Birbirine yakın zamanlarda iki musiki meselesi yaşandı. İlki TRT’nin yasaklı şarkı listesinin dolaşması, diğeri ise Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği’ne kayyum atanması. TRT yasakları CHP İzmir Milletvekili ve KİT Komisyonu üyesi Atilla Sertel’in 8 Şubat 2018’de KİT Alt Komisyonu toplantısında TRT’nin hangi program ve şarkıları, hangi gerekçeyle yayınlamama kararı aldığını sormasıyla konuşulmaya başladı.[1] TRT yönetimi verdiği yazılı yanıtında yayınlamama gerekçelerinin 6112 Sayılı Yasanın 8. Maddesine dayalı olduğunu söyleyip yayınlanmaz alanların listesini verdi.[2] Listede 142 Türkçe, 66 Kürtçe toplam 208 adet güfte görünüyor. “Zorlasam senle dost kalabilecek miyim?/Kendimde o gücü bulabilecek miyim?/Bir daha birini sevebilecek miyim?/Hiç sanmıyorum” diye başlayıp “Peşinden yalınayak koşacak mıyım?/Yolunu kesip önüne atlayacak mıyım?/Yüksekten düşsem ölecek miyim?/Hiç bilmiyorum” diye biten Nazan Öncel şarkısı da var, “Gecenin bi körünce/Uymuşuz şeytana/Yine yan yollardan/Dönücez galiba/Ahh.. Ah ulan sevda/Bir kere de sen ağla/Ahh.. Ah ulan dünya/Ah yalan dünya/Bir kere de bizi anla/Tam severken/Tam bu derken/Baktık ardından/Gel delirme/Gel de içme/Izdırabından” diye biten Demet Akalın şarkısı da var. Fuat Saka’nın Gezi’ye selam eden şarkısı da var Vedat Gündoğdu’nun Kul Himmet’ten söylediği deyiş, Hacı Bektaş-i Veli’nin de. Görüldüğü gibi listede muhteva karışık ama bir izah yolu var. Buradan MESAM’ı idare etme işi ile devam edelim zira aynı yola çıkacak. Orhan Gencebay’ın MESAM yönetim kuruluna yazdığı dilekçenin basında yer almasıyla başladı polemik. Haberler, dilekçede “MESAM, etnik köken ve inanç üzerinden örgütlenerek faaliyette bulunulacak veya ele geçirilecek bir kurum değildir. ‘Benim adamlarım’ veya ‘bize oy verecekler’ gibi söylemleri kabul etmem mümkün değildir. Üyelerin siyasi görüşü, inancı, kültürü ne olursa olsun; hepsi bizim için değerli, hepsi bizim başımızın tacıdır. Onların arasında kaynaşmayı sağlamak, sadece benim değil, hepimizin görevi” cümlelerinin yer aldığını yazınca MESAM’daki Alevi varlığına ilişkin rahatsızlık ve hedef gösterme tartışması başladı. Ve nihayet Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü 5 Mart 2018 tarihli yazısı ile Arif Sağ’ın başkan, Cahit Berkay’ın başkan yardımcısı olduğu kuruma Yavuz Bingöl, Polat Yağcı, İpek Açar, Turhan Taşan, Fuat Güner ve Coşkun Sabah’ı asıl, Vedat Çetinkaya, Celal Yazıcı, Osman İşmen, Yücel Arzen, Ali Kocatepe, İclal Aydın ve Selahattin Akarsu’yu yedek üye olarak atadı. Şimdi tekrar başa dönelim. TRT yasakları hakkında soruyu da sormuş olan Sertel şöyle bir açıklama yapmış: “Geçmişte bestecisi Ermeni olduğu, halkı isyana teşvik ettiği, devlet memurunu yerdiği, Yassıada’yı çağrıştırdığı, erotik bulduğu, sözlerinde ‘Deniz’ adı geçtiği, halkı içmeye ve intihara teşvik ettiği gibi gerekçeyle çok sayıda şarkı ve sanatçı TRT’de yasaklanmıştı. Darbe dönemi çok gerilerde kaldı ancak AKP iktidarında hemen her konuda darbe dönemini dahi aratan gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Teknolojik gelişmeler sayesinde insanların şarkılara ve sanatçılara ulaşması bu denli kolayken, internet üzerinden milyonlarca kez dinlenebiliyorken ‘TRT hala daha neyin peşindedir’ merak ediyorum. Bu ayıptan bir an önce dönülsün.” Açıklamadaki “hatalı” kısmı düzelterek devam edelim. TRT yasakları hatta daha da genişleterek bu alana, müziğe ilişkin tartışma ve yasaklamalar darbe dönemlerine has değildir, rutin hatta kültürel alanın düzenlenişinde kurucudur. Kısacası bu ülkede musiki aynı zamanda bir devlet meselesidir. En geriden alalım. 

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---