Adliyelerde adalet talebinin yükselmesi kadar doğal ne olabilir? Bütün duruşma salonlarında mülkün, devletin temelinin adalet olduğu yazar. Fakat Türkiye’nin son on yılında adalet talebi, adalet kavramına ilişkin dönüşüm ile birlikte niteliksel bir sıçrama yaşamıştır. Bu sıçramanın gerek hukuk araştırmacısı, gerek hukuk uygulayıcısı gerekse de hukukun nesnesi olan herkes için birbirinden çok farklı da olsa birbiriyle kesişen ve hukuktaki dönüşüme işaret eden bir anlamı var. Hukuk araştırmacısının hukuk metodolojisi içerisinde incelediği sorun, sorunun yargısal çözümüne ilişkin hiçbir anlam ifade etmiyor. Kemal Gözler bunu “Örneğin anayasa mahkemelerinin önündeki bir iptal davasının sonucunu tahmin etmek için anayasanın ne dediğine bakmanın bir yararı yok. Zira artık anayasa mahkemesi kararları anayasaya değil, birtakım hukuk dışı faktörlere bağlı. Belirli bir davada anayasa mahkemesinin ne yönde karar vereceğini anayasa hukuku profesörleri değil, gazeteciler daha iyi tahmin ediyorlar.”[1] ifadeleriyle sarih biçimde anlattı.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---