Kapitalizm, 2000’lerin başında başlayan uzatmalı krizini bir türlü aşamıyor. Her alevlendiğinde devletlerin seferber olduğu müdahalelerle geçici olarak yatıştırabiliyor. Birikim krizini çözmeye çalıştıkça da ekolojik krizi büyütüyor, çevre (doğa mekân) ve emek üzerindeki baskısını artırıyor. Ulusüstü ölçekle ilişkisel olarak ve ülkenin özgül koşulları içinde benzer durumları ulusal ölçekte de yaşıyoruz. Siyasal iktidar krizin varlığını ısrarla inkâr etse de gündelik yaşamlarımızda somut etkilerini yaşıyoruz. Sonunda “dış mihrakların müdahalelerine” bağlayarak bile olsa siyasal iktidar da kriz durumunu kabul etti. Ama devletin sosyal harcamaları üzerinde yeni kısıntılar yapmaya başladığı ve toplumun hayatını emeğiyle kazanan çoğunluğunun meteliğe kurşun attığı bu koşullarda hangi acil toplumsal ihtiyaçları karşılayacağını bir türlü öğrenemediğimiz devasa büyüklükte (mega), “çılgın” projeler/yatırımlar* bütün hızıyla sürüyor.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---