Kadın cinayetleri, toplumda öfkeli bir adalet arayışını beraberinde getirirken erkek şiddetine karşı öldürerek hayatta kalan kadınlar için adalet arayışının aynı kamusallığa ulaştığını söylemek güçtür. Kendisine şiddet uygulayan erkeği öldüren kadınlar, kurbanların ardından aranan bir adalet ile hayatta kalanlar için adalet arasındaki farkı tartışmaya açar. Bu durum, şiddetin araçsal niteliğini ortaya koyarken aynı zamanda kadınların, şiddetin mağdurları değil, şiddete karşı direnen özneler olabildiğini de doğrular. Bu yazıda canına tak eden kadınların[1] davalarının, adalet ve şiddet üzerine düşündürdüklerinden yola çıkılarak adalet arayışının erkek şiddetine son verecek bir siyasal mücadeleyle bağlantısı tartışılacaktır. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---