Kendini Zevzekleştiren Dünyanın Edebiyatı

-
16

Slavoj Žižek, Roma filmi üzerine yazısında,[1] filmi yanlış nedenle övdükleri için eleştirmenlere çatar. Filmin kadın dayanışmasına bir övgü olduğu, farklı sınıflardaki kadınların, yaşamlarını ortaklaştırma gücünü gösterme kararlılığını anlattığı yönlü değerlendirmelerin yanlış okumadan kaynaklandığını vurgular. Žižek’e göre Roma, “İçindeyken yalnızca kendimizi iyi hissetmekle kalmayıp aynı zamanda iyi bir şeyler yaptığımızı da hissettiğimiz zincirlerden” bahseden bir filmdir. Film boyunca da Cleo’nun sınıfsal bir bilinç kazanma imkânlarına dair anlar yaşanır. Žižek’e göre filmin sonuna gelindiğinde: “Cleo Adela’ya şunu söylediğinde özgürleşmeye dair başka bir ipucu daha geliyor: ‘Sana anlatacağım çok şey var.’ Belki de bu, Cleo’nun nihayet kendi “iyilik” tuzağının dışına çıkmaya hazır olduğu, kendini yok sayarcasına bu aileye adanmışlığının tam da kendi kulluk biçimi olduğunu fark ettiği anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle, Cleo’nun politik kaygılardan tamamen uzak durması, kendini yok sayarak hizmetkârlığa adanmışlığı, tam anlamıyla onun ideolojik kimliğinin biçimidir; bu, onun ideolojiyi “yaşama” şeklidir. Belki Adela’ya kişisel açmazlarını anlatması, Cleo’nun “sınıf bilincinin” başlangıcı ve onu, sokağındaki protestoculara katılmaya götürecek ilk adımdır. Bu şekilde çok daha soğuk ve acımasız, ideolojik zincirlerinden kurtulmuş yeni bir Cleo figürü ortaya çıkacaktır.”

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---