Bülent Özçelik: Hocam, 1990’lardan itibaren pek çok dinin olduğu gibi İslam’ın ve İslamcılığın da toplumsal yaşamda ve siyasal alanda daha etkili olmaya başladığını görüyoruz. Bunun ekonomi politik gelişimi ve etkileri nasıl olmuştur?

Yücel Demirer: Sovyetler Birliği’nin çökmesini izleyen dönem, dünya genelinde dinin toplumsal ve siyasal işlevlerinde bir yükselişe karşılık geldi. İkinci Büyük Savaş sonrasında uluslararası ilişkilerin sınırlarını çizen, ulus içi dinamikleri belirleyen Soğuk Savaş dönemi sona erdiğinde, toplumsal ve siyasal çelişkiler aniden durmadı, devam etti. Çünkü sınıflar, uluslar, toplumsal kategoriler arasındaki çelişkiler sürmekteydi. Bu aşamada hem kapitalist aklın sosyalizmin geride bıraktığı mirasın üzerini örtmek istemesi ve hem de kitlelerin erişimi kolay din eksenli ideolojik çerçevelere yönelmesiyle dinin kamusal alandaki yeri farklılaştı ve yükselişe geçti. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---