Cumhuriyet dönemi romanına 30’lu yıllardan sonra solcu, muhalif yazarların ağırlığını koymasına hatta 70’lerden sonra sosyalizm açıkça telaffuz edilir hale gelmesine rağmen işçi sınıfının hikâyesi yazılmamıştır. Elbette bir iki isim saymak, yoksulluğu çarpıcı görüntülerle işleyen romanlardan örnekler vermek mümkün. Ne var ki sonuç değişmiyor: Cumhuriyet döneminde yazılan beş bini aşkın roman içinde işçi sınıfının sorunlarını tam da en çıplak sömürüye maruz kaldıkları üretim süreçlerinde yakalayabilmiş romanların azlığı şaşırtıcıdır.

1940’lardan 1960’a

Aslında muhalif tavrın romandaki seyri –o dönemin koşullarını göz önüne alırsak eğer- oldukça vaatkâr başlamıştı. Genç bir kuşak ortaya çıkmıştı; yeni kurulan hayatın karşısına dikilen eski kurumların, eski ilişkilerin çürümüşlüklerini doğalcı bir üslupla sergileyen bu yazarlardan çoğu, eskinin çürümüşlüğüne ek olarak, yeni gelişmekte olanın da, daha doğarken tükenmiş, kokuşmuş olduğunu göstermeye çalıştılar. Dönemin yakıcı sorunu köy ve köylülüktü. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---