Geçtiğimiz on yıl içinde, Amerikan faşist ajitatörlerinin sözlerinin ve broşürlerinin doğası ve içeriği konusunda sosyal bilimciler tarafından çok yoğun incelemeler gerçekleştirildi. Bu çalışmaların meseleye içerik çözümlemesi çerçevesinde yaklaşan bir kısmı, en sonunda L. Löwenthal ile N. Guterman’ın hazırladığı Prophets of Deceit (‘Düzenbazlığın Peygamberleri’)[1] adlı kitapta kapsamlı bir sunuma kavuştu. Elde edilen genel resim iki temel nitelikle karakterize olmuş durumdadır. İlk olarak, bütünüyle olumsuz yorumlar ve bir tuhaflık istisnasıyla: Yabancıları temerküz kamplarına koymak ya da Siyonistleri sürgün etmek yolunda, bu ülkedeki faşist propaganda malzemesi somut ve elle tutulur siyasal meselelerle pek de ilgilenmiyordu. Bütün ajitatörlerin ifadelerinin ezici bir çoğunluğu ad hominem temelliydi ve bu doğrultuda çalışıyordu. Bunlar, rasyonel hedefler doğrultusunda oluşturulmuş rasyonel ifadelerle kendilerine takipçiler bulma amacına değil, açıkça psikolojik hesaplamalara dayanıyorlardı. “İnsan sürüsü kışkırtıcıları” terimi, esası bakımından, olduğu haliyle kitleleri aşağılayan bir terim olması nedeniyle itiraz edilebilir olmakla birlikte, bizim Hitler özentililerimizin kasıtlı olarak geliştirdiği irrasyonel ve duygusal saldırganlık atmosferini açığa vurmak bakımından uygun bir terimdir. Eğer insanları ‘insan sürüsü’ olarak nitelemek bir küstahlık ve yüzsüzlük içeriyorsa, bu tam olarak ajitatörün tam da bu insanları bir ‘insan sürüsü’ne dönüştürme amacını, yani kalabalıkların hiçbir anlamlı siyasal amaç olmaksızın şiddet eylemlerine yatkın hale getirilmesi ve pogrom atmosferinin yaratılması amacını ortaya koyar. Bu ajitatörlerin evrensel maksadı, Gustave Le Bon’un ünlü kitabından beri yaygın olarak ‘kitle psikolojisi’ biçiminde bilinen şeyi yöntemli bir biçimde tahrik etmektir. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---