Toplumsal cinsiyet, kadın emeği gibi kavramlar düşün hayatımıza gireli bilim tarihi ile kıyaslanınca çok uzun bir zaman olmadı. Ancak bu meseleler üzerinde düşünülmesinde bu kadar geç kalınmış olması meselenin kendi gerçekliğini ve yakıcılığını da ortadan kaldırmamakta. Binlerce yıldır farklı üretim tarzları altında, farklı şekillerde ve mekanizmalarla kadınların bedensel ve duygusal emekleri sömürülmeye devam ediyor.

Soma’da 13 Mayıs 2014’te yaşanan ve 301 madencinin ölümü ile sonuçlanan işçi katliamı, en ağır endüstriyel işlerden bir tanesi olarak tanımlanan madenciliğin hangi toplumsal-ekonomik dönüşümlerin sonucu olarak ortaya çıktığını, arkasında kendisinden başka ne gibi baskı-sömürü mekanizmalarını sakladığını biraz daha ayrıntılı olarak incelememize neden oldu. Buna göre, Soma Havzası özelinde kömür madenciliğine ve maden işçiliğine dair yapılacak tartışmaların zorunlu bir vurgusu havzadaki tarımsal dönüşüm ve bunun sonucu halkın madenlerdeki ölümcül olabilen düzeyde güvencesiz koşullara razı olmaya iten süreç olmalıdır. Nitekim havzada kömür madenciliğinin ve sınıfsal ilişkilerin belirleyici unsuru tarımda neoliberal dönüşümle tecrübe edilen mülksüzleşme ve işçileşmedir.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---