Oxford Sözlüğü “post-truth”u yılın sözcüğü olarak seçti. Hakikat-sonrası şeklinde çevrilebilir. Hakikatle ilişkisi olmayan durumların hakikati yerinden etmesini tarifliyor bu sözcük. Nineyi yutup onun geceliğine bürünen kurt, kırmızı başlıklı kız için aslında hala ninesidir, ta ki onu yutana kadar. Kırmızı başlıklı kızı daha iyi duyabilmek için daha iri kulakları olan, daha iyi görebilmek için de daha iri gözleri olan bu yeni nine hakikat-sonrası ninedir işte. Kırmızı başlıklı kızı yuttuğu anda o özne tekrar kurttur ve nineniliğinin hakikatle bir ilişkisi kalmamıştır. Hakikat-güç ilişkisinin önce sosyal medya boyutuna, ardından da zaman perspektifinde diğer boyutlarındaki tezahürlerine bakmayı teklif edeceğim.

Günümüzde enformasyon hiç olmadığı kadar hızlı biçimde akıyor. Konvansiyonel medya araçları bile insanın enformasyon işleme hızını zorlamaktayken sosyal medyanın yükselişi durumu iyice zorlaştırdı. Bir kuşak önce günlük gazeteye erişimi olamayan periferde “okunmamış gazete yeni gazetedir” şiarı geçerli ve erişilebilen gazeteler baştan sona okunuyorken artık timelineda birbiri ardına akan başlıklar arasında seçerek haber okunuyor. Bu seçim de daha çok haberin duygusal değeri ile belirleniyor. CNN’in haberine göre[1] 2016 yılında 3000’den fazla göçmen Akdeniz’de can verdi. Avrupa’ya ulaşmaya çalışan her 88 kişiden birisi yolda can veriyor. Buna karşın Aylan bebeğin ölümü imgesel olarak o kadar kuvvetliydi ki hafızalarda diğer bütün ölümlerden daha fazla yer kapladı. Dolayısıyla trajedik bir görselle desteklenen haberlerin fark edilme ve yayılma hızı çok daha yüksek oluyor. İnternetten bulunan trajedik bir görsel ile haber içeriği oluşturmak ise çok da güç olmuyor. Örneğin üzerinden bir jet-ski geçmesi sonucu sırtında çok sayıda derin kesiler açılan bir adamın fotografının twitterda panzer tarafından ezildiği iddiası ile servis edildiği hatırlanabilir. Daha güncel bir örneği de 237 Bin takipçili hükümet yanlısı bir twitter hesabından takip edebiliriz. Almanya’da nazilerin müslüman bir kadına yaptığı saldırı olarak servis edilen video görüntüsü 3100 kere retweet edildi, bu süreç içerisinde kendisine farklı hesaplardan defalarca orijinal kaynaklarda bu haberin Alman kadına saldıran Afgan mülteciler olarak ifade edildiği hatırlatılsa da hesaptan herhangi bir düzeltme yapılmadı. Hakikat sonrası haberciliği için demonstratif bir durum bu; hükümet yanlısı bu hesabın takipçilerinin zihninde bu olay halen bir neonazi saldırısı.

Trump ve hakikat-sonrası kavramları eşzamanlı olarak yükseldi. Buzzfeed’in haberine göre[2] Trump yanlısı 100’den fazla site Makedonya’nın 40 Bin nüfuslu Veles Kasabası içinden yönetiliyor. Kasabanın temel geçim kaynaklarından biri de muhafazakar sahte haber içeriği üretimi olmuş diyebiliriz. Site yöneticilerinden bir genç Sanders yanlısı içerik üretmeyi de denediklerini ama muhafazakarlar kadar iyi müşteri bulamadıklarını anlatmış. Gerçekten de Buzzfeed’in partizan içerik üreten 3 muhafazakar ve 3 liberal Facebook sayfasının 1000den fazla gönderisini incelediği analizinde[3] muhafazakar sayfaların diğerlerinin yaklaşık 2 katı yalan haber ürettiğini saptamış. Gerçekten muhafazakarlar yalan habere daha kolay inanıyorlarsa bunun nedeni ne olabilir?

Muhafazakarlıkla ilgili kişilik özelliklerinin en iyi bilineni “açıklık” özelliği. Hayal kurma, estetik duyarlılık, duygulara dikkat etme, çeşitliliği tercih etme ve entellektüel merak gibi alt başlıkları bulunan bu kişilik özelliği azaldıkça kişinin muhafazakar olma olasılığı artar[4]. Daha spesifiye edecek olursak, “Çokça düşünmeyi gerektirecek durumlarda sorumluluk almaktan hoşlanırım” ya da “Sorunlara yeni çözümler üretmeyi gerektirecek görevlerden keyif alırım” gibi maddeleri barındıran “Düşünme İhtiyacı Ölçeği” (Need for Cognition Scale) skoru düşük bir kişinin de muhafazakar olma olasılığı daha fazla. Üstelik bu etki “düzeni meşrulaştırma” (system justification) eğilimi üzerinden gerçekleşiyor[5]. “Bilişsel Açıklık” (Cognitive Disclosure) kuramı açısından muhafazakarlığın en temel öğesi olan değişime direnme eğilimi, bu ruhsal durumun belirsizliğe tahammülünün düşük oluşu, dolayısıyla sosyal hiyerarşiye ve net ve üzerinde tartışılmacak doğrulara ihtiyaç duymasından kaynaklanıyor olabilir[6]. Son olarak bilişsel açıklık ihtiyacı suçların daha ağır cezalandırılmasına ilişkin bir eğilimle de ilişkili[7], Türkiye’nin son idam tartışmalarını bu perspektiften de ele alınabilir. Sonuç olarak muhafazakarlık kendi grubundan gelen enformasyonun sorgulanmadan kabul edilmesine yönelik bir zemin hazırlamakta. Anlaşılan Trump bu zemini şimdiye kadar görülmemiş bir hoyratlıkla kullandı ve istediğini almayı başardı.

Türkiye’de de benzer dinamiklerden bahsetmek mümkün. Kısa süre önce Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı resmi twitter hesabından kendi kendine “ “Başkanım @recep_altepe Bu şehre ne kadar hizmet ettiğini biz çok iyi biliyoruz. Gayretinizi de hizmetlerinizi de görüyoruz. Sağolun” içerikli bir tweet gönderdi. Tweeti sosyal medya hesabını yöneten kişinin yanlışlıkla attığını söylemesi ise aslında şecaat arz ederken sirkatin söylemek olarak kabul edilebilir. Anlaşılan sosyal medya hesabını yöneten kişinin başkana övgü tweetleri gönderen başka hesapları var ve bu yolla kamuoyu algısı oluşturuluyor. Bursa Olay Gazetesi haberine göre[8] Bursa Belediyesi’nin 2017 yılında web sitesini sadece yenilenmek için ayırdığı 3,4 milyon TL, muhtelif sayıda hesaptan övgü tweeti atılacak kadar cömert bir bütçe gibi görünüyor.

Yine de hakikat sonrası için sosyal medya biraz günah keçisi haline getiriliyor kanaatindeyim. Yakın tarihte 11 yurttaşın ölümüne, tahminen 200 kadar kadının tecavüze uğramasına ve binlerce yurttaşın ülkeyi terk etmesiyle sonuçlanan 6-7 Eylül olayları bu konuda örnek oluşturabilir. Atatürk’ün Selanik’teki evinin bir camının kırılmasıyla sonuçlanan bombalama radyolardan duyurulacak,  standart olarak 20 Bin tiraja sahip hükümet yanlısı İstanbul Ekspres 6 Eylül günü bombalamadan daha 2 saat önce bombayı haber yapacak ve 290 Bin adet basılacaktı. Daha az hatırlanan başka bir örnekte ise Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın Kayseri’de düzenlediği kongreye 1969 yılında yapılan saldırıdır. Yerel gazetelerde sinema salonlarında rakı ve şarap içildiği, ardından da sarkıntılık edildiğine yönelik provokatif haberlerle hazırlanılan gerginlik kentte bir caminin bombalanması ile tavan yapmış, sendika toplantısının yapıldığı Alemdar Sineması binlerce öfkeli insan tarafından ablukaya alınmış, molotof kokteylleri ile başlatılan yangın güçlükle söndürülmüş ve 800 kadar öğretmen yanarak ölmekten son anda kurtarılmıştır[9]. Belki çok gerilere gitmeye de gerek yok, artık “Kabataş Yalanı” olarak anılan vaka yine kötü gazetecilik sonucu üretilen ciddi bir dezenformasyondu. Taraf Gazetesi’nin Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmalarıyla ilgili “Gazetecilikten tutuklanmadılar” manşeti, Sabah Gazetesi eski yazı işleri müdürü Barış Soydan’ın Ergenekon ve Balyoz davalarına ilişkin yaptığı haberlerle ilgili olarak “kullanışlı aptal” olduğunu itiraf etmiş oluşu[10] da unutulmamalı. Aslında Kabataş yalanı ile ilgili “hıyarlık” ettiğini söylemek dışında açıklama getirmeyen İsmet Berkan’ın aksine, Soydan gerçeği nasıl çarpıttıklarının bazı ayrıntılarını da belirterek özür müessesesini kısmen de olsa karşılamış oldu. Özeleştirileri arasında gazeteci olmayan hatta Türkiye’de bile yaşamayan insanlar tarafından çürütülebilen delillerin yeterince sorgulanmamış oluşu, binlerce dosya ve klasör arasından amaca uygun şekilde seçilenlerin haberleştirilmesi bulunuyor. Bu günah çıkarma ile Rızanın İmalatı’nın sağlaması yapılmıştır adeta. Çünkü tepki üretimi güçle ilgili bir meseledir.  Güçlüler, kendi dayandıkları tabana medyayı şikayet ederek, yine şikayet işlevi gören kurumsal reklamlar üreterek ve medyaya saldırmak üzere tasarlanmış sağ  kanat izleme ya da düşünce kuruluşlarının operasyonlarını destekleyerek, medya üzerinde dolaylı olarak etkili olabilirler[11]. Gerçeğin çarpıtılması ne 2016 yılında başladı ne de başlıca sorumlusu sosyal medya.

Rıza aslında zamanın ruhuna uygun biçimde farklı üretim araçlarıyla yeniden üretiliyor. Konvansiyonel ya da sosyal medyadan bile bahsedemeyeceğimiz ortaçağda rızanın söylence yoluyla üretimi için Skolastik Fantazya’ya[12] göz atmanızı öneririm. O zaman da tam da telkine daha yatkın olunan çocukluk döneminin telkine daha yatkın olunan uyku öncesinde anlatılan masallarıyla patriarkaya rıza üretilmekteydi. Sonuçta odasının penceresinden bakıp dışarı çıkmak için yapması gereken en doğru şeyin beklemek olduğunu öğrendiğimiz Rapunzel’in ya da Rapunzel gibi sıkıcı ama güvenli odasında kalmayıp ormana giden ve üstelik bu yetmezmiş gibi yabancı biriyle de konuşan Kırmızı Başlıklı Kız’ın hikayesi üzerinden üretilen bir kadının beklemesi gerektiğinin propagandası halen sürdürülmekte.

Tarihsel sürecin içinde enformasyon-hakikat ve güç ilişkisi bu kadar belirginken bu hakikat-sonrası söylemi niye icat edildi acaba? Bu soruyu düşününce aklıma pek çok kişide gözlemlediğim “Yahu yalana yalan diyelim, post-truth diye kavram karmaşası yaratmayalım” itirazı geliyor. Bourdieu sosyodise kavramı ile kitlelerin maruz kaldıkları “sefaletin” eşyanın tabiatı gereği kaçınılmaz olduğunun öne sürülmesini tarif ediyor.[13] Evet, “Kadın doğası gereği korunmaya muhtaçtır” ya da “Bu mesleğin fıtratında ölüm var” önermeleri prototipal sosyodise söylemleridir. Bourdieu sosyodisenin özgün bir dil yapısı ile dünyanın yeniden yapılandırılmasına dayandığını öne sürer. Yıkım “kentsel dönüşüm”, zam ise “fiyat düzenlemesi” olmuştur anlayacağınız. Belki de yalanı “hakikat-sonrası” ile karşılama halinin yalanın sosyodise içerisinden yeniden markalandırılma (rebranding) olma olasılığı üzerine düşünmeliyiz.

 

DİPNOTLAR

[1]Laura Smith Spark’ın haberi http://edition.cnn.com/2016/10/26/world/mediterranean-refugees-2016-record-migrant-deaths/

[2]Craig Silverman ve Lawrence Alexander’ın haberi https://www.buzzfeed.com/craigsilverman/how-macedonia-became-a-global-hub-for-pro-trump-misinfo?utm_term=.rq1okAE7Z#.clr2Bgwoy

[3]Craig Silverman’ın dosyası https://www.buzzfeed.com/craigsilverman/partisan-fb-pages-analysis?utm_term=.lnzWg4ONw#.yjpb0lqnV

[4]J. Corey Butler (2000). Personality and emotional correlates of right-wing authoritarianism. Social Behavior and Personality. 28: 1–14.

[5]Erin P. Hennes ve arkadaşları (2012). Not all ideologies are created equal: Epistemic, existential, and relational needs predict system-justifying attitudes. Social Cognition, 30(6), 669.

[6]John T. Jost ve arkadaşları (2003). Political conservatism as motivated social cognition. Psychological bulletin, 129(3), 339.

[7]Michael J. Sargent (2004). Less thought, more punishment: need for cognition predicts support for punitive responses to crime. Pers Soc Psychol Bull. Nov;30(11):1485-93.

[8]Aydın Güneş’in haberi . http://www.yenicaggazetesi.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesi-boyle-soyulmus-152548h.htm

[9]Ejder Akgün Yıldırım (2015) Alemdar Sineması Vakıası ve Sıradan İnsanın Saldırganlığı Üzerine Sosyal Psikolojik ve Nöroevrimsel Tezler. Barış Kitabı; Bireyden Topluma Savaşın ve Barışın Ruh Hali (ss. 34)

[10]http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/526939/Sabah_gazetesinin_eski_yoneticisinden_yalan_haber_itirafi.html

[11]Edward S. Herman ve Noam Chomsky (2012). Rızanın imalatı: kitle medyasının ekonomi politiği. Çev. E. Abadoğlu. 2. Basım. İstanbul: Aram Yayınları.

[12]Hüseyin Köse  (2015). Skolastik Fantazya. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Skolastik Fantazya masalı bütünüyle patriarka propagandasına indirgeyen bir eser olarak algılanmamalı. Örneğin eserde Bremen Mızıkacıları’nın mülksüz tarım işçilerinin -özellikle de yaşlanıp emekli olmaları gereken yaşlarda- gözden çıkarılışlarına dair sınıfsal bir mesaj barındırdığına ilişkin çözümlemeler de mevcut.

[13]Pierre Bourdieu (1998). Acts of resistance: Against the tyranny of the market. New York: New Press.