‘Görünürlüğün söz konusu olduğu bu ortamda herşey bir tuzaktır’ (J. Lacan)

Selfie kamerayı kendine doğrultmaktır, selfie ismiyle müsemma olarak özünde kendimizin fotoğrafını çekmektir. Kadraja başkaları da dahil olabilir elbette ama yüzümüzün olmadığı bir selfie düşünülemez. Selfie çeken için telefonun LCD ekranı kendini gösteren bir ayna gibidir. İnsanlık tarihinde ilk defa insan hem fotoğrafçı hem de fotoğrafın nesnesi haline gelmiştir. Geçmişe baktığımızda önce portre ressamlığının sonra da portre fotoğrafçılığının selfie ile akrabalık taşıdığını düşünebiliriz, bu konuda çalışmalar da yapılmıştır. Ayrıca gerek Compact gerekse profesyonel (DSLR) makinelerdeki otomatik çekim modu ile kendimizi çektiğimiz günleri de hatırlayabiliriz. Ama bunlar selfie ile ancak uzaktan akrabadır, çünkü otomatik modda makineyi kurup kendilerini çeken insanlar eninde sonunda tanımlanmamış da olsa bir başkasına poz vermektedirler. Poz vermekse -tıpkı portrelerdeki gibi- başkasının bakışının nesnesi olmaktır. Bunun belki tek istisnası Palaroid kameraların ortaya çıkışıdır. Öyle ki selfie’nin gerçek başlangıcı bu kameralara götürülebilir. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---