Giriş ve Arka Plan

Stanley Kramer’in 1961 tarihli ‘Nuremberg’de Karar’ (Judgment at Nuremberg) filmi,[1] geriye yürüme yasağı ve özel mahkeme gibi meselelerinin yanında Nuremberg Yargılamaları’nın bir parçası niteliğindeki ‘Yargıçlar Yargılaması’nı konu edinerek Alman savaş suçluları tarafından gündeme getirilen önemli bir tartışmaya da değinir. Filmin bir karesinde liberal görüşleriyle tanınan Amerikan yargıç Oliver Wendell Holmes’un[2] Amerikan Yüksek Mahkemesi hakimi olarak zihinsel engelli bir Amerikan yurttaşının zorunlu kısırlaştırılmaya tabi tutulması ile ilgili kararına atıf vardır. Bağlamı bir miktar farklı olmakla birlikte, aslında bu kare ve kurgunun merkezindeki ‘Yargıçlar Yargılaması’[3] özellikle Alman hukuk tarihi açısından önemli bir tartışmayı beraberinde getirir. Bu tartışma, bugün terör mevzuatı ile düşman ceza hukukunun küresel ve lokal gelişme dinamiklerine dair zihin açıcı bir perspektifi esasen barındırır. Zira, düşman ceza hukuku kavramı ve uygulamaları, tıpkı 3. Reich döneminde meri Nazi ceza hukuku gibi öncelikle bir sürekliliğin ürünüdür. Düşman ceza hukukunu olağan normatif düzenden keskin bir kopuş olarak değerlendirmek, 19. yüzyılın sonlarından itibaren ortaya çıkan ve suçluyu kategorilere ayıran, en tehlikeli suçlu kategorisini, hapsetmeyi ya da öldürmeyi uygun gören, diğer kategorilerdeki yaptırımları farklılaştıran suçun failini yarattığı tehlike açısından değerlendiren yaklaşımın sürekliliğini göz ardı etmek anlamına gelecektir.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---