1 Ağustos 1914’te Birinci Dünya Savaşı başladı. Eylül ayında Lenin, Aralık ayına kadar yoğun olarak devam edeceği ve içinden 150 sayfayı özetleyerek yorumlayacağı Hegel’in Mantık Bilimi çalışmasına başladı. Buna paralel olarak Feuerbach’ın Leibniz monografisini okudu. 1915 yılında arka arkaya Hegel’in Felsefe Tarihi Okumaları, Tarih Felsefesi Okumaları, diğer Hegel çalışmaları ve Aristoteles’in Metafizik’i birbirini izledi. Yoğun bir okuma programı vardı ve bu, savaşın patlak vermiş olduğu dünya politikasındaki heyecanlı hareketlenmelerin ilk aylarındaydı. Bu okumalar sonraki yansımalarını “Militan Materyalizm Üzerine” makalesinin satırlarında buldu. Burada şöyle deniyordu: “Marksizmin Bayrağı Altında Dergisi”nin çalışanlarının, Hegel’in diyalektiğinin materyalist bakış açısından sistematik olarak incelenmesini örgütlemeleri gerekmektedir. …Derginin redaktörleri ve çalışanları bana göre, bir çeşit ‘Hegelci diyalektiğin materyalist dostları topluluğu’ olmalıdırlar.” Bu çağrı, mantık görüşünün yorumuyla birlikte ele alınırsa açık bir felsefî kavram ortaya çıkar: “Hegel’de tohumları atılan parlak bir fikrin kullanımı ve gelişimi olarak tarihsel materyalizm. … Marx’ın Kapital’i, özellikle de Birinci Cilt, Hegel’in tüm mantığı çalışılıp kavranmadan tümüyle anlaşılamaz. Bu nedenle yarım yüzyıl sonra bir tek Marksist bile Marx’ı anlayamamıştır!!” 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---