Ursula K. Le Guin, Mülksüzler ve Anarşizm

-
32

“Bir hırsız yaratmak için,
bir sahip yaratın;
suç yaratmak istiyorsanız,
yasalar koyun.”
-Odo-

Anarşizm, her şeyden önce, bir bakış açısı, bir penceredir. Dünyaya iktidarın değil, özgürlüğün penceresinden bakmaktır. Anarşist filozoflar, sinemacılar ve edebiyatçılar bu bakış açısını daha anlaşılır kılmaya, güçlendirmeye ve genişletmeye katkı sağlar. Söz konusu düşünürler, iktidarı görebilmenin yollarını; onun özgürlükle bağlantılarını; onunla mücadelenin imkân ve imkânsızlıklarını anlamaya ve anlatmaya çalışır. Özgürlükçü bakış açısını kavradıktan sonra anarşizm, geliştirilebilir bir kabiliyet halini alır. Bu kabiliyet, yapı, pratik, söylem ve kurumlardaki iktidarı anlayabilme ve kavrayabilme kabiliyetidir. Okudukça, yaşadıkça, dinledikçe, konuştukça, izledikçe, gördükçe bu yetenek gelişir. Anarşizm aynı zamanda bir sorumluluk bilincidir; ağzımızdan çıkan her bir sözcükte bir iktidar unsuru olabileceğini bilmek ve bunun sorumluluğuyla yaşamaktır. Anarşizm, iktidarın değil, özgürlüğün dilini konuşmak; konuşmaya çalışmaktır. Ve nihayetinde anarşizm, özgürlükçü bir pencereden baktığımız Dünyada, anarşist yeteneklerimiz ölçüsünde, anarşist sorumluluklarımızın bilinciyle hareket etmek, “davranmaktır”. Dolayısıyla anarşizm devrimdir. Ancak bu devrim, Ursula K. Le Guin’in tabiriyle sonsuzdur, hiçbir zaman bitmez; çizgisel değil, döngüseldir. Devrim, kavramın etimolojik kökenine sadık kalacak olursak, devrimi dahi devirebilmektir. En küçük otoriterleşme ya da içe kapanma ihtimalini görüp onu alt etmek, sürekli mücadele etmektir. Sürekli yenilenmek, devinim halinde olmaktır. Bu süreç, tek tek bireylerden topluma ve hatta küresele kadar uzanır. Le Guin, Mülksüzler romanında kendi devrim yaklaşımını şiirsel bir dille ifade eder:

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---