“Anlatacağım hikâye, bu şehirli ve çalışan grubun yaşadıkları. Ben de onlardan birisiyim ya, o yüzden içeriden bolca itiraf taşacak. Zira ne yazıyorsam çokça kendimden, yakın çevremden gördüklerim. Hikâye gerçek. Uydurmadım, en fazla biraz abartmışımdır. Ne yaptığımızı, dünyayı nasıl gördüğümüzü ve neden böyle davrandığımızı anlatmaya çalıştım. Bu kitap, kötü çocuklar olmadığımızı ispat etme ve bize verilen gazları kolayca yuttuğumuzun hesabını verme çabası aslında. Kendime ve sınıf arkadaşlarıma bolca iğne batırdım. Hatta çuvaldız ve şiş bile kullandım kimi zaman. Ama itirafçı olan beni dahi şişleyemeyecek kadar iyi insanlarız, biz beyaz yakalılar. Her sabah saat 6.45’te çalan alarm sesinin, sabah tıraşının, makyajının, kravat ve topuklu ayakkabı içinde büzüşen bedenlerin, bilgisayar başında uyuşan beyinlerin öyküsü bu kitap. Başka da bir şey değil.” (Erdem Aksakal, Mezeleri Güzel: Bir Beyaz Yakalının İtirafları) 

Ayrıntı Dergi’nin elinizdeki sayısı için “beyaz yakalılar” üzerine bir yazı yazmaya karar verdiğimde daha çok beyaz yakalılar üzerinden biraz da kolaycılığa kaçılarak şekillenen “orta sınıf” efsanesini, Türkiye özelinde Gezi direnişi sonrası ortaya çıkan külliyata referansla tartışmayı düşünmüştüm. Fakat okuyup bir şeyler karaladıkça üzerine küçük de olsa bir kütüphane kurulabilecek bu konuyu böyle kısa bir dergi yazısında çözemeyeceğimi, kestirme cevaplar vererek konunun hakkını veremeyeceğimi fark ettim. Öte yandan kentli çalışan sınıflarla ilgili sayılara ve genel istatistiklere odaklanmaktansa –katiyen onları önemsiz veya ikinci planda gördüğüm için değil, daha ziyade sıradan hayat hikâyelerini görünür kılmak için–, bu yazıda beyaz yakalıların gündelik hayatlarındaki kimi pratiklere, eğilimlere ve çelişkilere değinmek istedim. Günün sonunda, “orta sınıfla” ilgili kuramsal tartışmalara kısaca değinerek asıl olarak beyaz yakalıların gündelik hayat pratiklerine ve bu pratiklerin sınıfla olan bağlantısına odaklanmaya karar verdim. Bu çerçevede beyaz yakalılar ve sınıf kültürü konusunu geçtiğimiz yıl Mart ayında ilk baskısını yapan Mezeleri Güzel: Bir Beyaz Yakalının İtirafları (2016) kitabını eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutarak tartışmayı tercih ettim.  Bu kapsamda hem bir kitap incelemesi hem de bir deneme mahiyetinde olacak bu yazının beyaz yakalıların var olan gündelik hayat pratiklerini sınıfsal bir perspektiften anlamlandırmamıza yardımcı olacağını umduğum bir pencere açmaktan başka bir iddiası olmadığını baştan söylemeyi tercih ederim.  

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---