Hemcinsler arasında yaşanan aşk ve arzunun kökleri insanlık tarihinin derinliklerine uzanıyor. Modern anlamıyla aile birimleri kurmadan, anasoylu bir toplumsal düzende yaşayan ilkel komünal toplumlarda hemcinsler arası birliktelikleri kısıtlayacak hiçbir baskı aygıtı bulunmuyordu. Üremeye yönelik olmayan cinselliğe dair önyargı ve yasakların ortaya çıkması, mülkiyet ilişkilerinin ürünü olacaktır.

Eşcinselliğin sınıflı toplumlarda ortaya çıktığı yönündeki popüler söylem, olguları egemenlerin yazılı tarihi üzerinden inceliyor ve ezilenlerin eşcinselliğini böylesi bir tarih okuması üzerinden yorumluyor. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---