Bülent Özçelik: Uzun yıllar boyunca yapmış olduğunuz çalışmanın sonucu olan 3 ciltlik İslamcı Örgütler kitabınızda,  pek çok ülkedeki örgütlere dair bilgiler veriyorsunuz. İslamcı örgütlenmelerin başlangıç saikleri ve ilk örgütlenme şekilleri nelerdir? İslamcılar neden din konusunda bireyselleşmeyi değil de, o dini siyasallaştırmayı, örgütlenmeyi tercih etmişlerdir?

Faik Bulut: İslamcı akım ve hareketlerin ortaya çıkışının siyasi, toplumsal, ekonomik, kültürel ve ideolojik birçok nedeni vardır. Bu nedenlerin ortak özelliği tepkisel olmalarıdır. Kimi zaman klasik sömürgeciliğe ve Batı merkezci (Avrupa merkezci) üstenci ve dayatmacılığa tepki göstermişlerdir. 1800’lerin ortalarından itibaren Cezayir’de Fransız sömürgeciliğine karşı ayaklanan Şeyh Abdülkadir hareketi ile Sudan’da İngiliz işgaline direnen Şeyh Mehdi hareketi, buna örnek gösterilebilir. İlginçtir; her iki hareket aslında çok daha sonra ortaya çıkacak olan Ulusal Kurtuluş Hareketlerinin ön habercisi gibidirler; dış kabuğunda İslamcılık, iç kabuğunda toplumsalcılık vardır. Her ikisi de işbirlikçi yerli tarikatlara ve şehir hayatında söz sahibi olan din adamları (Ulema) zümresine sırtını çevirmiş; kırsal alanda müritleriyle beraber bir çeşit komünal yaşam (ortakçılık) kurup aynı lokmayı paylaşmayı uygun görmüşler. Benzer bir durumu, Kafkasya’da Rus Çarlığının işgali ve hegemonyasına direnen Şeyh Şamil’in Nakşibendilik esasına dayanan müridizm hareketinde gözlemek mümkün. Bunun daha geç örneğini, 1900’lerin başında Barzani hareketinin kurucusu sayılan Şeyh Abdülselam Barzani’nin Osmanlı’ya isyan sürecinde tarikat kurallarında yoksul köylüler lehine yaptığı bazı ıslahatçı/reformist düzenlemelerinde görebiliyoruz. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---