2000’li yıllar itibariyle, Türkiye’de mesleki yaygın eğitimin teşvik edilmesine dönük politikalar dikkat çekici bir boyuta gelmekte; bununla birlikte çocuk işçiliğindeki artışa sürekli olarak dikkat çekilmektedir. Bu süreç, bir yanıyla sermaye gruplarının özel meslek liselerine dönük ortaya çıkardığı projelerde; diğer yanıyla devlet nezdinde, güncel bir mesele olarak, merkezi eğitim politikalarından, yerel siyasetlere kadar yaygın eğitimi teşvik edici ve yaygın eğitimi örgün eğitime dahil eden politikaların hayata geçirilmesinde; tüm bunların ötesinde, eğitimin, dünya ölçeğinde, sermayenin küresel örgütlenişine uygun olarak, artan rekabete uyum sağlayabilecek şekilde yeniden düzenlenmesi ve eğitimin sürekli/yaşam boyu devam eden bir olgu olarak tanımlanır hale gelmesinde ortaya çıkmaktadır. Tüm bu süreçte, vurgulanması gereken önemli husus ise eğitimdeki yeniden yapılanma ve çocuk işçiliğin düzensiz, enformel istihdam biçimlerinin yaygınlaşmasıyla ilişkili olarak artışının yanı sıra; çıraklığın bir emek biçimi ve bir sınıf ilişkisi olarak yeniden önem kazanması ve teşvik edilmesidir. Bu durum, eğitimin piyasalaşması ve çocukların çalışmaya zorlanması gibi iktisadi zor olarak açıklayabileceğimiz süreçlerin yanı sıra iktisadi olmayan zor ve rıza süreçlerinin de işlediğini gösterir. Bu metinde, bir emek biçimi olarak çıraklığı tarif etmeye ve “çıraklığın geri dönüşü” olarak tarif edilen günümüzde çıraklığın nasıl bir dönüşüm geçirdiği, ne tarz sınıf ilişkilerini beraberinde getirdiği ve bir ideoloji olarak ne tür işlevler edindiği üzerinde durmaya çalışacağız. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---