Tarihsel Söylemde Belleğin Ortaya Çıkışı Üzerine

-
26

BELLEK ENDÜSTRİSİNE HOŞGELDİNİZ. Daha genel anlamda bakacak olursak bellek endüstrisi; müze ticaretinden bastırılmış bellek üzerinden yapılan hukuksal mücadelelere ve bir anahtar sözcük olarak belleğe başvuran akademik kitaplar ve makaleler piyasasına kadar uzanır. Akılda kalıcı şeylere olan bilimsel ilgimiz oldukça yeni. Jeffrey K. Olick ve Joyce Robbins’in de belirttiği gibi, “toplumsal bellek” henüz yirminci yüzyılın başlarında, tarihselciliğin sözde kriziyle eşzamanlı olarak, bilimsel bir soruşturma nesnesi olarak ortaya çıktı. “Toplumsal bellek” ifadesi 1902 yılında Hugo von Hofmannsthal tarafından kullanıldı. Maurice Halbwachs’ın 1925’te yayınlanan The Social Frameworks of Memory [Belleğin Toplumsal Yapıları] adlı çalışması Henri Bergson ve Sigmund Freud’a karşı, toplumsal belleğin sosyal bir olgu olduğunu özellikle öne sürdü. Ancak deneysel psikoloji ve klinik psikanaliz haricinde, otobiyografik yazına, aile şeceresine ve yetmişli yıllara damgasını vurmuş müzelere olan toplumsal ilgideki olağanüstü patlama ortaya çıkana kadar, çok az akademisyen bellekle ilgilendi.[1]

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---