Devinimlerde Seyretmek

-
21

Yürürken atılan her adım, vücudun düşmeye karşı yaptığı bir harekettir – her hareket, biz dünyanın kütle çekimiyle birlikte kımıldanırken, bizim özgür olma imkânımızı da içerir esasen. Dünyadaki yolumuzda seyrederken farklı çekimler, engeller ve özgürlükler bizi ilerletir, hayata doğru iterler. Ancak kapitalizmin ve -dünyayı gittikçe daha sanal ve daha anlaşılmaz yollarla deveran eden- medya ağlarının ve teknolojilerinin değişimi karşısında özgürlüğün kısıtlanması, bizim tecrübelerimizin duygulanımsal ve bedensel boyutlarını ne ölçüde içerir? Yani, yeni ve sanallaşmış iktidar biçimleri her adımımızı izlerken, medya ve siyaset mütemadiyen korkularımızdan beslenirken (örneğin bir siyasi lider bir ülkeyi “terör”e karşı güvende ve korunaklı hissettirmek için sınır ötesine askerî birlikler gönderirken), hayata ve hakikate dair ne hissedebilir ve ne yapabiliriz? İnançlarımız ve umutlarımız birtakım “iyilik”ler adına harekete geçirilebilir ve birtakım “kötülük”lere ve ulusal güvenlik tehditlerine karşı yapılan saldırılarda birer araç olarak kullanılabilir. Dünyayla olan ilişkimize hükmeden bu çaresizlik çerçevesi karşısında -şiddet, terör ve sermaye akışının sanal hatları- siyasal müdahalenin umutları nelerdir?

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---