Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) siyasal tarih açısından cılızlaşan sesine koşut artan baskıcı önlemleri ve uygulamaları, partiyi, memleketi Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) idare etmeye hızla uyması, bir zamanların süreğen bir şekilde olmaya çalışan partisinden, bir zamanların muktedire hırslanan mağdurundan, olduğundan emin olmamakla, kendi mağdurlarını yaratmaya doymamakla ve fakat bu açlıkla muktedir olmuşluğuna inanamamakla nerede durduğu belli olsa da bir türlü kendi adını söyleyemeyen bir tahakküm aracı olarak tanımlamamızı sağlıyor. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---