Jus Publicum Europaeum Düzeninde Bir Hostis Humani Generis Olarak Haydut

-
9

“Adalete saygı gösterilmezse krallıklar büyük haydut çetelerinden başka nedir ki? Çünkü haydut çeteleri de küçücük devletler değilse nedir? Çete de bir reisin emrine tâbi toplumsal bir sözleşmeye bağlı bir insan topluluğudur ve ganimet önceden belirlenmiş bir hukuk uyarınca paylaşılır. Eğer çete yoldan çıkmış insanların katılımıyla büyüyerek topraklar ele geçirir yerleşimler oluşturur, şehirleri işgal eder ve halklara boyun eğdirirse açgözlülüğü azalacağından değil cezasız kalmanın verdiği güvenlik hissinden dolayı kendisine yakıştırılan krallık adını gerçekten de açıkça hak etmiş olur. Bir zamanlar yakalanan bir deniz haydutu Büyük İskender’e zarafet ve hakikatle cevap vermiştir.  Kral ona denizleri talan etme fikrinin aklına nasıl geldiğini sormuştur. Haydut pervasızca meydan okuyarak şu karşılığı vermiştir: Senin aklına bütün dünyayı talan etme fikri nasıl geldiyse öyle geldi; ama ben ufacık bir gemiyle talan ettiğim için bana haydut derler sen büyük bir donanmayla talan ettiğin için sana imparator derler.”
(Augustinus, De Civitate Dei, IV/4.)

Siyasal bir başkalık veya ötekilik olarak haydutluk, egemenliğin sınırında bir aykırılık formu olarak alelade bir kural dışılık, anomali, sapma, sapkınlık veya sapıklık, malformasyon, kusur ya da acayibat değildir; aksine, tarihsel-toplumsal kökleri polis öncesine dayalı, politico-juridik özellikleri dönemin siyasal birimlerinin özgünlüklerine koşullu çekişen veya yarışan bir radikalliktir. Haydutluğu radikal bir aykırılık formu olarak sıradan aykırılık formlarından ayıran ise egemenlikle kurduğu ilişkinin meydan okuyucu niteliğidir.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---