Dirlik Sahibi ile Mülksüzler: Mülkiyetçi-Statükocu Tapınmaya Karşı Yazınsal Terkipler/Sinemasal Replikler

-
30

“Çağımın acılarını görüp kendi kendime şöyle dedim:
Toplumun üzerine kurulduğu ilkeler arasında,
toplum tarafından anlaşılmayan, cahillikle hükümsüz kılınan
ve bütün hastalıkların sebebi olan bir ilke var…”
(Pierre-Joseph Proudhon)

Mülkiyet Belası: Kökenler

Mülkiyet meselesi, Marksist ekonomi-politiğin nefretle anılan en uğursuz konuları arasında yer alır. İlkin, zenginliğin çalışarak ya da üretici olmayan süreçler yoluyla elde edilişinin maddileşmiş güvensizliğine işaret eder. İkinci olarak, hiçbir politik veya ideolojik çağrışım ya da ima içermediği zamanlarda bile, ihtiva ettiği çift anlamlılığını sonuna kadar korur; bir yandan iktidarın şiddete meyyal yüklemlerine yataklık eder, öte yandan olabildiğince iyimser ve nesnel bir yaklaşımla, en doğal insan hakkı kertesinde değerlendirilir. Bu sonuncu yaklaşıma göre, herkesin az da olsa bir malı mülkü, en azından başını sokabileceği bir evi, geçimini sağlamasına yetecek miktarda bir avuç toprağı veya birkaç baş hayvanı olmalıdır; bu, en temel insan hakkı ilkelerinden biridir.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---