Türkiye’de yaşanan toplumsal-siyasal-iktisadi dönüşümü anlama ve bu dönüşümün başını çeken rejimi adlandırma çabası, Ayrıntı Dergi’yi yayınlamaya başladığımız günden bu yana sürdürdüğümüz fikri faaliyetin en önemli odaklarından birini oluşturuyor.

12 Eylül askeri darbesinin hazırladığı toplumsal-siyasal zeminde, neoliberal politikalar temelinde ilerleyen bu uzun dönüşüm süreci, on sekiz yıldır süren AKP dönemi boyunca, iktidar sahiplerinin sınıfsal çıkarları ve ideolojik öncelikleri doğrultusunda ilerledi. 2000’li yıllardan itibaren neoliberalizmin ortaya çıkış iddialarının tam tersi bir istikamette ilerleyerek giderek otoriter, müdahaleci, korunmacı bir karaktere bürünmesi ve küresel-bölgesel ilişkilerin doğrudan saldırganlığa açık hale gelmesi, AKP’nin hareket alanını büyüterek dönüşüm dinamiklerini güçlendirdi.

Sınıf mücadelelerinin yoğunlaşma ve mücadele alanı olarak devlet, AKP dönemindeki bu hızlı dönüşümün en görünür olduğu yüzeylerden birini oluşturuyor. Bu sayımızda AKP’nin, iktidar dönemi boyunca, devlet içinde ve devlet aracılığıyla yürüttüğü mücadeleler ile sınıf ilişkilerinde ve sınıf konumlarında yarattığı değişimlere odaklanacağız.

***

Gündem bölümümüzün ilk yazısında Helga Rittersberger Tılıç ve Doğan Tılıç, son bir yıldır tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 salgınının toplumsal sonuçlarını ele alıyorlar. Ayrıntı Yayınları tarafından yayınlanan “Pandemi ve Covid-19” adlı derleme kitapta da yer alan bu kapsamlı değerlendirmede, salgınla beraber hayatımızın her alanında ve toplumsal ilişkilerde yaşanan değişimler irdeleniyor. Gündem bölümünün diğer yazısında Mete Durdağ, halkın büyük bir kısmının karşı çıkmasına rağmen iktidarın ısrarla savunduğu Kanal İstanbul Projesi’nin finansmanını Kamu Yatırım Programı mevzuatına göre değerlendiriyor.

Politika-Dünya bölümümüzde, Yunanistan’da beş yıldan fazla süren yargılamanın ardından mahkeme tarafından “suç örgütü” olduğu tespit edilen Altın Şafak Partisi hakkında, aynı zamanda davanın tanıkları arasında yer alan insan hakları savunucusu Eleni Takou ile yaptığımız söyleşi yer alıyor. Leonidas Karakatsanis’in gerçekleştirdiği bu önemli ve aydınlatıcı söyleşiyi Onur Yıldız çevirdi.

AKP döneminde Türkiye’de gerçekleşen dönüşümün somut görünümlerini anlamak için toplumsal alanda ve hukuktaki dönüşümleri incelediğimiz iki dosyanın ardından devletin dönüşümüne odaklanan bu dosyamız, Galip Yalman ve Pınar Bedirhanoğlu ile kapitalist devlet teorisi üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşi ile başlıyor. Yunus Yücel ve Berkay Kabalay’ın gerçekleştirdiği söyleşide Yalman ve Bedirhanoğlu, Marksist Devlet Teorisi kavramları ışığında neoliberalizmin geldiği aşamayı ve AKP Türkiye’sini tartışıyor. Neoliberal kapitalizmin doğasını ve bugününü tartışan bir diğer yazı da Duygu Türk’e ait. Duygu Türk yazısında, yürütme erkinin devleti ve toplumu kontrol etme mekanizmalarını Poulantzas’ın kapitalist devlet bağlamında istisnai rejimlere ilişkin geliştirdiği tartışma üzerinden ele alıyor. Dosyamıza katkı veren bir diğer isim Sungur Savran ise, AKP döneminde devletin ve sınıfların yaşadığı dönüşümü ele alırken, sol-sosyalist hareketin bu dönüşümü kavramadaki yanlışlık ve eksikliklerine eğiliyor.

Sınıf ilişkilerindeki değişim, pek çok şeyin yanında toplumsal değerleri de biçimlendiriyor. Bahadır Nurol’un Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan, “Otoriter Popülizm Çağı: Günümüzün Değerler Tartışması” başlıklı kitabında yer alan ve içinden geçtiğimiz dönemde gelişen kentleşme, teknoloji, eğitim ve kadın mücadelesi etkisiyle değişen değerleri ele aldığı bölümü dosyamız kapsamında dikkatinize sunuyoruz.

Devletin dönüşümü sadece yurttaşları hedef alan pratikleri değil, devletler arası politikayı da etkiliyor. İlhan Uzgel yazısında AKP Türkiye’sinin dış politikasını “Alt-Emperyalizm” kavramının geri dönüşü bağlamında ele alıyor ve bu maceranın neden başarısızlıkla sonuçlanacağını ortaya koyuyor. Dosyamızın son yazısında ise Ünsal Doğan Başkır, değişen devlet-yurttaş ilişkilerini “olağanüstü hal yurttaşlığı” kavramıyla inceliyor.

Politika-Teori bölümümüzde 20. yüzyılın en önemli düşünürleri arasında yer alan Hannah Arendt’in “Totalitarizmin Kaynakları” üst başlıklı eserleri ve bu eserlerde yer alan kavramlar üzerine Halûk Sunat’ın özenli ve detaylı incelemesine yer veriyoruz.

Bu sayımızda yer alan son yazı ise Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un “Köpek Dişi” filmi üzerine Fırat Gündüz’ün eleştirisi. Gündüz, yayınlandığı 2009 yılından bu yana tartışmalara konu olan filmi, Bourdieu’nun sosyoloji literatürüne kazandırdığı kavramlar ışığında inceliyor.

Bir sonraki sayımızda buluşmak üzere, iyi okumalar…