Geçtiğimiz nisan ve mayıs aylarında tamamlanan Hindistan genel seçimleri Hindu milliyetçisi Hindistan Halk Partisi’nin (Bharatiya Janata Party – BJP) Hindistan Genel Meclisi Lok Sabha’daki 545 sandalyenin 282’sini kazanmasıyla sonuçlandı. Hindistan siyasetinin Hindistan Ulusal Kongresi (metin boyunca Kongre olarak kısaltılacak) ile birlikte iki büyük partisinden biri olan BJP’nin seçimlerde başarılı olması beklenmesine karşın mecliste mutlak bir çoğunluk yakalaması yorumcularca beklenmedik bir durum olarak değerlendiriliyor.[1] Seçim sonuçları biraz da BJP ve lideri Narendra Modi’nin ‘dünyanın en büyük demokrasisi’ olan Hindistan’ın yeni kentsel siyaseti ve yükselme arzusu duyan sınıfları ile kurabildiği temasın bir yansıması olarak görülüyor.[2] Bir çaycının oğlu olan ve kendisi de gençliğinde çaycılık yapmış olan Modi’nin imajının yükselme ve daha iyi yaşam standartları arzusundaki yeni kentsel toplumsal katmanlara Kongre’yi temsil eden Nehru – Gandhi hanedanınınkinden çok daha yakın geldiği yorumcuların sıklıkla altını çizdiği bir nokta.[3] Ayrıca BJP ve liderinin iş dünyasıyla iyi ilişkileri ve Modi’nin daha önce ana bakanı olduğu Gujarat eyaletinde ekonomi yönetiminde gösterdiği beceri de partinin başarısının arkasındaki etmenlerden biri olarak görülmekte.[4] Hindistan siyasetinin son seçimlerle aldığı bu yeni şekil, piyasa ekonomilerine taraftar ve neo-liberal programları uygulamakta kararlı şahısçıl ve milliyetçi-muhafazakar siyasetlerin yükselişiyle biçimlenen bir küresel dalganın parçası. Diğer taraftan BJP ve elde ettiği seçim başarıları, hem seçim zaferinin öncesi, hem BJP’nin uygulamayı planladığı ekonomik siyasalar, hem de liderliği ve Hindistan’da temsil ettiği siyasi-ideolojik konum açısından AKP iktidarının yükselişi ve yapısı ile de dikkat çekici benzerlikler içeriyor. Söyleşinin bu yönüyle de Ayrıntı okurlarının ilgisini çekeceğini umuyoruz. Aşağıda BJP’nin başarısı üzerine Sussex üniversitesi Kalkınma Araştırmaları Enstitü’sünden Suhas Bhasme ile yaptığımız, BJP’nin söylemsel stratejilerine odaklanan kısa bir söyleşiyi sizlere sunuyoruz.

Toygar Sinan Baykan: Suhas, okuyucularımız için kısaca kendinden ve araştırmandan bahsedebilir misin?

Suhas Bhasme: Ben Sussex üniversitesi’nde Kalkınma Araştırmaları Enstitüsü’nde bir araştırmacıyım. Araştırma konum Hindistan’daki su siyasaları. 1990’lardan sonra popülerleşen kamusal katılım tarzlarının ve kurumlarının doğası ve bunun genel olarak toplumdaki yaygın sınıfsal, kast ve toplumsal cinsiyet temelindeki eşitsizliklerce nasıl etkilendiğine bakıyorum. Hem eyalet hem de yerel düzeydeki etkilerine odaklanıyorum. Bunu yaparken tabi yalnızca yerel düzeydeki siyasalara bakmıyorum ancak daha genel düzeydeki siyasetle etkileşime de bakıyorum. Yerel siyaset odaklarının, siyasal partilerin ve hatta aile siyasetlerinin, ki Hindistan siyasetinde çok belirleyici bir düzey bu, bu kurumları kendi iktidarlarının yeni bir mecrası olarak kullanmasına da odaklanıyorum

Toygar Sinan Baykan: Anladığım kadarıyla konunun patronaj, klientalizm gibi meselelerle de yakından ilgisi var değil mi?

Suhas Bhasme: Evet, bu meselelerle de cemaat, mülkiyet, liderlik ve toplumsal eşitsizliklerle de ilgili bir tarafı var araştırmamın.

Toygar Sinan Baykan: Aslında sana Hindistan’ın yakın zamanda geride bıraktığı seçimlerle ilgili sorularım var. Basit bir soruyla başlamak isterim. Temek olarak BJP’nin başarısını nasıl açıklamak gerekiyor?

Suhas Bhasme: Hindistan’da sağ bir partinin iktidara gelmesi ilginç bir şey olmasına rağmen insanların beklemedikleri bir şey de değildi. Aslında kendi başına BJP’nin başarısı değil ancak gerçekten şaşırtıcı olan, ülkenin siyaset bilimcileri için de, BJP’nin yakaladığı başarının derecesiydi: 282 sandalye, bu inanılmaz bir başarı. Eğer hatırlarsan yalnızca Indira Gandhi’nin ölümünden sonra Rojiv Gandhi bundan daha büyük bir çoğunlukla iktidara gelmişti. Ondan beri böyle bir şey olmamıştı. Indira Gandhi de Nehru’nun ölümünden sonra benzer bir güçlü destek alabilmişti. Bu gerçekten beklenmedik bir şeydi. Aslında medyanın Modi’yi destekleme tarzına bakıldığında BJP’nin başarısı beklenmedik de bir şey değildi. Ancak özellikle yerel partilerin başarılı olacağı bekleniyordu ve bunun sonucunda da BJP’nin bir koalisyon iktidarının parçası olacağı hesaplanıyordu. Fakat seçim sonuçları Modi’nin kimseye ihtiyacı olmadığını gösterdi.

Toygar Sinan Baykan: Başarılarında bir anahtar etken belirler miydin?

Suhas Bhasme: Modi’nin liderliğinin rolünü iyi anlamak gerekiyor. Ve Özellikle Gujarat’ta geliştirdiği kalkınma söylemine bakmak gerekiyor. Medyayı ve interneti kullanarak bunu yaygınlaştırdılar. Kongre her zaman söylemsel olarak özellikle güçlü bir sekülarizm fikrine dayanıyordu. BJP için ise, özellikle Modi’nin yükselişinden sonra, kalkınma benzer bir slogan haline geldi. Tabi diğer taraftan da Kongre’nin iktidarı boyunca yolsuzluk söylentileri de insanların değişim için olan isteğini arttırdı.

Toygar Sinan Baykan: Fakat diğer taraftan da, son birkaç sene dışarıda tutulursa, Kongre iktidarı boyunca ekonomik olarak gelişme sağlanmış olduğu gibi bir istatistiki gerçek de var. Bu açıdan bakıldığında, bu gelişmenin Kongre’ye seçimlerde fayda etmemiş olmasını nasıl açıklamak gerekiyor?

Suhas Bhasme: Aslında bu çok ilginç ve az da olsa bir ilerleme vardı ekonomik olarak ancak yolsuzluk da bunun yanı sıra sürüyordu. Bir de tabi gelişme ancak kimin gelişmesi sorusuna da cevap aranmalı. Gerçekten de yoksullar bundan faydalanıyor muydu? İnsanlar da tabi bir değişim istiyorlardı. İnsanlar alternatifler aramaya başlamışlardı. Bir de tabi özel sektör de işe karıştı. Çünkü bu şirketlerin de Modi’de bir gelecek gördüğünü söylemek lazım çünkü özel sektör ve şirketler taraftarı bir imaj da çiziyordu.

Toygar Sinan Baykan: Peki geçmişi açısından ne demek lazım BJP’nin? Her zaman piyasa yanlısı, şirketlerin tarafında mı bir çizgi benimsiyordu BJP?

Suhas Bhasme: Dürüst olmak gerekirse BJP’nin geçmişte, daha önce iktidardayken yaptıklarına baktığımızda, Kongre’nin başlattığı siyasalarla bir devamlılık görülüyor. BJP iktidardayken bir özelleştirme bakanlığı bile kurmuştu. Ancak bunlar hep Kongre döneminin siyasalarının devamıydı. BJP’nin yaptığı yalnızca bu liberalleşme süreçlerini hızlandırmak olmuştu. Ve ileride de bu ivmenin artmasına aynı rota üzerinde devam edecek gibi görünüyor. Eğer BJP liderlerinin kullandıkları dile bakacak olursanız da, yönetişim, demokrasi, kalkınma gibi, bu da tabi partinin kalkınma söylemini ustalıkla kullandığını gösteren şeyler.

Toygar Sinan Baykan: BJP iktidara geldi ve uluslararası kamuoyunda partinin milliyetçi-hizipçi geçmişinden dolayı da bir endişe var. Müslüman azınlığın BJP iktidarı altındaki durumu ne olacak?

Suhas Bhasme: BJP’ye bakılacak olursa Müslümanların da partiyi desteklediği gibi bir iddia var. Ve bu kısmen de doğru gibi görünüyor. Ancak daha henüz BJP’nin bu konuda ne gibi siyasalar izleyeceğini bilmiyoruz.

Toygar Sinan Baykan: Aslında BJP’nin başarısı ile Türkiye’de yakın zamandaki siyasi gelişmeler arasında da belirli bakımlardan benzerlikler var. Partinin neo-liberal eğilimlerine karşın bir de liderinin “halk adamı” imajı var ve bu aslında sanki ekonomik açıdan yeniden dağıtımcı bir tarz izleyeceği gibi bir izlenim doğuruyor. Fakat, açık ki tam aksi bir rota izliyor. Bu, birbirinden farklı imajları ve eğilimleri nasıl bir arada götürüyor sence BJP?

Suhas Bhasme: Bu gerçekten ilginç fakat BJP’nin RSS’nin,[5] ülkenin büyük bir bölümünde etkili bir ağa sahip bu Hindu milliyetçisi toplumsal hareketin örgütlenmesinin desteğini aldığını da akılda tutmak gerekiyor. Bu örgüt hem yerel sanayilerin korunması hem de ulusal bir girişimci sınıfının oluşması için daha kolonyal dönemlerden beri çabalayan bir örgüt. Bu tabi oldukça da dinsel bir örgütlenme. Ve epeyce de kurumsallaşmış bir örgüt ve ülkenin her köşesine ulaşabiliyor. BJP’nin başarısında da çok önemli bir katkısı var bu örgütün. Diğer partilerin birçoğu böylesi bir destekten de yoksundu. BJP RSS’nin kamusal yüzü aslında. Ancak bu sefer kamusal olarak çok daha fazla kalkınma söylemini benimsiyorlar.

Toygar Sinan Baykan: Aslında ilk bakışta bu Hindu milliyetçisi toplumsal temel ile piyasa yanlısı siyasalar birbirini dışlayan şeylermiş gibi görünüyor ancak galiba, söyleşinin başında dikkat çektiğin gibi, biraz da liderliğin imajının katkısı ile bu gerilim gideriliyor gibi geliyor bana. Bu tespite katılır mıydın?

Suhas Bhasme: Evet, fakat tabi bunun RSS’in toplumsal örgütlenmesiyle, partinin örgütsel aracılığıyla bir arada düşünülmesi gerekiyor. Tabi ki liderlik bir etken ama tek etken olduğunu düşünmemek lazım.

Toygar Sinan Baykan: Eklemek istediğin başka bir şey olur muydu? Belki kalkınma meselesi ile ilgili…

Suhas Bhasme: Kalkınma meselesinin Hindistan’da nasıl kullanıldığına bakmak çok ilginç gerçekten de. Tabi çok eleştirel bir şekilde bakmak gerekiyor ve “kimin kalkınması”, “neyin gelişimi” gibi sorular sormanın tam zamanı. Mesela liderler, hükümetler nasıl kullanıyorlar bu söylemi. Bunlar mevzunun sorgulanması gereken yönleri bence.

Toygar Sinan Baykan: Teşekkür ederiz Ayrıntı’ya katkılarından dolayı.

Suhas Bhasme: Katkı sunabildiysem eğer çok memnuniyet duyarım.

Çeviri ve Katkı: Toygar Sinan Baykan

 

DİPNOTLAR

[1] Jason Burke, “The 21st century belongs to India, says nationalist who ousted the Gandhi dynasty,” Observer, Mayıs 18, 2014, 27.

[2] Ellen Barry, “In restless nation, call for change,” The New York Times International Weekly, Mayıs 25, 2014, 6.

[3] Barry, “restless nation”.

[4] Burke, “21st century belongs to India”.

[5] RSS (Rashtriya Swayamsevak Sangh – Ulusal Gönüllüler Birliği), 1925’te kurulmuş Hindu milliyetçisi bir örgüt. Hindistan’ın birçok bölgesinde varlık gösteren örgüt BJP’nin de geniş toplumsal katmanlarla ilişki kurmasını sağlamakta.