Birçok ülkede yüzyıllara sığacak köklü siyasal ve sosyal dönüşümleri birkaç senede yaşayan Türkiye’de tüm bu tartışmalardan azade olmayan ve hatta bu tartışmaların kaynağını oluşturduğu iddia edilen anayasa-anayasacılık tartışmaları gündemden hiçbir zaman düşmemektedir. Nitekim geçen sene kaybettiğimiz büyük anayasa hukukçusu Mümtaz Soysal, başucu eseri ‘Dinamik Anayasa Anlayışı’nda Türkiye kadar hiçbir ülkede anayasanın konuşulmadığından bahsetmektedir[1]: “Anayasa sözünün bıkkınlık verecek kadar sık kullanıldığı başka bir toplum bulmak herhalde çok güç. Türk toplumu, her tartışmasında, her yazısında, her söylevinde ‘anayasa’ sözünün edildiği bir toplum oldu.”

Anayasa hukukçusu İbrahim Kaboğlu ise bu durumu “anayasa fetişizmi” olarak adlandırıp bu fetişizmin Türkiye’nin anayasa politikası için aşması gereken 3 sorundan biri olduğunu belirtmektedir.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---