Şiddetin ırkı, sınıfı, dini, milliyeti yok ama bir cinsiyeti var[1]

Bugün yaşanan hiçbir şey şimdiye ait değildir; her bir davranışın, yaşamsal deneyimin bir tarihi, geçmişi vardır. Şiddet de bundan muaf değil, o geçmişin şimdiki zamana mirasıdır. Arapça şdd (sert, katı yoğun) kökünden gelip sertlik, katılık, müsaadesizlik gibi bir içeriği olan şiddet, Latince (cebri, kuvvetli, hiddetli, sert, zorlu anlamlarını bünyesinde barındıran) violence’den gelen violare kelimesiyle incitmek, zarar vermek, bozmak, lekelemek, tecavüz etmek, ihlal etmek anlamlarını taşır. Yunanca şiddet bia sözcüğüyle ilintilidir ve kuvvet, güç, iktidar anlamlarını içerir, fiil hali ise kısıtlamak, zorlamak, baskılamak için kullanılır. Hangi dilden ele alırsanız alın şiddet kavramı, var olan bir durumun üzerine uygulanan kuvvet, ihlal, yıkıcılık ve olumsuzluk içermektedir. Arendt’in işaret ettiği gibi, şiddet yasadışılık içerir ve yasanın varlığına bir atıfta bulunur.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---