Korkulan Hakikattir…

-
17

Ahmet Haşim, Suat Derviş’in Ne Bir Ses Ne Bir Nefes adlı romanı hakkında kaleme aldığı -22 Şubat 1923 tarihli Akşam gazetesindeki- yazısına şu satırlarla başlar:

“Haşyet (korku) hissi hayatımızı doğrudan doğruya tehdit eden müsbet tehlikelerden gelmediği zaman, bir zevk men­baı ve bir güzellik mevzuudur. Onun için birçok çocuk masalları, halk efsaneleri, cid­di san’at eserleri bu mevzudan mülhem olmuşlardır, “Kor­ku edebiyatı” dünyanın her tarafında en çok rağbet bulan meta’dır. Bütün medeni merakizde bir nevi tamaşa mües­seseleri vardır ki oraya gayet ağır başlı kimseler, karılar ile kızlar ile, akşam yemeğinden sonra, henüz iyi ölmemiş bir ölünün diri diri mezara konuluşunu veyahut canlı bir in­san sırtından, lime lime, et ve deri parçalarının koparılı­şını seyir için giderler.” 

İnsanların korkularını “bir zevk menbaına ve bir güzellik mevzuuna” dönüştürmeleri çok eskilere -mağara resimlerine- kadar uzanır. Sonrasında efsanelere, mitolojiye ve masallara ilham veren yine korkular olmuştur. En büyük korku kaynağı ise hiç kuşkusuz ölümdür.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---