Türkiye’de Mülkiyet Tartışmaları ve Çalışmaları

-
27

Türkiye’de mülkiyet üzerine yapılan tartışmalar kendisine has özgünlükler taşımasına rağmen dünyadaki gelişmeler ve tartışmaların bir uzantısı olagelmiştir. Dünyadaki gelişmeler açısından iki dönüm noktası tespit etmek mümkündür. Birincisi 1789 Fransız Devrimi ile açılan, feodal hak ve yükümlülükleri ortadan kaldıran, ortak faydanın ifadesi kamu yararını öne çıkaran kanunlarca sınırlandırılmadığı sürece özel mülkiyeti eşyadan faydalanmanın ve eşya tasarruf etmenin en mutlak şekli olarak tanımlayan liberal mülkiyet rejimidir. İkincisi ise, 1980’lerle birlikte açılan ve kamusal mülkiyete konu olan varlıkların özel şahıslara satışını, yani özelleştirilmesini, rekabetçi piyasa ile tanımlı yeni bir kamu yararı anlayışının dayatması altında özel mülkiyetin eşyadan faydalanma ve eşya tasarruf etmenin en mutlak şekli olarak tanımlanmasını içeren neoliberal mülkiyet rejimidir.[1] Dünyadaki tartışmalar da bu dönemleme ile koşut ilerlemiştir: 19. ve özellikle 20. yüzyılda tarihsel maddeciliğin çerçevesini belirlediği mülkiyetin çatışmalı dünyasını ele alan üretim tarzı tartışmaları (Asya tipi/feodal/haraççı/kapitalist üretim tarzı, kapitalizme geçiş) ve de 1990’larla birlikte Yeni Kurumsal İktisat’ın çerçevesini belirlediği mülkiyet haklarının etkin tanımlanmasına bağlı iktisadi büyüme anlatısı ve bunun eleştirisi.  

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---