Narsistik ruhsal bozuklukların normal yaşamdaki prototipi olarak rüyalardan bir hayli faydalandıktan sonra, şimdi de melankoliyi yas tutmanın normal tesirleriyle karşılaştırarak melankolinin doğası üzerine biraz ışık düşürmeye çalışacağız. Fakat bu sefer, çıkaracağımız sonuçların değerini gözümüzde fazla da büyütmemek yönünde bir uyarı olarak bir itirafla başlamalıyız. Tanımlayıcı psikiyatride bile net bir tanımı yapılamayan melankoli, çeşitli klinik biçimler almaktadır ve bunları bir birlik altında toplayarak gruplamak tam bir kesinlikle yapılabilmiş değildir; yine bunların bir kısmı psikojen olmaktan ziyade somatik nitelikli olarak belirmektedir. Her gözlemcinin kolaylıkla yakalayabileceği bu izlenimler bir kenara, bizim malzememiz, psikojen niteliği inkâr edilemez birkaç vakayla sınırlı. Bu nedenle çıkaracağımız sonuçların genel geçerliliği olmayacağını baştan kabul ederek yol almamız gerekiyor ve bugün elimizin altında bulunan inceleme aygıtlarıyla, tipik olmayan bir şeyleri, bütün bir bozukluk sınıfını değilse de en azından bunların küçük bir bölüğünü keşfedebilir olmadığımızı göz önünde bulundurarak kendimizi teselli edebiliriz. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---