Mesleki eğitime dair bu yazı, mesleki ve teknik eğitim konusunun teknik ele alınışının ötesine geçilerek, toplumsal bir olgu olarak ele alınması kaygısını taşımaktadır. Toplumsallık, toplumsal güç ilişkilerinin dağılımı dediğimizde bugün neoliberal yapılandırma sürecine / neoliberal hegemonya projesini adres göstermek gerekiyor. Nitekim bu yazı mesleki ve teknik eğitime dair spesifik bir ilgiden çok yeniden yapılandırma sürecinde eğitime nasıl bir işlev biçiliyor sorusunun sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Eğitim politikalarının ve/veya eğitime dair sorunların özelleştirme pratikleri ile sınırlı bir çerçevede ele alınması, neoliberal eğitim nedir sorusuna tam olarak karşılık alamamıza neden olmaktadır. Fine’ın[1] bugün sosyal politika esasında bir emek piyasası[2] politikasıdır demesinden esinle; bugün eğitim politikalarının emek piyasası politikasının bir fonksiyonu olduğunu ortaya koymak söz konusu soruyu yanıtlamak bakımından önemli bir adımdır. Bu durum, yani 1980’lerin sonu ve 1990’ların başlayan eğitimde reform dalgasının geldiği aşama, birçok yazar tarafından eğitim politikalarının ekonomi politikalarınca kolonileştirilmesi olarak adlandırılmıştır. Oldukça makul, nötr ve hatta doğal bir ilişki olarak sunulan eğitim-istihdam ilişkisi vurgusu bu kolonileştirme siyasetinin en tipik örneğidir. Yazı içerisinde emek piyasaları ile eğitim ilişkisinin yapılandırılması süreci ve ona eşlik eden söylem, neoliberal hegemonya projesinin temel bir uğrağı olarak ele alınacaktır. Öncesinde eğitimin genel toplumsal işlevine dair bir iki laf etmek yerinde olacaktır. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---