Bir kentin meydanları, sokakları, kenti oluşturan yapılar, yaşanmışlıkları içinde barındıran en önemli unsurlardır. Bir kent, anlamını ortaklaşa yaşanan, paylaşılan yerlerde bulur en fazla. Toplumsal hafızayı canlandıran da toplumsal hafızanın silinmesine neden olan da sözü edilen alanların korunması ya da değiştirilmesiyle olur. Herkese açık olan kentler, toplumsal bir uzamdır.

Bir iktidar tarafından tasarlandığı kabul edilen kent -ki bu durumda devlet ya da onu temsil eden başka kurumlardır onu tasarlayan- toplum ile erkin karşılaştığı yerdir. Özel mülkiyetlerin dışında kalan kentsel mekânlar kamusal alan olarak tanımlanabilir. Ancak bu tanım bizim tarif etmek istediğimiz özelliği içinde barındırmaktan uzaktır. Uzun yıllar kamusal alan tartışmalarının yapıldığı Türkiye’de, kamusal alan kadar kamunun alanını, yani halkın alanını oluşturmak önemli hale gelmiştir. Kamusal alan kavramına yüklenen ve bizim kamunun alanı olarak tanımladığımız kavramın anlamını biraz açmaya çalışalım öncelikle.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---