Nietzsche, Tarih, Unutma

-
80

Nietzsche’nin pek çok kavramı (örneğin; güç istenci, üst insan, bengi dönüş) birçok kez, farklı farklı açılardan ve kapsamlarda ele alınmıştır. Nietzsche gibi fazlasıyla kavram üreten, yaratan bir filozof söz konusu olduğunda, bu, tabiî ki kaçınılmazdır. Ama bir yandan da Nietzsche, gününün, yani çağının kavramlarını ele alışı ve tabiî ki amansızca eleştirişiyle de bilinir. O, denebilir ki, kavramlar ürettiği kadar, halihazırda üretilmiş olan kavramları da irdelemek, eleştirmek suretiyle bir bakıma yeniden üretmiştir. Yani, muhtelif kavramlar üzerine kavramsal ve bir yandan da filolojik, epistemolojik ve etimolojik boyutta düşünmeyi hiç ama hiç bırakmamıştır. Böylelikle, kavramların köküne inmiş ve onların radikal bir okumalarını gerçekleştirmiştir. Bu kavramlardan biri de her ne kadar Nietzsche okumaları içerisinde kendine ya çok az, ya da hiç yer bulamıyor olsa da, tarihtir, tarih kavramıdır. Nietzsche’nin tarihle kurduğu aktif ilişki, denebilir ki, farklı oran ve hâllerde, külliyatının (corpus) her bir parçasında, erken dönem eserlerinden geç dönem eserlerine dek, sezilebilir. Ama söz konusu kavram, en yoğun ve doğrudan, Nietzsche’nin erken dönem eserlerinden biri olan Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Sakıncası adlı kitabında ele alınır. Tarih, Nietzsche için, çağının başat figürlerinin aksine ne yüce, ne de kadim bir kavram veyahut disiplindir. Tam tersine, Nietzsche, tarihe karşı, ister bir disiplin, isterse de bir kavram olarak ortaya çıksın, ziyadesiyle eleştireldir. Hatta, denebilir ki, Nietzsche, tarih ve/veya geleneksel (orthodox) tarihselciliğin en amansız eleştirmenlerinden birisidir.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---