Braudel’den Wallerstein’e Tarihe Bakmak

-
24

“Fernand Braudel talihi (fortuna) yakalayan bir insandı, bir kere değil, fakat karşısına çıkarıldığı her seferinde. Bir kişi şans eseri dünya sosyal biliminin önde gelen bir şahsiyeti haline gelmez. Ancak talihi yakalamak yalnızca yakalama istencini değil, [aynı zamanda] yakalanacak talihi de gerekli kılar. Yakalanacak talih, konjonktürde yer alır ve konjonktürü değerlendirmek için, bizim onu yapı içine yerleştirmemiz gerekir.” Immanuel Wallerstein

19. yüzyıldan bu yana Tarih, önceki dönemlerden farklı olarak, beşerî bilimler içinde örgütlenmiş akademik bir disiplin. Bugün üniversitelerde tarih bölümleri var, periyodik ya da önemli tarihlerin yıldönümlerinde uzmanların katıldığı tarih kongreleri düzenleniyor, örgün eğitimin neredeyse her kademesinde tarih dersleri yer alıyor, akademik ve popüler tarih dergileri çıkarılıyor; ayrıca son yıllarda geçmişte yaşamış kişiler ya da yaşanmış olaylar hakkında tarih belgeselleri ya da tarihsel diziler yapılıyor. Tarih disiplini bu konumunu iki olguya borçludur: 1789’dan itibaren billurlaşan ulus-devlet yapıları ve bunu izleyen yıllarda örgütlenen bilim dünyası.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---