Yunus Yücel: 1950’lerle başlayan ve 1960’larla beraber gittikçe görünür hale gelen değişimler var Türkiye toplumsal ve siyasal yapısında. Köyden kente göç, kentlerde işçi sınıfının birikmesi, ithal ikameci politikalar ve 1961 Anayasası’nın genişlettiği haklar ve özgürlükler alanı en belirgin olanları. Bu dönüşümler ışığında, CHP’nin siyasi yönelimindeki değişiklikler nelerdir?

Necmi Erdoğan:  Soruda bahsi geçen dönüşümler ve onların yarattığı etkiler çok geniş bir çerçeveye oturuyor ancak CHP bağlamında birkaç noktayı açmakta yarar var. 1960’lar Türkiye’sine bakıldığında, iki temel dinamik karşımıza çıkar. Birinci dinamik, 1950’lerle ivmelenen kapitalist gelişme ve bunun yarattığı toplumsal-sınıfsal sonuçlar: göç, kentleşme, metalaşma, proleterleşme ve benzeri süreçler. İkinci dinamik ise 1961 Anayasası’nın yasal-kurumsal çerçevesinin siyasal alanın genişlemesine ve görece de olsa serbestleşmesine yol açması. Bu iki dinamiği ve yarattığı etkileri beraber düşündüğümüzde 1960’lar, Türkiye toplumsal formasyonu açısından kritik bir dönem. Zira bir yandan sermayenin selinin her yere yayılmasının toplumsal-sınıfsal ilişkilerde dramatik dönüşümlere yol açtığı, “sınıfın gizli yaralarının” derinleştiği, modernleşme okulunun ifadesiyle “yükselen beklentiler devriminin” yaşandığı veya 12 Mart’ın Genelkurmay Başkanı Tağmaç’ın deyişiyle de “sosyal uyanışın iktisadi gelişmişlik seviyesinin çok ötesine geçtiği” bir süreç. Diğer yandan ise modern anlamıyla siyasal kimliklerin, sağın ve solun saflaşmasının billurlaştığı ve aynı zamanda da siyasal ideolojilerin hızla kitleselleşmelerinin yaşanmaya başladığı bir süreç. Dönemin CHP’sine bu toplumsal ve siyasal dönüşümler içerisinden bakmak gerekiyor. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---