Gözetim toplumu denilen bugünün toplumunda, akıllı denetim teknojileri hayatın her alanına nüfuz ederken, topluma “potansiyel suçlulara” derhal müdahale edileceği vadedilmiştir. Bu güvenlik vaadi, yaygınlaşan terör saldırılarının ardından gittikçe daha çok taraftar toplamış ve tüm dünyada iç güvenlik mevzuatlarını, kolluk ve istihbarat örgütlerine ilişkin düzenlemeleri ve yargı denetimini dönüşüme uğratmıştır. Ancak bugünün resmi çizilirken, denetim teknolojilerinin ilk olarak 11 Eylül günü “Dünya Ticaret Merkezi kulelerinin küllerinden doğmadığı”[1]özellikle vurgulanmalıdır. Aksi halde, bu süreçten çok daha önce, uydular, telefon kabloları, casus yazılımlar ve internet altyapısına yerleştirilen teknolojiler aracılığıyla gerçekleştirilen ve özel hayata sınırsız müdahale içeren kitlesel uygulamalar göz ardı edilecek ve kolaylıkla meşrulaştırılabilecektir. Bu nedenle, ilgili teknolojilerin kullanımı, dünden bugüne devamlılık içinde ele alınmalı ve bu süreç insan onurunun bir yansıması olan kişisel verilerin korunması ve masumiyet karinesi çerçevesinde değerlendirilmelidir.

---Değerli okuyucumuz, bu yazının devamı erişime kısıtlanmıştır. Yazının tümüne ulaşmak için lütfen dergimizi edininiz.---