Sistemler ve Bedenler (Mark NEOCLEOUS ile Söyleşi)

DENİZ TÜRKER: Son zamanlarda, özellikle George Floyd’un öldürülmesinin ardından Birleşik Devletler’de polisin demokratikleştirilmesi ve askerileşmesinin önüne geçilmesi yönündeki taleplerin yükseldiğine tanıklık ediyoruz. Ancak Covid pandemisine bağlı olarak yeni gözetleme ve zapt etme [policing] mekanizmalarına da artan bir yönelim ve hatta talep söz konusu. Dolayısıyla insanlar bir yandan polisin yetkilerini sınırlandırmayı tartışırken diğer yandan belki de aynı insanlar güvenlik adına bu yetkileri genişletmekten bahsediyor. Bu talepler arasında bir çelişki var gibi görünüyor, öyle değil mi?

MARK NEOCLEOUS: Hayır, bunların birbiriyle çeliştiğini düşünmüyorum çünkü polisi demokratikleştirmekten bahseden insanlar bunun anlamı konusunda asla tümüyle açık olmamıştır. Polis Erkinin Eleştirel Teorisi’nin (Critical Theory of Police Power[1]) yeni baskısının giriş bölümünde okuyuculara yıllar önce Lea ve Young’ın değindiği bir noktayı hatırlattım; polisin demokratikleştirilmesi tartışmasındaki tehlike, böylesi bir demokratikleşmenin polis kuvvetlerini aslında tam olarak şimdiki gibi görünür ve davranır şekilde bırakabilecek olmasıdır.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---

Ayrıntı Dergi'yi büyük kitapçılardan ve online olarak BURADAN SATIN ALABİLİRSİNİZ.