Avrupa’yla eşzamanlı gelişse, isyan etmişliğin duygudaşlığını taşısa da, bizim ‘68’imiz hem ideolojik ve politik öncülleri hem sonuçları açısından önemli farklılıklar gösterir. Batı’daki isyan başladığında “siyasal konjonktür, sadece kapitalist sistemin ve hegemonyasının değil, Doğu ülkelerinin reel sosyalizminin de sorgulanmasını gerektiriyordu. 1956’daki Macaristan ve 1968 içindeki Çekoslovakya müdahaleleri, Sovyet-Çin uyuşmazlığı ve Stalinizmin yarattığı sorunlar, “Marksizm-Leninizm”e dayalı dünya çapında bir sosyalist birliğin sağlanmasını hedefleyen projeleri ciddi bir şekilde baltalıyordu”. ‘68’deki meydan okuma, şu ya da bu şekilde köylülükle ittifak kurmuş proletaryadan değil, çıkarları sistemle çok daha uyuşmak olarak görülen “fraksiyon” ve “gruplardan beklenmekteydi.” Bunun sonucunda ‘68 öğrenci eylemleri geleneksel “sosyalist” “komünist” partilerden bağımsız, hatta onlara rağmen gelişmiş, isyanın başını çekenler anarşist, anti-otoriter gruplar olmuşlar, Avrupa sokaklarını Marx’ın, Engels’in, Lenin’in, Stalin’in değil Mao’nun, Che’nin, Ho Chi Minh’in posterleri süslemişti. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---