlerdeki grevciler, işçilerin Komünist rejime beslediği düşmanlığı göstermişti.”[57] Fakat sol SR’lerin “üçüncü devrim” için bir programı yoktu ve galiba Lenin’i ve Bolşevikleri diğerlerinden öne çıkaran buydu.

İktidar süreçlerinden uzaklaştırılan solSR’ler Brest-Litovsk’tan sonra savaş komünizmine de karşı çıktılar.[58] İç Savaş koşullarında, Şubat 1919’da solSR’ler yeniden Bolşevikler’e yanaştıysa da bu kısa sürdü. Zaten kendi aralarında da bölünmüşlerdi.[59] Basın organları yasaklanıp Sovyetler’de temsili yasaklanınca solSR’ler 1919’da yasal muhalefette yer alamadı. 1920 Baharı’nda Steinberg önderliğinde yeniden yasal statü kazandılar ve “Znamya” dergisini çıkarmalarına izin verildi.[60] Bir kısmı Bolşevikler’e katıldı, diğerleri ise hapse atıldılar.[61]

Sol Komünistler

Diğer partilerin yanı sıra bu dönem içerisinde en güçlü muhalefet herhalde Bolşevik Parti’nin kendi içerisindeydi. Önce iktidara gelmeyi erken bulanlar,[62] yukarıda da değinildiği gibi iktidara geldikten sonra Parti kararına uymayarak koalisyon için ayak dirediler. Brest-Litovsk Parti içinde de tepkiyle karşılandı. Brest-Litosk’a Merkez Komitesi’nde Buharin, Unitski, Lamov, Bubrov gibi “sol komünistler” itiraz etti.[63]

Barıştan sonra sol Komünistler merkezi eleştirmeyi sürdürdü. “Başlıca anlaşmazlık konusu sanayinin işçiler tarafından kontrol edilmesinin ne anlama geldiği ve nasıl gerçekleştirilmesi gerektiğiydi.[64] Ekonominin işleyişi konusunda Sovyetler’in yanı sıra üç odak noktası vardı: Fabrika Komiteleri; Hükümete bağlı Komiserlik: Vesenha (ve onun yerel örgütlenmeleri olan Sovnarhoz’lar -devlet çiftlikleri-); Tüm Rusya Sendikaları Kongresi’nde Ocak 1918’de seçilen Tüm Rusya Sendikaları Merkez Konseyi. Lenin üretim ve bölüşümün kayıt ve denetimini sıkı disiplinle örgütlenmesi gerektiği görüşündeydi. Açıkça devlet kapitalizmini savunuyordu. “Sol komünistler” ise bu disiplinin devleti güçlendireceğini savunuyor ve fabrika komitelerini öne çıkarıyordu. Merkezileşmeye karşı çıkan grup, aynı zamanda Çarlık döneminden kalan uzmanlardan yararlanılmasına da karşıydı. Muhalif grup Nisan 1918’de Parti’nin Moskova örgütünde denetimi ele geçirdi (Buharin, Obelenski, Radek, Smirnov). Mayıs 1918’de toplanan Ekonomik Konseyler Kongresi’nde Parti İçinde Demokratik Merkeziyetçiler adında bir muhalif grup ortaya çıktı. Başını Osinski’nin çektiği bu grup üretimde Taylorizm’in benimsenmesine karşıydı. Uzmanlara karşı çıkmamakla birlikte, üretimin tamamen bunlara bırakılmasını eleştiriyorlardı.[65] Lenin bu muhalefeti “sol çocukluk hastalığı” olarak nitelendirerek, “muhallebi çocuğu gibi yaşayan manyak” olmakla suçladı.[66] Grup, İç Savaş’la birlikte 1918 yazında dağıldı. Böylece, örgütlenme modeli değişmiş oldu: Tabandan merkeze demokratik merkeziyetçilikten, merkezin tabana uyguladığı disipline geçildi.[67]

Parti içinde askeri konularda da aralıklarla anlaşmazlıklar çıkıyordu.[68] Mart 1919’da, İç Savaş’ın en şiddetli döneminde toplanan 8. Kongre’de “askeri muhalefet” Trotski’nin Çarlık subaylarından yararlanma önerisine karşı çıktıysa da buna engel olamadı.[69] 1920’de Varşova’yı alma girişimi ve 1921’de Gürcistan’a müdahale de Bolşevikler arasında ayrılığa yol açtı. İlki büyük bir bozgunla sonuçlandı, Şubat’ta Menşevik iktidar devrilirken artık Devrim sona eriyordu.[70]

“İç Savaş işçilere… köylülerden daha fazla zarar vermişti.”[71] 1920 Sonbaharı’nda sendikalar üzerinden büyük bir bölünme yaşandı Parti’de. Bir yanda Trotski, Buharin, Andreyev, Derjinski, Kresinski, Preobrajenski, Rokovski ve Serebriyakov vardı. Bu grup sendikaların tamamen devletleştirilmesini savunuyordu. Diğer yanda ortaya çıkan bürokrasi karşıtı İşçi Muhalefeti Şilyapnikov ve Kollontay önderliğinde, 10. Parti Kongresi’nde boy gösterdi. 8 Mart 1921’de toplanan Kongre, “…Bolşevizm tarihinde dönüm noktası” olarak nitelendirilir.[72] Muhalefet, işçilerin yönetime etkin katılımını, merkezi denetim yerine sendikaların denetimini istiyordu. Lenin önderliğindeki “Onlar Platformu” ise sendikaların egemen sınıfın örgütü olduğunu kabul etmekle birlikte devletin zor gücünü ellerinde tutmalarına karşıydı. Lenin muhalefeti “parti birliğini tehdit eden sendikalist ve anarşist sapma” olarak niteledi. Şöyle diyordu: “…Yoldaşlar, muhalefete hiç ihtiyacımız yok, şimdi bunun zamanı değil! Hangi yandan olursa olsun, muhalefetle değil, silahla tedavi edeceğiz”.[73] Böylece Parti içinde fraksiyonlar yasaklanmış oldu. Sonunda Lenin kazandı.[74]

 

Sonuç

Devrim varolan yapıları altüst eden ve çok karmaşık bir dönemdir. Bir de buna İç Savaş eşlik ederken iktidarda kalmak “maharet ister”. “Devrim döneminde azınlığın çoğunluğa dönüştüğü ve görüş ayrılığının kamp değiştirdiği görülür”.[75] Lenin önderliğindeki Parti bunu becerdi. Gerek bunu beceriş biçimi (izlenen ve değiştirilen politikalar), gerekse sonrasında kurulan SSCB yüz yıldır tartışılıyor ve tartışma sürecektir.

Aralık 1920’de toplanan Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi Menşevik ve solSR’lerin davetli olarak (oy kullanmaksızın) katıldıkları son Kongre oldu.[76] “…1918 yazından sonra diğer partilere sadece göz yumuluyordu… 1921’den sonra fiilen ortadan silindiler”.[77] “Ekim Devrimi ile Lenin’in ölümü arasındaki dönemi belirleyen belli başlı üç gelişme, otoritenin küçük bir merkezi parti önderliğinin elinde toplanması; partinin mevcut sosyal kurumları yıkmayı amaçlayan devrimci bir örgüt olmaktan çıkıp, hükümet ve yönetim aygıtının beyni haline gelmesi; ve nihayet, diğer partileri ortadan kaldırarak, kendi yararına bir tekel durumunun yaratılmasıydı”.[78]

Devrim’in sonu ise trajik oldu. 1921’e gelindiğinde kitlesel bir hoşnutsuzluk söz konusuydu. Yılın başında 2,5 milyon asker terhis edilmişti. Yalnızca Şubat ayında 118 köylü ayaklanması yaşandı. En büyüğü SR Antonov önderliğinde Tambov’daki ayaklanmayı Tukaşevski’nin birlikleri bastırdı.[79] 28 Şubat’ta Putilov metal işletmelerinde Menşevikler’in çıkarttığı ayaklanmayı Zinovyev bastırdı. En kötüsü ise Kronştad’ta yaşandı. Devrim’e destek veren donanma devlete karşı ayaklandı ve zorla bastırıldı. Kronştad’taki Bolşevik örgütlenmenin zayıflamasıyla Menşevikler, SR’ler ve diğer Sovyet karşıtları burada denetimi ele geçirmişlerdi.[80] Ayaklanma 18 Mart’ta Trotski önderliğindeki Kızıl Ordu birliklerince kanlı biçimde bastırıldı.[81]

1921’de NEP’le başlayan, 1922 sonunda devletin kurulmasının ardından bambaşka yönlere evrilen tek ülkede sosyalizm deneyimi bugün hala çok büyük önem taşıyor. İktidar kurulurken ona karşı yürütülen muhalefet ve iktidarın bu muhalefete rağmen ayakta kalabilme becerisi de…

DİPNOTLAR

[1] İşçi sayısı köylü sayısını ancak 1950’lerin sonunda geçebilmiştir. O da kolhoz ve savhozlarda (yani tarım sektöründe) çalışanların da işçi sayılmasıyla.

[2] Devrimin ve sonrasındaki SSCB deneyiminin bütün dünya siyasetine kısa/uzun erimli etkisi olmuştur. Bu ayrı bir çalışma konusu olabilir: E.H. Carr, The Soviet Impact on the Western World, New York, The MacMillan Company, 1948. Bir örnek vermek gerekirse, Ocak 1918’de dünyaya duyurulan ve savaş sonrası ABD’nin “yeni dünya düzeni” için önerdiği Wilson İlkeleri (gizli diplomasinin yasaklanması, adil barış, self determinasyon hakkı…) ilhamını Ekim Devrimi’nden almıştır. E. H. Carr, Bolşevik Devrimi, c. III, çev. Tuncay Birkan, İstanbul, Metis, 2004, s. 20.

[3] Neden 1921? Bir kere, Bolşevik iktidar İç Savaş’ı kazandı ve içeride Yeni Ekonomi Politikası (NEP) adı altında ekonomik reforma girişti. İktidarda kalabilmek için devlet kapitalizmine yöneldi (1928’e kadar). İkincisi, bu tarihten başlayarak İç Savaş’ta işbirliği yaptığı Bolşevik olmayan unsurları tasfiyeye yöneldi. Stalin, 1928’de NEP’i terk ederken muhalefet kalmamıştı. 1930’larda devrimi yapan kuşağın tümünü ortadan kaldırdı. Bu tarihten başlayarak “devrimin ihracı”ndan vazgeçti ve 1919’da kurulan Komintern Bolşevikler’in bir dış politika aracına dönüştü. “Sürekli Devrim”den “tek ülkede sosyalizme” geçiş yılı 1921’dir. Devrimin ardından emperyalist devletlerin imzaladığı gizli paylaşım planlarını yayınlayarak “gizli anlaşmaları” lanetleyen Bolşevikler, 16 Mart’ta (1921) İngiltere’yle imzaladıkları Ticaret anlaşmasıyla kapitalistlerle işbirliğine yöneldiler. Bu anlaşmanın gizli maddelerine göre İngiltere İç Savaş’a müdahaleden (Beyaz Ordu’ya destekten) vazgeçerken, Bolşevikler de İngiliz sömürgelerinde devrimci propagandaya son verecekti. Yine bu tarihten itibaren “kutsallığı” kanıksanmış “halkların kendi kaderini tayin hakkı” (self determination) “burjuva sapkınlığı”na dönüşmeye başladı.

[4] Carr, op.cit, s.62, 82. “Foreign Military Intervention and the Civil War”, The Great October Socialist Revolution, Moscow, Progress Publishers, 1977, pp. 461-469. STMA, c. 2, s. 601.

[5] Jean-Marie Chauvier, Sovyetler Birliği: Ekonomik ve Siyasi Gelişmeler (1917/1988), çev. Temel Keşoğlu, İstanbul, BDS, 1990, s. 25.

[6] Örneğin, Devrim’e destek vermiş, sonradan tasfiye edilmiş bir Bolşevik olan Galiyev için: Erel Tellal, “Mirsaid Sultan Galiyev”, SBF Dergisi, 56/1 (2001), s. 105-133. Ya da, Devrim’den “nemalanmak” isteyen, fakat sonrasında umduğunu bulamayıp Türkiye’ye gelen Zeki Velidov için: Zeki Velidi Togan, “Lenin’e Yazdığım Mektup”, Hatıralar, İstanbul, Tan Matbaası, 1969, s. 460-463.

[7] Kadetler anayasal monarşi yanlılarıdır. Sağ SR’lar ise, Sosyalist Devrimci Parti’nin bir kanadıdır. Aslında Türkçe kısaltma olarak SD’ler demek gerekebilirdi, ama hem İngilizce’deki baş harflerinden, hem de Rusça’da “Eser” biçiminde kullanımı nedeniyle SR kısaltması yelenmiştir.

[8] Leonard Schapiro, The Origins of the Communist Autocracy, London, London School of Economics, 1955, s. 149.

[9] STMA, c. 2, s. 597, 600.

[10] Victor Serge, Bir Devrimin Kaderi, çev. Metin Cengiz, İstanbul, Pencere, 1997, s. 71.

[11] STMA, c. 2, s. 584; E. H. Carr, Bolşevik Devrimi, c. I, çev. Orhan Suda, İstanbul, Metis, 1989, s. 113-115; Beyaz Generaller gibi Kadetler de meşuti monarşistti. Isaac Deutscher, Troçki, c. 1, çev. Rasih Güran, İstanbul, Ağaoğlu Yayınevi, 1969, s. 397, 399; M. E. Glavetstki, ed., İstoriya Rasii 1917-1940, Yekaterinburg, Uralskiy Litsey, 1993, s.71.

[12] STMA, c. 2, s. 586; Carr, op.cit., 1989, s. 116-118.

[13] Carr, op.cit., 1989, s. 119-121; Oscar Anweiler, Rusya’da Sovyetler (1905-1921), çev. Temel Keşoğlu, İstanbul, Ayrıntı, 1990, s. 290-293.

[14] STMA, c. 2, s. 596; Juseppe Boffa, İstoriya Savyetskava Sayuza, c.1, Moskova, Mejdunarodnıye Atnaşeniya, 1994, s. 137.

[15] STMA, c. 2, s. 596; Carr, op.cit., 1989, s. 154.

[16] Boffa, op.cit., s. 137; Carr, op.cit., 1989, s. 155; Anweiler, op.cit., s. 310. Sonradan yeniden siyaset yapmalarına izin verildi.

[17] Deutscher 6 Ağustos diyor. Bu arada Çar’ın ailesiyle birlikte öldürülmesini bu ilerlemeye bağlıyor. Zira ele geçirilen yerlerden biri Yekaterinburg idi ve Çar ailesiyle burada kalıyordu. Deutscher, op.cit., s. 490.

[18] Devrimden bir ay sonra Kornilov, Kaledin, Aleksiyev ve Denikin komutasında ilk Beyaz kuvvetler Don bölgesinde harekete geçmişlerdi. Deutscher, op.cit., s.397 Murray Bookchin, 1905’ten 1917’ye Rus Devrimleri, çev. Ali İhsan Başgül, Ankara, Dipnot, 2011, s. 328-330; Serge, op.cit., s. 110.

[19] Anweiler, op.cit., s. 309.

[20] Abraham Ascher, Rus Devriminde Menşevikler, çev. Celal Kanat, İstanbul, Metis, 1992, s. 39.

[21] Bookchin, op.cit., s. 337.

[22] Edward Hallett Carr, Lenin’den Stalin’e Rus Devrimi, 1917-1929, çev. Levent Cinemre, İstanbul, Yordam, 2010, s. 77. Orduda askeri komiteler, fabrikalarda işyeri komiteleri iktidarı eline almıştı ve bunlar Bolşeviklerîn denetimindeydi. Anweiler, op.cit., s. 297-298.

[23] Ascher, op.cit., s. 40.

[24] Carr, op.cit., 1989, s. 154.

[25] Ascher, op.cit., s. 44.

[26] Vladimir Malinkoviç, Tri Revolutsii i Dive Perestroyki, Moskova, Mejdunarodnıy İnstitut Gumanitarno-Politiçeskih İslodovanii, 2008, s. 60.

[27] Carr, op.cit., 1989, s. 162-163. Ascher, op.cit., s. 41.

[28] Boffa, op.cit., s. 138-9. Mart 1918’de Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi (Bolşevik), adını Rusya Komünist Partisi (Bolşevik) olarak değiştirdi ve Komünist oldu. Erel Tellal, “Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nden Rusya Federasyonu Komünist Partisi’ne”, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, 204/XXI, 1997, s. 34.

[29] Anweiler, op.cit., s. 313-315.

[30] Deutscher, op.cit., s. 523.

[31] Ascher, op.cit., s. 42-43.

[32] Ascher, op.cit., s.41.

[33] 7 Aralık 1917 karşı devrimci faaliyetler ve sabatojla mücadele için Olağanüstü Komisyon (Çeka) kuruldu. STMA, c. 2, s. 586. 22 Şubat 1918’de Çeka “karşı devrimciler”in kurşuna dizilmesi emrini verdi. Carr, op.cit., 1989, s. 153. Çeka Bolşevik iktidarın en önemli araçlarından biri olmuştur.

[34] Carr, op.cit., 1989, s. 166. Dergileri Vpred (İleri) yayınını 1925-1926’ya değin sürdürdü. Serge, op.cit., s. 73.

[35] Ascher, op.cit., s.46.

[36] Ascher, op.cit., s.50.

[37] Ascher, op.cit., s. 53.

[38] Schapiro, op.cit., s. 204.

[39] Anweiler, tek bir örgütte bir araya gelemeyen Anarşistlerin başından itibaren Bolşevik “proletarya diktatörlüğü”ne karşı çıktığını öne sürüyor. Anweiler, op.cit., s. 317.

[40] Paul Avrich, Rus Devriminde Anarşistler, çev. Celal Kanat, İstanbul, Metis, 1992, s. 24.

[41] STMA, c. 2, s. 596; Carr, op.cit., 1989, s. 154; Serge, op.cit., s. 73; Bookchin, op.cit., s. 356-358.

[42] Boffa, op.cit., s. 140; Avrich, op.cit., s. 25; Bookchin, op.cit., s. 358.

[43] Avrich, op.cit., s. 30; STMA, c. 2, s. 60-603; Bookchin, op.cit., 367-374.

[44] Boffa, op.cit., s. 141; Avrich, op.cit., s. 31; Bookchin, op.cit., s. 358.

[45] Serge, op.cit., s. 68-70.

[46] Aslında iktidara gelme konusunda da büyük bir anlaşmazlık yaşandı. Carr, op.cit., 1989, s.177.

[47] Carr, op.cit., 1989, s. 108-109. Kamanev bu pazarlıklar sırasında Hükümet’in başına Lenin yerine solSR Victor Çernov’un getirilmesini önerdi. Helene Carrere D’encausse, Lenin, 2. B., çev. Ali Cevat Akkoyunlu, İstanbul, Doğan Kitap, 2002., s. 244.

[48] STMA, c. 2, s. 584; Carr, op.cit., 1989, s. 110. Başlangıçta Bolşevikler özellikle sol SR’lerle birlikte davrandılar. Örneğin, daha sonra karşı çıkmalarına rağmen, Brest’teki barış görüşmelerinde solSR ‘den terörist Bitsenko adında bir kadın da yer alıyordu. Deutscher, op.cit., s. 425.

[49] Marcel Liebman, Rus İhtilali, çev. Samih Tiryakioğlu, İstanbul, Varlık Yayınları, 1968, s. 398-399.

[50] STMA, c. 2, s. 591; Carr, op.cit., 1989, s. 153. Devrimci savaşı savunanlar 1792’de Fransa örneğini veriyorlardı. Gerçekten de devrimin seyrinin Fransız Devrimi’yle karşılaştırılması yaygındır. Bookchin, op.cit., s. 352.

[51] Carr, op.cit., 1989, s. 71. “Bolşeviklerin sol SD’lerin oylarıyla birlikte, sol SD’nin yönelimini geçici olarak benimsemesi, köylülüğün Sovyet rejimine kazanılmasında belirleyici rol oynadı.” Bookchin, op.cit., s. 351; Malinkoviç, op.cit., s. 65. Schapiro, solSR’lerin Marksist olmadıklarının ve köylü partisi olduklarını öne sürüyor. Yine de enternasyonalist olduklarını ve Batılı kapitalist aşama olmadan da sosyalizme geçilebileceğini düşündüklerini ekliyor. Schapiro, op.cit., s. 128.

[52] STMA, c. 2, s. 596; Carr, op.cit., 1989, s. 155; Bookchin, op.cit., s. 352; Deutscher, op.cit., s.469.

[53] Aynı gün Savaş Komiseri Trotski bir emir yayınladı: “…Sovyet Hükümeti’ne karşı itaatsizliğe kışkırtmalar… olağanüstü mahkemede yargılanacak… kurşuna dizilecektir.” Deutscher, op.cit., s. 471.

[54] STMA, c. 2, s. 596-7; Carr, op.cit., 1989, s. 156-157. Bookchin, op.cit., s.354-355; Deutscher, op.cit., s. 473-474.

[55] Carr, op.cit., 1989, s. 144; Anweiler, op.cit., s. 311.

[56] Carr, op.cit., 1989, s. 159-160. Bookchin, op.cit., s. 338; Deutscher, op.cit., s. 494; Liebman, op.cit., s.421.

[57] Bookchin, op.cit., s. 355.

[58] Bookchin, op.cit., s. 351.

[59] Carr, op.cit., 1989, s. 164-165.

[60] 1920’de altı, 1921’de üç sayı çıkardılar. Schapiro, op.cit., s. 126.

[61] “Ekim Devrimi’nde tüm enerjileriyle işe girişen sol sosyalist devrimciler ne oldu?” diye soruyor Serge. Spridinova, İrina Kakhovskaya, Kamkov, Mayarov, Trutovski’nin adlarını sayıyor ve ekliyor: “1920-1921’den bu yana özgürlüklerine kavuşamadılar”. Serge, op.cit., s. 68. Dergileri Emeğin Bayrağı yayınını 1925-1926’ya dek sürdürdü. Serge, op.cit., s. 73.

[62] Kamanev, Zinovyev, Rijov iktidarın ele geçirilmesine “erken olduğu” gerekçesiyle muhalefet etmişti. Deutscher, op.cit., 1989, s. 392. Coquin, François-Xavier, 1917 Rus Devrimi, çev. Attila Tokatlı, İstanbul, İzlem, 1966, s. 114.

[63] STMA, c. 2, s. 586; Carr, op.cit., 1989, s. 177; Schapiro, op.cit., s. 130. Barış görüşmeleri tıkandığında da parti arasında anlaşmazlık söz konusuydu. Çoğunluk savaş yönünde eğilim gösteriyordu. Sonunda 19 Şubat’ta Hükümet resmen barış istedi. Deutscher, op.cit., s. 453. Barış görüşmelerini “ne savaş/ne barış” taktiğiyle yürüten ilk Dışişleri Halk Komiseri Trotski, anlaşma imzalanırken yerini Çarlık döneminde Dışişleri Bakanlığı’nda görev yapmış, ayrılmış eski bir Menşevik olan Çiçerin’e bırakarak Kızıl Ordu’nun başına geçmiştir. Carr, op.cit., 2004, s. 72. George Chicherin, Two Years of Foreign Policy, New York, The Bureau, 1920. Lenin, Brest-Litovsk sonrasında Almanya ile ilişkileri düzeltmeye çalışırken, Antant’ı savunan sağSR’ler, devrimin kendi dinamiğine güvenen solSR’ler ve Alman halkını hala karşı devrimci kuvvetlerin lideri olarak gören Menşevikler buna muhalefet etmiştir. Carr, c. 3, s.83. L. D., Trotski, L. D., K İstorii Russkoy Revolutsii, Moskova, Palititiçeskoy Literaturı, 1990, s. 149-150. Brest-Litovsk antlaşması için: John W. Wheeler-Bennett, Brest-Litovsk, New York, MacMillan, 1966.

[64] STMA, c. 2, s. 591; D’encausse, op.cit., s. 265.

[65] Aydemir Güç ve Saruhan Oluç, “Bolşevik Partisi’nde Muhalefet”, STMA, c. 3, İstanbul, İletişim Yayınları, 1988, s. 686.

[66] “’Sol’ Çocukluk ve Küçük Burjuva Düşünceler Üzerine”, V.İ. Lenin, Ekim Devrimi Dosyası, çev. Kenan Somer, Ankara, Sol, 1999, s. 483. “Muhallebi Çocuğu Gibi Yaşayan Manyak” Anton Çehov’un bir öykü kahramanı ve yeniliklere kapalı bir kişiliği anlatıyor. Dipnot 180, s. 664; STMA, c. 2, s. 592-3; Carr, op.cit., 1989, s.178; Kenan Somer, 100 Soruda Ekim İhtilali, İstanbul, Gerçek Yayınevi, t.y., 317-320. Serge, bu dönemde Buharin ve Radek’in başını çektiği sol komünistlerin solSR’lerle birlikte Lenin’i tutuklatma girişiminde bulunduğunu öne sürüyor. Serge,op.cit., s. 111.

[67] Carr, op.cit., 1989, s. 180-181. Demokratik merkeziyetçiler muhalefetlerini Mart 1920’deki 9. Kongre’de sürdürdü. Carr, op.cit., 1989, s. 184.

[68] Örneğin, 1918 sonbaharında Çariçin (Stalingrad)’deki 10. Ordu komutanı Voroşilov’la Trotski arasında anlaşmazlık çıktı. Stalin Voroşilov’u destekledi. Deutscher, op.cit., s. 497-499. 3 Temmuz 1919’da Trotski’nin karşı çıkmasına rağmen Genel Kurmay Başkanlığı’na Kamenev getirilince iş istifaya dayandı. İstifası kabul edilmedi. Anlaşmazlık konusu Denikin’le savaştı. Deutscher, op.cit., s. 510-512.

[69] Carr, op.cit., 1989, s. 184; Anweiler, op.cit., s. 38. Eski subayların görevlendirilmesine Menşevik Dan ve Martov karşı çıkarken solSR’ler karşı çıkmadı. Yine en sert muhalefet Bolşevikler’den geldi. Deutscher, op.cit., s. 480-481.

[70] Trotski Gürcistan harekatının iki Gürcü Bolşevik’in (Stalin ve Orconikidze) işi olduğunu söylüyor. Deutscher, op.cit., s. 546-556.

[71] Bookchin, op.cit., s. 342

[72] Bookchin, op.cit., s.362.

[73] Carr, op.cit., 1989, s. 187; Tony Cliff, Lenin, Bolşevikler ve Dünya Devrimi, c. 4, çev. Bernar Kutluğ, İstanbul, İde, 2000, s. 156-159.

[74] Carr, op.cit., 1989, s. 185; Cliff, op.cit., s. 142-150; Serge, op.cit., s. 111; Deutscher, op.cit., s. 593-594.

[75] Serge, op.cit., s. 72.

[76] Carr, op.cit., 1989, s. 166-167. Lenin Martov ve Dan’ı Kongreler’e davet ediyordu. Serge, op.cit., s.110.

[77] Carr, op.cit., 1989, s. 176; Deutscher, op.cit., s. 592.

[78] Carr, op.cit., 1989, s. 174.

[79] Bookchin, op.cit., s.384 vd.

[80] “1920 yılının Ağustos ayıyla 1921 yılının Mart ayı arasında Kronştad’ta Komünist Parti üyesi 4000 kişinin yarısı ya kendi isteğiyle partiden ayrıldı ya da atıldı”. Bookchin, op.cit., s. 376. Deutscher, Kronştad’ın başında “Üçüncü Devrim”i hedefleyen Anarşistler’in olduğunu söylüyor. Deutscher, op.cit., s. 584-588.

[81] Somer, op.cit., s. 328-329; Cliff, op.cit., s. 150-154. Bookchin, op.cit., s.382. Paul Avrich, Kronstadt 1921, çev. Gün Zileli, İstanbul, Versus, 2006.

KAYNAKÇA

Anweiler, Oscar, Rusya’da Sovyetler (1905-1921), çev. Temel Keşoğlu, İstanbul, Ayrıntı, 1990.

Ascher, Abraham, Rus Devriminde Menşevikler, çev. Celal Kanat, İstanbul, Metis, 1992.

Avrich, Paul, Rus Devriminde Anarşistler, çev. Celal Kanat, İstanbul, Metis, 1992.

Avrich, Paul, Kronstadt 1921, çev. Gün Zileli, İstanbul, Versus, 2006.

Boffa, Juseppe, İstoriya Savyetskava Sayuza, c.1, Moskova, Mejdunarodnıye Atnaşeniya, 1994.

Bookchin, Murray, 1905’ten 1917’ye Rus Devrimleri, çev. Ali İhsan Başgül, Ankara, Dipnot, 2011.

Carr, E.H., The Soviet Impact on the Western World, New York, The MacMillan Company, 1948.

Carr, E. H., Bolşevik Devrimi, c. I, çev. Orhan Suda, İstanbul, Metis, 1989.

Carr, E. H., Bolşevik Devrimi, c. III, çev. Tuncay Birkan, İstanbul, Metis, 2004.

Carr, Edward Hallett, Lenin’den Stalin’e Rus Devrimi, 1917-1929, çev. Levent Cinemre, İstanbul, Yordam, 2010.

Chauvier, Jean-Marie, Sovyetler Birliği: Ekonomik ve Siyasi Gelişmeler (1917/1988), çev. Temel Keşoğlu, İstanbul, BDS, 1990.

Chicherin, George, Two Years of Foreign Policy, New York, The Bureau, 1920.

Cliff, Tony, Lenin, Bolşevikler ve Dünya Devrimi, c. 4, çev. Bernar Kutluğ, İstanbul, İde, 2000.

Coquin, François-Xavier, 1917 Rus Devrimi, çev. Attila Tokatlı, İstanbul, İzlem, 1966.

D’encausse, Helene Carrere, Lenin, 2. B., çev. Ali Cevat Akkoyunlu, İstanbul, Doğan Kitap, 2002.

Deutscher, Isaac, Troçki, c. 1, çev. Rasih Güran, İstanbul, Ağaoğlu Yayınevi, 1969.

“Foreign Military Intervention and the Civil War”, The Great October Socialist Revolution, Moscow, Progress Publishers, 1977, pp. 461-469.

Glavetstki, M. E., ed., İstoriya Rasii 1917-1940, Yekaterinburg, Uralskiy Litsey, 1993.

Güç, Aydemir ve Saruhan Oluç, “Bolşevik Partisi’nde Muhalefet”, STMA, c. 3, İstanbul, İletişim Yayınları, 1988, s. 686-687.

Lenin, V. İ., Ekim Devrimi Dosyası, çev. Kenan Somer, Ankara, Sol, 1999, s. 472-487.

Liebman, Marcel, Rus İhtilali, çev. Samih Tiryakioğlu, İstanbul, Varlık Yayınları, 1968.

Malinkoviç, Vladimir, Tri Revolutsii i Dive Perestroyki, Moskova, Mejdunarodnıy İnstitut Gumanitarno-Politiçeskih İslodovanii, 2008.

Schapiro, Leonard, The Origins of the Communist Autocracy, London, London School of Economics, 1955.

Serge, Victor, Bir Devrimin Kaderi, çev. Metin Cengiz, İstanbul, Pencere, 1997.

Somer, Kenan, 100 Soruda Ekim İhtilali, İstanbul, Gerçek Yayınevi, t.y..

Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi (STMA), c. 2. ve 3., İstanbul, İletişim Yayınları, 1988.

Tellal, Erel, “Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nden Rusya Federasyonu Komünist Partisi’ne”, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, 204/XXI, 1997, s. 34-38.

Tellal, Erel, “Mirsaid Sultan Galiyev”, SBF Dergisi, 56/1 (2001), s. 105-133.

Trotski, L. D., K İstorii Russkoy Revolutsii, Moskova, Palititiçeskoy Literaturı, 1990.

Togan, Zeki Velidi, “Lenin’e Yazdığım Mektup”, Hatıralar, İstanbul, Tan Matbaası, 1969, s. 460-463.

Wheeler-Bennett, John W., Brest-Litovsk, New York, MacMillan, 1966.