Direnmeyle Yetinmek: Sokak Siyaseti ve Toplumsal Hareketler

Demokrasi ve toplumsal hareketlere ilişkin son dönemde geliştirilen teorilerin en önemli sorunu, politik bir özneden yoksun olmalarından ya da böyle bir özneyi merkeze almayı tamamen reddetmelerinden başka bir şey değildir.[1] Kısacası bu teoriler, kapitalizmin birçok alanda getirdiği yıkımlara karşı “ne” yapılması, “nasıl” yapılması gerektiğine ilişkin yanıt üretirlerken, bu yapılacakları “kimin” yapacağını/yapabileceğini belirsiz bırakmakta, en iyi ihtimalle bu yıkımlardan etkilenen “herkes”i dahil ederek sonsuz bir kimlikler seliyle karşımıza çıkmaktadır. Habermas’ın yaşam alanının kolonileştirilmesine karşı mücadeleye “herkes”i çağırması, Hardt ve Negri’nin “çokluk”u, Laclau ve Mouffe’un “değişik ve birbirine benzemeyen özne konumları” bahsettiğimiz soruna ilişkin çok bilinen örneklerdir. Aynı sorun şu sıralarda fazlaca tartışılan müşterekler konusunda da karşımıza çıkıyor.[2]