Yorulan Zaman Kuşunun Türkiye Üzerine Düşüşü (An ve Zaman Üzerinden Kriz Analizine Giriş)

-
16

“Zaman kuşu geniş kanatlarını açmış, her yanı kaplamıştı.
 Geçmişin rüzgarlarından yorulan gövdesini,
şimdiki ânın boşluğuna bırakmıştı.”
(B.Sönmez, İstanbul, İstanbul, s:226)

Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman,
beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan
ağırlığının altında her şey silinmiş gibi,
bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü;
tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar
onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar!”
(T.Fikret, Sis)

i-) “bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü”

Zaman geçmişten toparladığı yorgunluklarını şimdinin boşluğuna bırakır. Şimdiki anın boşluğunu dolduran yorgunluğa kriz diyoruz. Türkiye’de zaman kuşu oldukça yorgun, bedeninde biriktirdiği geçmişin rüzgarlarını olanca gücüyle günlerimize bırakmış durumda. Yeni ve ama farklılaşan bir krizle karşı karşıyayız. Şimdinin paradoksu ile karşı karşıyayız. Şimdinin paradoksu; “her şeyin aynı anda şimdiyi oluşturması, her şeyin, şimdinin bir parçası olma fırsatına sahip olması, hatta bunun zorunlu olmasıdır.” (Byung-Chul Han, Zamanın Kokusu, 2018). Demek ki zaman yüklendiği şeylerle çok yorulmuş, düşüşünde açığa çıkardığı ses/gürültü oldukça fazla. Bu gürültülü düşüş olay mahalline bakıp, Olay mahalline takılıp kalmamıza neden oluyor. T. Fikret Sis şiirinde bu toprakların yorgun bir başka zamanını anlatırken ‘ağırlığının altında her şey silinmiş gibi” diyor. Evet zamanın yorgunluğunu çekemez olduğunda, yorgunluk altında her şey silinmiş gibi olur, bakanlar bu ana/şimdiye “onun derinliğine iyice sokulamaz”. Bu sokulamama bazen T. Fikret’in dediği gibi korku ile ilgili olabilir, ama genellikle derinliğe inememe, iktisat, siyaset gibi disiplinlerin şizofrenik bilgi biçimleri ile doğrudan bağlantılı. Belki de en kötüsü ânın yarattığı kargaşada ezberlerimizi çağırmamızla ilgili. Ezberlenmiş bilgi “gerçekliğin gösterdiğinden daha gerçek olduğuna inandığımız” bir bilme haline neden olabiliyor. (M. Onfray, 2017, Gerçekleşmeyen Gerçeklik Don Kişot İlkesi) Bu tarz bilginin krize ilişkin en yanıltıcı boyutu toplumsal ilişkilerin bütünlüğüne bakma yerine sadece sınırlı bir alana bakmaya yönelmesidir. Kriz bu tarz bir bakış içinde iktisadi, siyasi nedenler ya da dış dünyanın jeo-politik nedenleri üzerinden açıklanıyor.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---