“Önümüzde sürecin ana belirleyicisi toplumsal mücadelelerin kendisi olacak” (Bülent Forta ile Söyleşi)

MUTLU ARSLAN: Parti ve partileşme süreci 12 Mart sonrasında Türkiye solunun en önemli tartışma başlıklarından birisiydi. Bir biçimde 12 Mart öncesindeki örgütsel yapılardan ve cezaevi süreçlerinden devralınan bir tartışmanın bakiyesini taşıyordu. O dönemde kendisine parti adı veren çok sayıda örgüt vardı ama sizin de içinde bulunduğunuz Devrimci Gençlik-Devrimci Yol çizgisi parti ve partileşme sorununa farklı yaklaşıyordu. Devrimci Yol Bildirgesi de büyük oranda bu tartışma üzerine şekillenmişti. O dönemdeki tartışmaların zeminini ve sizin farklı yaklaşımınızın anlamını öğrenebilir miyiz?

BÜLENT FORTA: 1970’ler ülkemizde çok farklı koşulların yaşandığı bir dönemdi. 12 Eylül sonrasından farklı olduğu gibi, 12 Mart öncesinden de farklıydı. 12 Mart öncesinde THKP-C’nin kurulması bir anlamda içinden geldiği geleneğin partileşmesiydi. THKP-C pratiği içerisinde yer almış olan arkadaşların çok büyük bir bölümünün firar süreçlerinde ve sonrasında Kızıldere’de katledilmesi, geride kalan kadroların ise 1970’li yılların ortalarından itibaren başlayan ideolojik tartışmalar ve ayrışmalar yaşaması neticesinde THKP-C’nin bir ideolojik ve örgütsel bütünlüğü kalmadı. Bu çözülme 1974 sonrası dönemi etkileyen en önemli şeylerden birisi oldu. Hareketin içinden bir kısım insan THKP-C’nin doğrudan tekrar edilebilirliği üzerine politika geliştirirken, diğer bir kısım ise tamamıyla farklı bir yere yönelerek o günün Aydınlık çevresiyle ilişkilenmişlerdi. 1974’ten 1976’lara kadar uzanan bu ilk dönemde siyasetlerin, ideolojik karmaşa ve dağılma çerçevesi içerisinde, bir tür geçmişin mücadelesinin doğru kavranması veya inkarı üzerinden şekillendiğini görüyoruz.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---

Ayrıntı Dergi'yi büyük kitapçılardan ve online olarak BURADAN SATIN ALABİLİRSİNİZ.